Али Керим – Seçme Şiirler (страница 28)
Yüz at gibi…
Kırat41 gibi,
Dorat42 gibi.
Keleşlerin atı gibi,
Bozat43 gibi.
Birdenbire çizgi koptu
Işık söndü.
Tatlı ne var hayat gibi?
Artık gözlere gerek yok…
Deniz ‘ölüm’
Rüzgâr ‘ölüm’
İnsan ise ‘ışık’ diyor.
Bir yiğit gerek
Ölümün gür dalgaları
Parçalanan sert dalgaları,
Islıkları
Gürültüsü arasında
Arasın da
Sorsun da
Gidip varsın
Parçalanmış
Bir sinire.
Gerektir ki nice ölüm yutsun…
Ve sindirsin.
Ada-şehir kenarında
Dört ayaklı küçük bir oda
Titriyor üşütmüş
Zürafa gibi.
Midesinde altı genç.
Birisi ayağa kalktı: “Gitmem gerek,
Buna bir çare etmem gerek.”
Ötekisi: “Gitme, gerek yok,
Mahvolursun.”
“Gideceğim” diyor kalbi.
Yanıyor fener,
Işık huzmesi
Bölüyor karanlığı.
Kalın, kaba sert geceye
Saplanmış hançer gibi
Işık saçıyor.
Erimiş incecik bir şerit gibi kaldı gece.
Beş gencin beşi de
Kalkıp gitti
Arkadaşlarının peşinden
Koşarak…
Dalgayla beraber
Rüzgarla beraber
Soğukla beraber
Ölümleri kucaklayarak.
Öndeydi ışık, Selim.
Fenerinin ışık huzmesi
Çalışıyordu kürek gibi,
Yerle Göğü birleştiren
Karanlık denizinde,
Kâh derinde, kâh yüzeyde.
Işık huzmesi
Bir direğe
Tutundu sıkıca.
Bu imiş demek.
Tırmandı Selim,
Tırmandı Selim,
Tırmandı Selim,
Tırmandı deniz,
Tırmandı rüzgar…
Bir direkte