реклама
Бургер менюБургер меню

Неизвестный автор – Dede Korkut`tan Çocuklara Seçme Hikâyeler (страница 3)

18
Babamın, anamın verdiği Göz açıp da gördüğüm Gönül verip sevdiğim A Dirse Han Kalkarak yerinden doğruldun Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin Göğsü güzel koca dağa ava çıktın İki vardın, bir geliyorsun, yavrum hani Karanlık gecede bulduğum oğul hani Çıksın benim görür gözüm a Dirse Han Yaman seğriyor Kesilsin oğlumun emdiği süt damarım Yaman sızlıyor Sarı yılan sokmadan akça tenim kalkıp şişiyor Yalnızca oğul görünmüyor, bağrım yanıyor Kuru kuru çaylara su saldım Kara elbiseli dervişlere adaklar verdim Aç görsem doyurdum, çıplak görsem donattım Tepe gibi et yığdım, göl gibi kımız sağdırdım Dilek ile bir oğul zorla buldum Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana Karşı yatan Ala Dağ’dan bir oğul uçurdunsa Söyle bana Taşkın akan koşan sudan bir oğul akıttınsa Söyle bana Aslan ile kaplana bir oğul yedirdinse söyle bana Kara giyimli azgın dinli kâfirlere bir oğul aldırdınsa söyle bana Han babamın katına ben varayım Ağır hazine bol asker alayım Azgın dinli kâfire ben varayım Paralanıp cins atımdan inmeyince Yenim ile alca kanımı silmeyince Kol but olup yer üstüne düşmeyince Yalnız oğul yollarından dönmeyeyim Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana Kara başım kurban olsun bugün sana

dedi ve feryat figan eyledi, ağladı. Böyle deyince Dirse Han hatununa cevap vermedi, o kırk namert karşı geldi ve:

“Oğlun sağdır, esendir; hâlâ avdadır. Bugün yarın nerede ise gelir, korkma kaygılanma. Bey sarhoştur, cevap veremez.” dediler.

Dirse Han’ın hatunu çekildi, geri döndü. Dayanamadı, kırk ince kızı beraberine aldı, büyük cins ata binip oğlancığını aramaya gitti. Kışları da yazları da karı buzu erimeyen Kazılık Dağı’na geldi. Alçaktan yüce yerlere koşturup çıktı. Baktı gördü ki bir derenin içine karga, kuzgun iner çıkar, konar kalkar. Büyük cins atını o tarafa çevirdi ve yürüdü.

Meğer Sultan’ım, oğlan orada yıkılmıştı. Karga, kuzgun kan görüp oğlanın üstüne konmak isterdi. Oğlanın iki köpekceğizi vardı. Kargayı, kuzgunu kovalardı, oğlanın üstüne kondurmazdı. Oğlan orada yıkılıp kalınca boz atlı Hızır, oğlana hazır oldu, üç defa yarasını eli ile sıvazladı:

“Korkma oğlan, sana bu yaradan ölüm yoktur, dağ çiçeği ile ananın sütü senin yarana merhemdir.” dedi ve ortadan kayboldu.

Oğlanın anası, oğlanın üstüne koşturup çıkageldi. Baktı, gördü ki oğlancığı alca kana bulanmış yatıyor. Çağırarak oğlancığına söyler, görelim Han’ım, ne söyler:

Kara çekik gözlerini uyku bürümüş aç artık On iki kemikçiğin harap olmuş topla artık Tanrı’nın verdiği tatlı canın seyranda imiş yakala artık Öz gövdende canın var ise oğul haber bana Kara başım kurban olsun oğul sana Akar senin suların Kazılık Dağı Akar iken akmaz olsun Biter senin otların Kazılık Dağı Biter iken bitmez olsun Koşar senin geyiklerin Kazılık Dağı Koşar iken koşmaz olsun taş kesilsin Ne bileyim oğul aslandan mı oldu Yoksa kaplandan mı oldu ne bileyim oğul Bu kazalar sana nereden geldi? O gövdende canın var ise oğul haber bana Kara başım kurban olsun oğul sana Ağız dilden birkaç kelime haber bana

Hatun böyle deyince oğlanın kulağına ses geldi. Başını kaldırdı, ansızın gözünü açtı ve anasının yüzüne baktı. Söylemiş, görelim Han’ım, ne söylemiş:

Beri gel ak sütünü emdiğim kadınım ana Ak bürçekli izzetli canım ana Akarlı sularına beddua etme Kazılık Dağı’nın günahı yoktur Biterli otlarına beddua etme