реклама
Бургер менюБургер меню

Неизвестный автор – Dede Korkut`tan Çocuklara Seçme Hikâyeler (страница 4)

18
Kazılık Dağı’nın suçu yoktur Koşan geyiklerine beddua etme Kazılık Dağı’nın günahı yoktur Aslan ile kaplanına beddua etme Kazılık Dağı’nın suçu yoktur Beddua edersen babama et Bu suç, bu günah babamdandır

Oğlan yine:

“Ana ağlama, bana bu yaradan ölüm yoktur, korkma. Boz atlı Hızır bana geldi, üç kere yaramı sıvazladı, bu yaradan sana ölüm yoktur, dağ çiçeği ile ananın sütü sana merhemdir, dedi.”

Böyle deyince kırk ince kız yayıldılar, dağ çiçeği topladılar. Oğlanın anası memesini bir sıktı, sütü gelmedi; iki sıktı, sütü gelmedi; üçüncüde kendisini zorladı, iyice doldu, memesini sıktı, süt ile kan karışık geldi. Dağ çiçeği ile sütü oğlanın yarasına sürdüler. Onu ata bindirdiler, alarak yurduna gittiler. Oğlanı hekimlere emanet edip Dirse Han’dan sakladılar.

At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur. Hanım, oğlanın kırk günde yarası iyileşti, sapasağlam oldu. Oğlan ata biner, kılıç kuşanır oldu, av avlar, kuş kuşlar oldu. Dirse Han’ın bunlardan hiç haberi olmadı; o, oğlancığını öldü sanıyordu.

O kırk namert, bunu duydu:

“Neyleyelim?” diye konuştular. “Dirse Han eğer oğlancığını görürse, bırakmaz, hepimizi öldürür. Gelin, Dirse Hanı tutalım, ak ellerini ardına bağlayalım, kıl sicimi ak boynuna takalım, alıp kâfir ellerine yönelelim.” diyerek Dirse Han’ı tuttular.

Ak ellerini ardına bağladılar, kıl sicimi boynuna taktılar; ak etinden kan çıkıncaya kadar dövdüler. Dirse Han yayan, bunlar atlı yürüdüler; alıp kanlı kâfir ellerine yöneldiler. Dirse Han’ın esir olduğundan Oğuz beylerinin hiç haberi bile olmadı.

Meğer Sultan’ım, Dirse Han’ın hatunu, bunu duymuş. Oğlancığına karşı varıp söylemiş, görelim Han’ım ne söylemiş:

Görüyor musun ay oğul neler oldu? Sarp kayalar oynamadı yer oyuldu Yurtta düşman yok iken Senin babanın üstüne düşman geldi O kırk namert, babanın arkadaşları babanı tuttular Ak ellerini ardına bağladılar Kıl sicimi ak boynuna taktılar Kendileri atlıydı Babanı ise yayan yürüttüler Alıp kanlı kâfir ellerine yöneldiler Hanım oğul kalkarak yerinden doğrul Kırk yiğidini beraberine al Babanı o kırk namertten kurtar Yürü oğul Baban sana kıydı ise Sen babana kıyma

Boğaç Bey, anasını kırmadı ve onun sözünü tuttu. Yerinden kalktı, kara çelik öz kılıcını beline kuşandı, ak kirişli sert yayını eline aldı, altın mızrağını koluna taktı, büyük cins atını tutturdu, sıçrayıp bindi. Kırk yiğidini de beraberine aldığı gibi babasının ardınca koşturup gitti.

O namertler de bir yerde konmuş, al şarabın keskininden içiyorlardı. Boğaç Han, atını sürüp onlara yetişti. O kırk namert de bunu gördü ve:

“Gelin varalım şu yiğidi tutup getirelim, ikisini bir arada kâfire yetiştirelim.” dediler.

Dirse Han:

Kırk yoldaşım aman Tanrı’nın birliğine yoktur güman 3 Benim elimi çözün Kolca kopuzumu elime verin O yiğidi döndüreyim İster beni öldürün, ister diriltin Bırakıverin

Elini çözdüler, kolca kopuzunu eline verdiler. Dirse Han, o yiğidin kendi oğlancığı olduğunu bilemedi, karşı geldi. Söyler, görelim Han’ım, ne söyler:

Boynu uzun büyük cins atlar gider ise benim gider Senin de içinde bineğin var ise söyle bana Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri Ağıllardan on bin koyun gider ise benim gider Senin de içinde etliğin var ise söyle bana Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri Develerden kızıl deve gider ise benim gider Senin de içinde yük taşıyıcın var ise söyle bana Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri Altın başlı otağlar gider ise benim gider Senin de içinde odan var ise yiğit söyle bana Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri Ak yüzlü ela gözlü gelinler gider ise benim gider Senin de içinde nişanlın var ise yiğit söyle bana Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri Ak sakallı ihtiyarlar gider ise benim gider Senin de içinde ak sakallı baban var ise yiğit söyle bana Savaşmadan, vuruşmadan kurtarayım dön geri Benim için geldin ise oğlancığımı öldürmüşüm Yiğit sana günahı yok dön geri

Buna karşılık oğlan burada babasına söylemiş, görelim Han’ım, ne söylemiş:

Boynu uzun büyük cins atlar senin gider