Arkasını vurup berk ağılın ardını söken
Karma ögeçin 4 semizini alıp tutan
Kanlı kuyruk yüzüp çap çap yutan
Avazı kalın köpeklere kavga salan
Çakmaklıca çobanları geceleyin koşturan
Yurdumun haberini biliyor musun söyle bana
Kara başım kurban olsun kurdum sana
Kurt nasıl haber versin? Kurttan da geçti. Karaca Çoban’ın kara köpeği, Kazan’ın karşısına geldi. Kazan, kara köpek ile haberleşti.
Görelim Han’ım, ne haberleşti:
Karanlık akşam olunca vaf vaf üren
Acı ayran dökülünce çap çap içen
Gece gelen hırsızları korkutan
Korkutarak şamatasıyla ürküten
Yurdumun haberini biliyor musun söyle bana
Kara başımın sağlığında iyilikler edeyim köpek sana
Köpek nasıl haber versin? Köpek, Kazan’ın atının ayağına çap çap düşer, sin sin sinler. Kazan, bir sopa ile köpeğe vurdu, köpek çekildi, geldiği yola gitti. Kazan, köpeği takip ederek Karaca Çoban’ın yanına geldi. Çoban’ı gördüğünde haberleşti.
Görelim Han’ım, ne haberleşti:
Karanlık olunca kaygılı çoban
Kar ile yağmur yağınca çakmaklı çoban
Ünümü anla sözümü dinle
Ak otağım şuradan geçmiş gördün mü söyle bana
Kara başım kurban olsun çoban sana
Çoban:
Ölmüş müydün, yitmiş miydin a Kazan?
Nerede geziyordun, neredeydin a Kazan?
Dün değil evvelki gün evin buradan geçti
İhtiyarcık anan, kara devenin boynunda asılı geçti.
Kırk ince belli kızı ile
Helallin boyu uzun Burla Hatun
Ağlayarak şuradan geçti.
Kırk yiğit ile oğlun Uruz, başı açık yalın ayak
Kâfirlerin yanınca esir gitti.
Tavla tavla koç atlarına kâfir binmiş.
Katar katar develerini kâfir yedekte çekmiş.
Altın akçe, bol hazineni kâfir almış.
Çoban böyle deyince Kazan ah etti, aklı başından gitti. Dünya âlem gözüne karanlık oldu:
“Ağzın kurusun Çoban, dilin çürüsün Çoban, Yüce Allah, senin alnına bela yazsın Çoban!” dedi.
Kazan Bey böyle söyleyince Çoban:
Ne kızıyorsun bana ağam Kazan
Yoksa göğsünde yok mudur iman
Altı yüz kâfir de benim üzerime geldi.
İki kardeşim şehit oldu.
Üç yüz kâfir öldürdüm, gaza ettim;
Semiz koyun, zayıf toklu 5
Senin kapından kâfirlere vermedim.
Üç yerimden yaralandım.
Kara başım bunaldı, yalnız kaldım.
Suçum bu mudur?
dedi ve sözüne şöyle devam etti:
Yağız al atını ver bana
Altmış tutam mızrağını ver bana
Alp alaca kalkanını ver bana
Kara çelik öz kılıcını ver bana
Okluğundan seksen okunu ver bana
Ak kirişli sert yayını ver bana
Kâfire ben varayım
Yeniden doğanını öldüreyim
Yenim ile alnımın kanını ben sileyim
Ölürsem senin uğruna ben öleyim
Allahuteala kor ise evini ben kurtarayım
Çoban böyle deyince Kazan kahırlandı, kara cins atını sürdü ve yürüdü. Çoban da Kazan’ın ardından yetişti. Kazan döndü baktı:
“Oğul Çoban nereye gidiyorsun?” dedi.
Çoban:
“Ağam Kazan, sen evini almaya gidiyorsan, ben de kardeşimin kanını almaya gidiyorum.” dedi.
Çoban böyle söyleyince Kazan: