Джейн Остин – Akıl ve Tutku (страница 5)
Bay John Dashwood defalarca annesine, bu denli uzağa taşındığı ve mobilyaların Norland’dan taşınmasına yardım edemeyeceği için çok üzgün olduğunu söyledi. Babasına verdiği sözün gereğine uygun davranması böylece imkânsız hâle geleceği için bu durum gerçekten de vicdanını rahatsız ediyordu. Mobilyalar deniz yoluyla gönderildi. Örtüler, porselen setleri, gümüş sofra takımları, kitaplar ve Marianne’in piyanosu da vardı. Eşyalar taşınırken John Dashwood’un karısı, paketlerin yola çıkışını içi sızlayarak izledi; kendi gelirlerinin yanında kayınvalidesinin gelirinin lafı bile edilmezdi ama onun o güzel mobilyalara sahip olmasına üzülmekten kendini alamıyordu.
Bayan Dashwood evi bir yıllığına kiraladı. Ev, bakımlıydı ve hemen yerleşebilirlerdi. Anlaşma iki taraf için de sorunsuz oldu. Bayan Dashwood, yeni evini kurmak için batıya doğru yola çıkmadan evvel yalnızca Norland’da yarattığı etkiyi görmek ve yeni evinde kullanacağı eşyaların boşaltılmasını beklemek için kalmıştı; bu da kendini ilgilendiren şeyleri yaparken oldukça hızlı olduğundan çarçabuk olup bitti. Kocasının ona bıraktığı atlar, ölümünden hemen sonra satılmıştı; büyük kızının ısrarlı tavsiyesi üzerine arabayı satmayı da kabul etti. Ona kalsa çocuklarının rahatı için arabayı elden çıkarmazdı ama Elinor’un kararlılığı galip geldi. Yine onun sağduyusu sayesinde hizmetkârların sayısı üçle sınırlandırıldı; Norland’da kaldıkları süre boyunca onların düzenini sağlayanlar arasından derhâl seçilen iki hizmetçi ve bir kâhya…
Kâhya ve bir hizmetçi vakit geçirmeden evi hanımlarının gelişine hazırlamak için Devonshire’a gönderildi; Bayan Dashwood henüz Leydi Middleton’ı hiç tanımadığı için Barton Park’a misafir olmaktansa doğrudan kır evine yerleşmeyi tercih etti. Sör John’un tarifine çok güveniyordu; eve yerleşmeden önce incelemek için hiçbir merak duymamıştı. Norland’dan ayrılma arzusu, gelinin bu gidişinden duyduğu açık memnuniyeti sayesinde hiç azalmadı; biraz daha geç gitmesini tavsiye eden soğuk bir teklif altında saklanılmaya çalışılan bir memnuniyet… Üvey oğlunun ölüm döşeğindeki kocasına verdiği söz yerine getirilebilirdi artık. Bunu konağa ilk geldiğinde göz ardı ettiğinden evden ayrılmaları ile verilen sözün tutulması için en münasip zaman gelmiş sayılırdı. Fakat Bayan Dashwood yavaş yavaş umudunu yitirmeye ve konuşmalarının genel havasından, üvey oğlundan gelecek tüm yardımın onların Norland’da kaldığı altı aylık süreyle sınırlı olduğunu anlamaya başladı. John sık sık evin artan masraflarından ve kesesi üzerindeki bitmez tükenmez taleplerden öyle sık dem vuruyordu ki bırakın para vermeyi, kendisinin paraya ihtiyacı var gibi görünüyordu.
Sör John Middleton’ın ilk mektubu Norland’a ulaştığı günün birkaç hafta sonrasında, yeni evleri, Bayan Dashwood ve kızlarının yolculuğa çıkmaları için hazır edildi.
Çok sevdikleri bu yere son kez veda ederken gözyaşları sel oldu. Oradaki hayatlarının son akşamında evin önünde tek başına dolanırken “Canım, canım Norland!” diyordu Marianne. “Sana özlemim ne zaman son bulacak! Başka bir yeri evim olarak benimsemek… Ah, mesut evim, şimdi sana buradan bakmak bana ne kadar da acı veriyor, tahmin edebilir misin? Bir daha bakamayacağım bu noktadan… Ve siz! Tanıdık ağaçlar! Siz gene aynı düzene devam edeceksiniz. Biz yokuz diye tek bir yaprak düşmeyecek, dallar sallanmayacak değil ya artık size bakmayacağımız için. Hayır, siz yine devam edeceksiniz bu hayata. Tüm haz ve özlemden bihaber, gölgenizde yürüyenlerin kim olduğuna aldırmadan!.. Fakat kim sizin tadınızı çıkarmaya devam edecek?”
6
Yolculuklarının ilk bölümü tatsız ve usandırıcı olmaktan ziyade kederli bir hâl içinde geçti. Ama yolculuk sona ererken bundan sonra yaşayacakları çevrenin manzarasına odaklanmaları kederlerini alıp götürdü ve Barton Vadisi’ne girdiklerinde gördükleri manzara karşısında neşelendiler. Şirin, verimli, ağaçlar ve çayırlarla kaplı, hoş bir araziydi. Evlerine, kıvrılarak giden bir milden uzun bir yolun sonunda vardılar. Ön tarafta yalnızca küçük, yeşil bir alan vardı; sade, küçük bir kapıdan geçerek avluya girdiler.
Barton Kır Evi, ev olarak bakıldığında küçük ama rahat ve derli topluydu. Kır evi olarak bakıldığında ise eksikleri vardı; bina sıradan, çatı kiremitli, pencere kapakları yeşile boyanmamış, duvarlar hanımeliyle sarmalanmamıştı. Evden bahçenin arka tarafına kadar dar bir koridor uzanıyordu. Girişin iki yanında altışar metrekarelik birer oturma odası, onların arkasında çalışma odaları ve merdivenler vardı. Bundan başka dört yatak odası ve tavan arasında iki oda vardı. İnşa edileli çok olmamıştı, iyi durumdaydı. Fakat Norland’a kıyasla, gerçekten yetersiz ve küçüktü. Eve girer girmez hatıralarıyla gözyaşlarına boğulmalarına rağmen, çok sürmeden gözyaşları kurudu. Gelişlerine sevinmiş gibi olan hizmetkârları onları neşelendirdi ve herkes diğerinin hatırı için mutlu gözükmeye çalıştı. Eylül ayının başındaydılar, hava güzeldi, evi ilk kez gördüklerinde havanın bu kadar güzel olması, daha da memnun olmalarını sağladı.
Evin durumu iyiydi. Hemen arkasında yüksek tepeler vardı. Diğer yanlardan kimi boş kimi ekilmiş kimi ağaçlarla kaplı düzlüklerle çevrelenmişti. Barton köyü bu tepelerden birine kurulmuştu ve kır evinden bakıldığında çok hoş bir manzara oluşturuyordu. Ön tarafta daha geniş bir manzara vardı. Tüm vadi ve kasaba görünüyordu. Kır evini çevreleyen tepeler vadiyi o yönde sonlandırıyorlardı. Vadi bir başka isim altında, başka yönde, yine en dik iki tepenin arasından yoluna devam ediyordu.
Bayan Dashwood evin genişliğinden ve eşyalardan oldukça memnun kalmıştı. Eski yaşam tarzı yüzünden birçok açıdan yenisini yetersiz bulduğu anlar olsa da kendi yaptığı eklemeler ve gelişmelerle mutlu oluyordu; o ana dek evin seçkin hâle gelmesi için yaptıklarına parası yetmişti. “Ev tabii ki ailemiz için çok küçük. Fakat şimdilik mümkün olduğunca rahat bir ev olması için çabalamalıyız, tadilat için yılın bu zamanı çok geç. Belki bahara kadar çok paramız olursa -ki olacağını tahmin ediyorum- inşaata da bir el atabiliriz. Sık sık dostlarımızı burada toplamak istiyorum fakat bu salonlar partiler için oldukça küçük. Belki koridorun bir kısmını diğeriyle birleştirerek birbirine bağlayabilirim. Böylece diğer tarafta giriş için daha geniş bir yer olur. Kolayca bir resim odası, yatak odası ve üst tarafa da tavan arası odası eklenebilir ve böylece rahat ve küçük bir kır evimiz olabilir. Keşke merdivenler güzel olsaydı. Ama istediğim her şeyi elde edemem ya! Gerçi onları genişletmek çok da zor olmasa gerek. Baharda elimizde ne kadar olduğuna bakıp ona göre planlamalarımızı yaparız.”
Tabii bu değişiklikler hayatında hiç birikim yapmak zorunda kalmamış bir kadının yıllık beş yüz pound’luk gelirinden arttıracaklarına bağlıydı; o yüzden, evi olduğu gibi kabullenmeyi bilecek kadar akıllılardı; her biri kendi özel zevkine göre düzenleme yapıyor, kitaplarını ve diğer eşyalarını etraflarına yerleştirerek kendilerine bir yuva yaratmaya çalışıyordu. Marianne’in piyanosu açılmış ve düzgünce yerleştirilmişti. Elinor’un resimleri ise oturma odasının duvarlarında yerlerini almıştı bile.
Ertesi gün kahvaltıdan sonra uğraşlarından kafalarını kaldırmak durumunda kaldılar; ev sahipleri Barton’a hoş geldiniz demek ve kendi evlerinden ve bahçelerinden, onlarda olmayan şeyleri sunmak için gelmişlerdi. Sör John Middleton kırk yaşlarında, hoş görünümlü bir adamdı. Daha önce Stanhill’e gelmişti ancak kuzenlerinin onu hatırlayamayacağı kadar uzun bir zaman önceydi bu. Yüzünde cana yakın bir ifade vardı ve tıpkı mektubunda olduğu gibi oldukça dostane davranıyordu. Geldiklerine oldukça memnun olmuş gibiydi; onları rahat ettirmek de kendisi için çok önemliydi. Ailesiyle kaynaşmalarını çok arzuladığından sıkça bahsetti ve eve iyice yerleşene dek akşam yemeklerini Barton Park’ta yemeleri için içtenlikle ısrar etti ki üstelemeleri nezaket sınırlarını aşsa da onu gücendirmek istemediler. Kibarlığı kelimelerle sınırlı değildi; onlardan ayrıldıktan bir saat sonra bahçeden toplanmış sebze meyveyle dolu bir sepet geldi, gün içinde bu sepeti av eti hediyesi takip etti. Dahası, mektuplarını onlar için postaya getirip götürme konusunda da ısrarcı oldu; tabii her gün gazetelerini gönderme zevkine de nail olacaktı.
Leydi Middleton kocası aracılığıyla nazik bir mesaj yolladı; Bayan Dashwood’u arzu ettiği zaman ziyaret etme isteğini belirtiyordu; bu mesaja cevap olarak Bayan Dashwood da aynı nezaketle onu davet ettiğinden leydi hazretleri ertesi gün onlara takdim edildi.
Barton’daki mutlulukları hususunda çok önemli bir payı olan biriyle tanışacakları için elbette heyecanlıydılar. Leydi Middleton’ın zarafeti tam arzu ettikleri gibiydi. En fazla yirmi beş yirmi altı yaşlarındaydı, yüzü güzeldi, uzun ve çarpıcı bir fiziği vardı, hitap tarzı asildi. Fakat kocasının içtenliğinden ve samimiyetinden biraz nasiplense kocasında eksik olan o zarafeti daha da artardı, ilk hayranlığın etkisinin geçip kusurlarının fark edilebileceği kadar uzun sürmüştü ziyareti; mükemmel yetiştirilmiş olsa da soğuk, çekingen ve en yüzeysel tabirlerin dışında kendine ait söyleyecek sözü olmayan bir kadındı.