Неизвестный автор – Dede Korkut`tan Çocuklara Seçme Hikâyeler (страница 6)
Çoban, kâfire şöyle cevap verdi:
Bunu duyan kâfirler derhâl at teptiler, ok serptiler. Yiğitler yiğidi Karacık Çoban sapanının ayasına taş koyup fırlattı. Birini atınca ikisini üçünü yıktı; ikisini atınca üçünü dördünü yıktı. Kâfirlerin gözü korktu. Karacık Çoban, kâfirin üç yüzünü sapan taşı ile yere serdi. İki kardeşi okla vuruldu, şehit oldu. Çoban’ın taşı tükendi, koyun demedi keçi demedi, sapanının ayasına koyup attı, kâfiri yıktı. Kâfir şaşkına döndü. Dünya âlem kâfirin başına karanlık oldu:
“Murada, maksuda ermesin, bu Çoban hepimizi öldürür mü öldürür!” dediler ve durmayıp oradan kaçtılar.
Çoban, şehit olan kardeşlerini Hakk’a teslim etti. Kâfirlerin leşinden büyük bir tepe yığdı. Çakmak çakıp ateş yaktı ve keçesinden isli kül yapıp yarasına bastı. Yolun kenarına geçip oturdu, ağladı, sızladı:
“Salur Kazan, Bey Kazan, ölü müsün diri misin, bu işlerden haberin yok mudur?” dedi.
Meğer Hanım, o gece Kudretli Oğuz’un devleti, Bayındır Han’ın güveyisi, Ulaşoğlu Salur Kazan, kara kaygılı bir rüya gördü. Sıçradı ayağa kalktı:
“Biliyor musun kardeşim Kara Göne, rüyamda ne gördüm? Kara kaygılı rüya gördüm. Yumruğumda çırpınan benim şahin kuşumu ölüyor, gördüm. Gökten yıldırım ak otağımın üzerine çakıyor, gördüm. Kapkara duman yurdumun üzerine dökülüyor, gördüm. Kuduz kurtlar evimi dişleyip yırtıyor, gördüm. Kargı gibi kara saçımı uzanıyor, gördüm; uzanarak gözümü örtüyor, gördüm. Bileğimden on parmağımı kanda gördüm. Ne vakit ki bu rüyayı gördüm, ondan beri aklımı fikrimi toplayamıyorum. Kardeşim, benim bu rüyamı yor bana.” dedi.
Kara Göne:
“Kara bulut dediğin senin devletindir, kar ile yağmur dediğin senin askerindir, saç kaygıdır, kan karadır, geri kalanını yoramam, Allah yorsun.” dedi.
Kara Göne böyle söyleyince Kazan:
“Benim avımı bozma, askerimi dağıtma. Ben bugün yağız al atı ökçelerim, üç günlük yolu bir günde varırım. Öğle olmadan yurdumun üstüne varırım. Eğer yurdum, sağ ve esense akşam olmadan gelirim; yok yurdum sağ ve esen değilse başınızın çaresine bakın, ben artık gidiyorum.” dedi.
Kazan Bey, yağız al atını mahmuzladı, yola çıktı. Gele gele yurdunun üzerine geldi. Gördü ki yurdunun üzerinde kuzgunlar uçuyor, tazılar etrafta dolaşıyor. Kazan Bey burada yurt ile haberleşmiş, görelim Han’ım, ne haberleşmiş:
Bu hâlleri görünce Kazan’ın kara süzme gözleri kan yaş doldu; kan damarları kaynadı; kara bağrı sarsıldı. Yağız al atını ökçeledi, kâfirin ardından yola düştü, gitti.
Kazan’ın önüne bir su geldi:
“Su, Hak yüzünü görmüştür, ben bu su ile haberleşeyim.” dedi.
Görelim Han’ım, nice haberleşti:
Su nasıl haber versin? Sudan geçti, bu sefer bir kurda rastladı:
“Kurt yüzü mübarektir, kurt ile bir haberleşeyim.” dedi.
Görelim Han’ım, ne haberleşti: