Джейн Остин – Akıl ve Tutku (страница 4)
Marianne kardeşini bu kadar kolay memnun edebildiğine sevindi.
“İyi yürekli ve sağduyulu.” diyerek devam etti Elinor, “Onunla samimiyet kurmaya başlayacak kadar zaman geçirdikten sonra bundan şüphe edebilecek kimseyi düşünemiyorum. Anlayışı ve ilkelerindeki mükemmellik, sadece onu sıklıkla sessiz kalmaya iten çekingenliğiyle gizlenebilir. Onu çok kıymetli olduğunu görebilecek kadar iyi tanıyorsun. Ne var ki garip durumlar yüzünden bazı inceliklerine benden daha yabancı kaldın. Sen annemin şefkatine dalmışken Edward ve ben bolca vakit geçirdik. Onu epeyce tanıdım, hislerini öğrenmeye çalıştım; edebî konulardaki fikirlerini ve zevk konusundaki görüşlerini dinledim. Genelde çok bilgili ve harikulade bir edebiyat anlayışı, eğlenceli bir hayal gücü, yerinde ve doğru gözlemlerinin yanında, zarif ve saf bir zevki olduğunu söyleme cüretini kendimde buluyorum. Tanıdıkça adabı ve kişiliği gibi, meziyetlerinin de her alanda geliştiğini görebilirsin. İlk anda çarpıcı bir görüntüsü yok fakat bakışlarının güzelliğini ve çehresindeki sevimliliği görebilirsin. Artık onu iyi tanıyorum ve neredeyse çok yakışıklı olduğunu düşünüyorum. Sen ne dersin Marianne?”
“Şimdi olmasa bile, pek yakında ben de onun yakışıklı olduğunu düşüneceğim Elinor. Onu eniştem olarak sevmemi söylediğinde tıpkı şu an yüreğinde kusur görmediğim gibi, yüzünde de görmeyeceğim.”
Bu cevabın verilmesine Elinor sebep olmuştu. Edward’dan bahsederken içine sürüklendiği sıcak duyguları açık ettiği için pişman oldu. Edward’ı zihninde çok yücelttiğini hissetti. Bunun karşılıklı olduğuna inanıyordu ancak Marianne’i bu konuda ikna edebilmek için net konuşmalıydı. Marianne ve annesi bir an varsayımda bulunurlar, sonraki an buna kendileri inanırlardı. Onlar için dilemek, ümit etmek; ümit etmek de beklemek demekti. Kendi durumunu kardeşine açıkça anlatmalıydı.
“İnkâr etmeyeceğim…” dedi Elinor, “Onu gözümde yüceltiyorum, onu önemsiyorum, ondan hoşlanıyorum.”
Marianne öfkeyle atıldı:
“Önemsemek! Hoşlanmak! Duygusuz Elinor! Hatta soğuk nevale Elinor! Başka türlü görünmeye utanıyorsun! O kelimeleri bir kez daha kullan da ben de şu odayı terk edip gideyim!”
Elinor gülmekten kendini alamadı. “Kusura bakma, duygularımdan bu şekilde bahsederek seni gücendirmek istememiştim. Söylediğimden daha güçlü şeyler hissettiğime inan, yani meziyetlerinin ve bana ilgi duyuyor olması ihtimalinin, sağduyu veya akıl dışına çıkmadan uyandırabileceği kadar olduğuna inan. Ama bundan ötesine inanma. Henüz ilgisini ilan etmiş değil. Benden hoşlandığına kesinlikle eminim. Ama zaman zaman şüphe duyuyorum; hislerini tamamen açana kadar, daha fazlası varmış gibi kendi eğilimime cesaret vermekten kaçınmama hayret etme. Kalben, tercihinden neredeyse hiç şüphem yok. Fakat hislerinin yanı sıra göz önünde bulundurulması gereken başka hususlar da var. Özgür değil. Annesinin nasıl biri olduğunu bilemeyiz ancak Fanny’nin zaman zaman anlattıklarına bakılırsa pek cana yakın bir kadın sayılmaz. Eğer Edward zengin veya üst sınıftan olmayan bir kadınla evlenmek isterse karşılaşacağı zorlukların farkında değilse çok yanılıyorumdur.”
Marianne annesiyle tahminlerinin gerçeğe bu denli yakın olmasına şaşırdı.
“Sen daha onunla nişanlanmadın.” dedi. “Ama yakında nişanlanacaksınız. Gecikmesi iki yönden iyi olur. Hem senden bu kadar çabuk ayrılmam hem de Edward gelecekte saadetinizin olmazsa olmazı, senin en sevdiğin uğraşınla ilgili doğal zevkini daha da geliştirmeye fırsat bulmuş olur. Ah, senin yeteneğine özenerek o da resim yapmayı öğrense ne kadar da harika olurdu!”
Elinor gerçek düşüncelerini açmıştı kardeşine. Edward’la ilişkisi konusunda Marianne gibi her şeyin yolunda gittiğini düşünmüyordu. Bazı zamanlar Edward’da öyle bir heyecansızlık görülüyordu ki bu kayıtsızlıktan değilse bile neredeyse onun kadar rahatsız edici bir şeyden kaynaklanıyordu. İçinde bulundukları duruma bakınca Elinor’un hislerinden şüphe duysa dahi bunun onda rahatsızlıktan başka bir şey yaratması beklenemezdi aslında. Yani moral bozukluğunun sebebi, yalnızca bu şüphe olamazdı. Belki de bunun sebebi duygularına göre hareket etmesinin önünde bir engel olan bağımlılıktı. Annesinin kendi geleceğiyle ilgili yaptığı planlara tamamıyla uymadığı takdirde ona evinde rahat vermeyeceğinin de kendine ait bir evi olabileceği güvenini vermeyeceğinin de farkındaydı. Bu yüzden bir türlü kendini rahat hissedemiyordu. Annesi ve kız kardeşi buna kesin gözüyle baksa da Elinor, Edward’ın kendisine duyduğu ilginin nasıl bir hâl alacağını bilemiyordu. Üstelik beraber zaman geçirdikçe onun ilgisinden daha çok şüphe duymaya başladı. Hatta birkaç dakikalığına da olsa bunun arkadaşlıktan öte olmadığına inandığı oluyordu.
Yine de gerçekte sınırları ne olursa olsun bu durum, Fanny tarafından fark edildiğinde onu huzursuz etmeye hatta -aslına bakılırsa-sinirlendirmeye yetiyordu; ilk fırsatta kardeşinin büyük beklentilerini, Bayan Ferrars’ın iki oğluna da iyi evlilikler yaptırma kararlılığını ve oğullarını baştan çıkaracak bir genç kızı bekleyen tehlikeleri bire bin katarak kayınvalidesini öyle kötülüyordu ki Bayan Dashwood ne bilmiyormuş gibi yapabiliyor ne de sakinliğini koruyabiliyordu. Hissettiği küçümsemeyi belli eden bir cevap veriyor, sevgili Elinor’unun daha fazla böyle imalara maruz kalmasına mahal bırakmamak için hemen odayı terk ediyordu.
Bu düşünceler içindeyken bir mektup geldi; zamanlaması harika olan bir teklif sunuluyordu: Çok uygun ödeme şartlarıyla, küçük bir ev teklifiydi; Devonshire’da saygıdeğer, mülk sahibi bir beyefendi olan akrabalarına aitti. Mektubu bizzat beyefendinin kendisi göndermişti ve gerçek bir dostane tavır ve yardımseverlik ruhu içinde yazılmıştı. Beyefendi, onun bir eve ihtiyacı olduğunu haber almıştı ve -küçük bir kır evi olsa da- teklif ettiği evin, eğer kendisi de münasip görürse gereken her türlü düzenlemesinin yapılacağına dair onu temin ediyordu; o çevreyi beğensin yeterdi. Ev ve bahçeyle ilgili ayrıntılardan söz etmiş ve kızlarıyla birlikte Bayan Dashwood’u kendi yaşadığı bölgeye, Barton Park’a çağırmıştı; aynı bölgede bulunan Barton Kır Evi’nin birtakım değişikliklerle onun rahatını sağlayacak bir hâle getirilip getirilemeyeceğine ondan sonra karar verebilirdi. Bayan Dashwood ve kızlarını misafir etmek konusunda oldukça hevesli olduğu anlaşılıyordu. Mektup çok dostane bir dille yazılmıştı; özellikle de Bayan Dashwood ve kızlarının soğuk ve zalim bir muameleyle burun buruna olduğu bu dönemde, kuzenini rahat ettirme hususuna pek önem verdiği anlaşılabiliyordu. Bayan Dashwood’un uzun uzun kafa yormasına gerek yoktu. Okur okumaz kararını vermişti. Sussex’ten Devonshire kadar uzak bir vilayette olan Barton’ın konumu, daha birkaç saat öncesine kadar oraya dair düşünebileceği tüm üstünlükleri yok hükmüne indirmeye yetecek bir itiraz sebebiyken şimdi oranın en önemli özelliği oluyordu.
Norland’dan ayrılmak artık korkulu rüyası olmaktan çıkmış, arzuladığı bir şey hâline gelmişti; gelininin misafiri olarak yaşadığı ızdıraplarla kıyaslandığında Norland’dan taşınmak onun için bir lütuftu; bu çok sevdiği yerden ebediyen ayrılmak, gelini buranın hanımlığını yapmaya devam ettiği sürece, orada ikamet etmekten veya misafir olarak bulunmaktan daha az ızdırap verici olacaktı. Geciktirmeden Sör John Middleton’a nazik davranışı için teşekkür etmekle birlikte kabul ettiğini belirten bir mektup yazdı ancak göndermeden önce kızlarının da onayını almak için iki mektubu da onlara gösterdi.
Elinor hep Norland’dan daha uzak bir yerde yaşamanın, şimdiki muhitlerinde yaşamaktan daha uygun olduğunu düşünmüştü. Bu nedenle, annesinin Devonshire’a taşınma niyetini duyunca karşı çıkmadı. Sör John’un bahsettiği evin sade ve kirasının makul olması zaten ona karşı çıkacak bir nokta bırakmıyordu; dolayısıyla Norland’dan taşınmayı hiç istemese de annesinin olumlu cevap göndermesine engel olmak için hiçbir şey yapmadı.
5
Bayan Dashwood mektubu gönderir göndermez üvey oğlu ve gelinine, bir ev bulduklarını ve her şey hazırlandıktan sonra kendilerine daha fazla zahmet vermeyeceklerini bildirdi zevkle. Haberi şaşkınlıkla karşıladılar. Gelininin ağzını bıçak açmadı, üvey oğlu ise kibarca Norland’dan fazla uzağa gitmeyeceklerini umduğunu söyledi. Bayan Dashwood ise Devonshire’a taşınacaklarını söylemekten büyük haz duydu. Edward, bunu duyar duymaz Bayan Dashwood’a dönerek şaşkınlık ve endişe dolu bir sesle “Devonshire mı? Siz, gerçekten de oraya mı gidiyorsunuz? Buradan o kadar uzağa! Neresine gidiyorsunuz peki?” dedi. Bayan Dashwood durumu açıkladı ve evin Exeter’in kuzeyindeki altı kilometrelik alanda olduğunu söyledi. “Pek büyük değil. Bir kır evi.” diye devam etti, “Ancak birçok dostum orada olacak. Kolayca bir veya iki oda eklenebilir. Eğer dostlarımın beni görmek için oraya gelmeleri zor olmazsa benim onları ağırlamam da hiç zor olmayacaktır.”
Sözlerini oldukça nezaket göstererek Bay ve Bayan Dashwood’u Barton’a davet ederek bitirdi. Edward’ı daha samimi bir tavırla davet etmişti. Gelini ile son konuşmasından sonra, Norland’da zaruri olandan daha fazla kalamayacağına karar verse de bu konuşmanın kafasına koyduğu şeye bir etkisi olmamıştı. Elinor’la Edward’ı ayırmak, önceden olduğu gibi, istediği son şeydi ve kardeşine yaptığı bu açık davetle gelinine, bu yakınlaşmayı onaylamamasını hiç önemsemediğini göstermek istiyordu.