18+
реклама
18+
Бургер менюБургер меню

Виктор Мари Гюго – Sefiller I. Cilt (страница 2)

18

Bay Myriel, Digne’ye; kendisinden on yaş küçük ve yaşlı bir kız kurusu olan, kız kardeşi Matmazel Baptistine ile birlikte gelmişti.

Daha öncesinde Bay Myriel’in hizmetçisi olan, şimdi ise hem Matmazel Baptistine’in oda hizmetçiliğini hem de piskoposun kâhya kadınlığını yapan, yalnız başına yaşayan Madam Magloire da onlarla birlikte yaşıyordu.

Matmazel Baptistine; uzun boylu, solgun, zayıf ve narin bir kadındı. “Saygıdeğer” kelimesinin tabiri caizse tam anlamıyla vücut bulmuş hâliydi. Ancak yine de bir kadının “saygıdeğer” olması için anne olması gerekiyordu. O hiçbir zaman güzel bir kadın olmamıştı ancak sürekli olarak gerçekleştirdiği bir dizi dinî faaliyetten ibaret olan yaşamı, sonunda ona bir tür nur ve ışıltı kaplı bir yüz bahşetmiş; yıllar içerisinde yaşı ilerledikçe iyiliğin güzelliği denilebilecek bir ifadeye sahip olmuştu. Gençliğinde zayıflık olarak nitelendirilen, yaşlılığında saydamlığa dönüşmüştü ve bu saydamlık, onun bir melek gibi görünmesini sağlıyordu. O, bir bakireden çok daha yüksek bir ruha sahipti. Bedeni sanki bir gölgeden yapılmış gibiydi, gövdesi ancak cinsiyetini ortaya koyabilecek kadar dikkat çekiciydi; sanki bir tür nurla çevrelenmiş küçücük bir maddeydi, iri gözleri sürekli olarak önüne bakardı ve ruhu sanki sadece onun yeryüzünde kalmasını sağlayan bir vesile niteliğindeydi.

Madam Magloire; ufak tefek, şişman, akça pakça bir kadındı. Şişman olmasına rağmen oldukça hareketliydi. Bir an olsun yerinde durmaz, bir taraftan koşuşturmaktan diğer taraftan astımı yüzünden sürekli nefes nefese kalırdı.

Buraya geldiğinde Bay Myriel, resmî kararnamelerin gerektirdiği biçimde büyük bir tantanayla karşılanarak piskoposlar için ayarlanmış büyük konağa yerleştirilmişti. Belediye başkanı ve başkan, onu ilk ziyaret edenler olmuştu. O da ilk olarak kumandan ve valiyi ziyaret etmişti.

Yerleşme işleri bittikten sonra küçük şehir, yeni gelen piskoposlarının neler yapacağını beklemeye başlamıştı.

II

Bay Myriel, Monsenyör Bienvenu Oluyor

Digne’nin piskoposluk konağı, hastane ile bitişikti. Konak oldukça büyük ve güzel bir yapıydı. Geçen yüzyıl başlarında, Paris İlahiyat Fakültesinden mezun olan ve 1712 senesinde Simore rahipliği ve Digne şehrinin piskoposluğunu yapan Bay Henri Puget tarafından inşa edilmişti. Bu konak tam anlamıyla piskoposlara yakışır bir ikametgâhtı. Piskoposun yaşadığı daireler, oturma odaları, diğer odalar; hepsi eski Floransa tarzında kemerler altında, etrafını saran yürüyüş yollarıyla çok geniş ana avlu, muhteşem çiçeklerle süslenmiş bahçeleri ve ağaçlarıyla görkemli bir havaya sahipti. Zemin katta yer alan ve doğrudan bahçeye açılan muhteşem yemek odasında Bay Henri Puget, 29 Temmuz 1714’te büyük bir ziyafet vermişti. Bu ziyafete Başpiskopos Charles Brulart de Genlis, Embrun Prensi, Grasse Piskoposu, Kapuçin Antoine de Mesgrigny, Saint Honore de Lerins Rahibi, Fransa Vaizi Philippe de Vendôme, Venedik Piskoposu François de Berton, Glandeve Piskoposu Cesar de Sabran de Forcalquier ve Kral’ın din görevlisi olan Senez Piskoposu Jean Soanen katılmıştı. Bu yedi muhterem şahsiyetin portreleri konağın duvarlarını süslüyordu ve unutulmaz bir tarih olan 29 Temmuz 1714, beyaz mermerden bir masanın üzerine altın harflerle kazınmıştı.

Hastane; küçük bir bahçesi olan, tek katlı, alçak ve dar bir binaydı. Gelişinden üç gün sonra Piskopos, hastaneyi ziyaret etti. Ziyaret sona erdiği sırada, Müdür’den gelip kendisine evine kadar eşlik etmesini rica etti.

“Sayın Hastane Müdürü.” dedi ona. “Şu anda burada kaç hastanız var?”

“Yirmi altı, efendim.”

“Evet, ben de öyle saydım.” dedi Piskopos.

“Yataklar.” diye devam etti Müdür konuşmasına. “Birbirine çok yakın.”

“İşte, bunu ben de fark ettim.”

“Odalarımız maalesef oldukça küçük ve içeriyi havalandırmak da oldukça güç.”

“Ben de aynı şeyi düşündüm.”

“Ayrıca, güneşli havalarda dışarı çıkan hastalarımız için bahçemiz de oldukça küçük.”

“Ben de kendi kendime aynı şeyi söylüyordum.”

“Salgın durumunda, mesela bu yıl ateşli tifüs salgınını ve iki yıl öncesinde de başka bir salgın hastalığı yaşadık. Bazen burada hasta sayısı yüze kadar çıktı. Bu durumlarda ne yapacağımızı bilemiyoruz.”

“Bu durum benim de aklıma takıldı.”

“Ne yapmamızı önerirsiniz, efendim?” dedi Müdür. “Başımızın çaresine bakmak zorunda kalıyoruz.”

İkili arasındaki bu konuşma, zemin kattaki muhteşem yemek odasında gerçekleşmişti. Piskopos bir anlığına sessiz kaldı, sonra birden Hastane Müdürü’ne dönerek şöyle dedi:

“Beyefendi, sizce bu salon tek başına kaç yatak alır?”

“Bu yemek odası mı efendim?” diye haykırdı Müdür şaşkınlıkla. Piskopos yemek salonuna şöyle bir göz attı, sanki gözleriyle ölçüp biçiyor ve kendince hesaplamalar yapıyordu.

Kendi kendine konuşuyormuş gibi, “Burası en az yirmi yatak alır.” dedi. Sonra sesini yükselterek:

“Durun, Müdür Bey, size söyleyeceklerim olacak. Belli ki burada bir yanlışlık var. Siz otuz altı kişi, beş-altı küçük odası olan bir yerde kalıyorsunuz. Biz üç kişilik bir aile ise altmış kişinin rahatlıkla sığacağı bir evdeyiz. Size söylüyorum, bu işte kesinlikle bir yanlışlık var. Bu evde sizin, sizin bulunduğunuz yerde ise bizim kalmamız lazım. Siz bana kalacak yeri gösterin ve hepiniz buraya geçin.”

Ertesi gün otuz altı zavallı hasta Piskopos’un konağına, Piskopos ise doğrudan hastaneye taşınmıştı.

Devrim yüzünden bütün hayatı altüst olan Bay Myriel’in hiç malı mülkü yoktu. Kız kardeşinin kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için, yıllık beş yüz franklık bir geliri vardı. Bay Myriel’e ise, “piskopos” sıfatı karşılığında devlet tarafından on beş bin frank maaş ödeniyordu. Bay Myriel, hastaneye geçtiği günden itibaren gelirinin nasıl harcanacağını, bir daha değişmemek üzere şöyle belirledi. Burada size kendi el yazısı ile yazmış olduğu notları aktarıyoruz:

EVİMİN GİDERLERİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA ALDIĞIM NOTLAR:

Küçük Papaz Okulu için ............................... 1.500 frank

Cemaat toplantıları için ................................ 100 frank

Montdidier Lazaristleri için ........................... 100 frank

Paris’teki yabancı cemaatler için seminer ....200 frank

Kutsal Ruh Toplantısı için ............................. 150 frank

Kutsal Topraklar’ın dinî kurumları için .........100 frank

Hayırsever annelik dernekleri için ................ 300 frank

Arles’teki için ekstra ...................................... 50 frank

Cezaevlerinin iyileştirilmesi için ................... 400 frank

Mahkûmların kurtarılması ve yardım edilmesi için .......................................... 500 frank

Borçları nedeniyle hapsedilen aile babalarını kurtarmak için ................................ 1.000 frank

Cemaatime mensup yoksul öğretmenlere yardım için ................................................ 2.000 frank

Alpler’deki halka açık tahıl ambarları için ....100 frank

Digne ‘deki Monosque ve Sisteron’daki yoksul kızların eğitimi için Kadınlar Birliğine ................ 1.500 frank

Yoksullar için ................................................ 6.000 frank

Kişisel harcamalarım için ............................. 1.000 frank T

OPLAM ........................................................ 15.000 frank

Gördüğünüz üzere, harcama listesini yukarıdaki şekilde hazırlayan Bay Myriel, onu “evimin giderleri” olarak adlandırmıştı ve Digne’de görev yaptığı süre boyunca bu listeyi hiçbir zaman değiştirmedi.

Bu düzenleme Matmazel Baptistine tarafından tam bir boyun eğişle kabul edildi. Bu dindar kadın, Bay Myriel’i hem ağabeyi hem de piskoposu olarak görüyordu; onun açısından tabiatı bakımından hamisi, kilise açısından ise üstü konumundaydı. Onu sadece seviyor ve ona büyük saygı duyuyordu. Bay Myriel onunla konuştuğunda başını eğerek her şeyi kabul ediyor, harekete geçtiği zaman ise tam bağlılığını göstererek ona yardım ediyordu. Bu konuda küçük de olsa homurdanan tek kişi, hizmetçileri Madam Magloire idi. Bay Piskopos ona gelir olarak sadece bin frank ayırmıştı, bu da Matmazel Baptistine’in yıllık bin beş yüz frank gelirine ek olarak bin frank gelir elde etmelerini sağlıyordu. Bu iki yaşlı kadın ve Piskopos, işte bu gelirle yaşamlarını idame ettiriyorlardı.

Ve yine de bir köy papazı Digne’ye geldiğinde Madam Magloire’ın katı kuralları ve Matmazel Baptistine’in akıllı ev idaresi sayesinde Piskopos, hanesinde misafirini ziyadesiyle düzgün ağırlamanın yollarını bulabiliyordu.

Piskopos, Digne’ye gelmesinden yaklaşık üç ay sonra şöyle dedi:

“Yine de bütün bunlara rağmen herkesten çok daha sıkışık durumdayım!”

“Ben öyle düşünmüyorum!” diye hemen araya girdi Madam Magloire. “Monsenyör, şehirdeki arabasının masrafları ve piskoposluğa bağlı çevre illere yolculukları için bakanlığın kendisine borçlu olduğu ödeneği bile talep etmedi. Eski günlerde bunu almak, piskoposlar için bir gelenekti.”

“Doğru!” diye haykırdı Piskopos. “Çok haklısınız Madam Magloire.”

Böylece talebini yaptı.

Bir süre sonra bakanlık konseyi, bu talebi dikkate alarak ona şu başlık altında yıllık toplam üç bin franklık ödemeyi kabul etti: Bu ödenek, taşıma masrafları, pastoral ziyaret masrafları için Piskopos Myriel’e verilecektir.

Bu elbette ki kasabalılar arasında büyük bir infial yarattı. İmparatorluğun bir senatörü ve Beş Yüzler Konseyi’nin eski bir üyesi olan, Digne şehrinin yakınlarında kendisine muhteşem bir senatörlük ofisi sağlanmış eski Din Bakanı Bay Bigot de Preameneu’ye hemen konuyla ilgili oldukça öfkeli ve gizli bir not içeren mektup yazdılar. Bu özgün satırları aşağıda sizler için alıntılıyoruz: