18+
реклама
18+
Бургер менюБургер меню

Цао Сюэцинь – Kızıl Odanın Rüyası III. Cilt (страница 20)

18

Xiangling kurtulmak için debelendi, ikisi yerde yuvarlanmaya başladılar. Ötekiler ellerini çırparak gülüyorlardı.

“Dikkat! Su birikintisi var!” diye bağırdılar. “Yepyeni eteği kirlenirse yazık olur!”

Douguan etrafına bakınca, içinde yağmur suyunun biriktiği çukura doğru yuvarlandıklarını ve Xiangling’in eteğinin yarısının çamurlandığını gördü. Korkuya kapılarak Xiangling’i bıraktı, ayağa fırlayıp kaçtı. Diğerleri bunu şaka olarak değerlendirip gülmeye başladılar ama Douguan kaçınca, Xiangling’in öfkesinin kendilerine yöneleceğini düşünerek kaçıştılar. Xiangling ayağa kalkıp eteğini inceledi. Sırılsıklam olmuştu, her yerinden kirli ve pis kokan sular damlıyordu. Baoyu geldiğinde hâlâ acı acı feryat ediyordu. Baoyu kızların çiçek eşleştirme oynadıklarını görmüş, kendisi de çiçek toplamaya gitmiş, şimdi dönüyordu. Diğer kızların hepsinin gittiğini, Xiangling’in yalnız başına durup kara kara düşündüğünü görünce oyuna ne olduğunu sordu.

“Bende ‘kocalar ve karılar’ orkidesi vardı ama diğerleri bu çiçeği hiç duymadıkları için uydurduğumu söylediler; kavga çıktı, yepyeni eteğimi kirlettiler.” dedi Xiangling.

Baoyu çok memnun görünüyordu.

“Ben senin ‘kocalar ve karılar’ orkidenle eşleşirim.” dedi elindeki demetin içinden mor bir çiçek çıkararak. “Bak, bende ‘kafa kafaya’ çiçeği var.” Sonra Xiangling’in orkidesini alıp kendi mor çiçeğinin yanına koydu.

“Şimdi ‘kafa kafaya’ ya da ‘kocalar ve karılar’ı bir tarafa bırakalım, şu eteğime bir bakın!” dedi Xiangling.

Baoyu eğilip inceledi.

“Ay! Nasıl becerdin bunu? Narçiçeği kırmızısı ipek değil mi? Çok kötü leke yapar bu kumaş. Çok yazık olmuş!”

“Bayan Baoqin Nanking’den gelirken getirmişti.” dedi Xiang-ling. “Baochai ile ben birer tane etek dikmiştik. İlk defa giymiştim.”

Baoyu ayağını yere vurup içini çekti.

“Xueler her gün böyle yüz tane eteği atacak durumdalar.” dedi. “Ama asıl mesele bu değil. Öncelikle, bu kumaşı Baoqin verdiyse, senin eteğinin Baochai’inkinden önce eskimesi çok kötü olmuş. İkincisi, Xue teyze dırdırcı bir kadındır. Kaç kere senin müsrif ve kötü bir idareci olduğundan, bir şeye sahip çıkmayı bilmediğinden şikâyet ettiğini duydum. Şimdi senin kabahatin olmasa da bunu görünce bir sürü laf işiteceksin.”

Xiangling de aynen Baoyu’nün söylediklerini düşünüyordu; olan bitene rağmen yine de memnundu.

“Biliyorum. Buna benzer bir eteğim daha olsa, hemen değiştirirdim, o zaman anlamazdı. Birkaç tane yeni eteğim var ama hepsi çok farklı.” dedi.

“Kıpırdayıp durma!” dedi Baoyu. “İç çamaşırın ve ayakkabıların da çamur olacak. Bir fikrim var. Geçen ay Xiren kendine buna çok benzeyen bir etek dikti ama bir süre daha giyemeyecek çünkü hâlâ annesi için yas tutuyor. Birisini gönderip isteyelim, onu giy.”

Xiangling minnetle gülümsedi ama başını salladı.

“Olmaz, giyemem. Herkes öğrenirse bu hiç hoşlarına gitmez.”

“Umurlarında bile olmaz.” dedi Baoyu. “Matemi bittiğinde karşılığında ne istediğini sorarsın, sen de ona verirsin. Haydi, böyle mahcup durmak sana hiç yakışmıyor. Kimseyi kandırmıyorsun ki. Ayrıca sır olarak saklamaya gerek yok, Baochai’e anlatırsın. Sadece Xue teyze duymasın yeter. Onu kızdırmak istemeyiz.”

Xiangling bir süre düşündü. Baoyu’nün söyledikleri gayet mantıklıydı. Gülerek onayladı.

“Madem o kadar ince düşündünüz, peki o zaman.” dedi. “Ben burada bekliyorum. Ama yalvarırım eteği kendisi getirsin.”

Baoyu kabul etmesine memnun olup, başı önünde, Xiangling’i düşünerek hemen Xiren’i bulmaya gitti.

“Yazık! Onun gibi güzel bir kızın kimsesi yok; çocukken kaçırılıp Pan gibi bir zalime satılmış! Gerçek adını bile hatırlamıyor.”

Ama onun hakkındaki tüm düşünceleri böyle hüzünlü değildi.

“Onun için bu iyiliği yapabilmek ne güzel bir sürpriz! Geçen gün Pinger için yaptıklarım da umulmadık bir şeydi. Ama bu, hiç mi hiç beklenmezdi!”

Bu düşüncelere dalmış bir şekilde odasına döndü. Xiren’in yanına gidip elinden tuttu ve neden geldiğini anlattı.

Xiangling’i herkes çok severdi. Onda herkesi etkileyen hoş bir taraf vardı. Xiren de aynı duyguları besliyordu ve her zaman ona karşı cömert olmuştu. Baoyu olan biteni anlatınca, kıyafet sandığını açtı, kırmızı eteğini çıkarıp dikkatle katladı ve hemen götürmek için Baoyu’nün ardından dışarı fırladı. Baoyu’nün bıraktığı yerde sabırla beklerken buldular onu. Xiren numaradan payladı onu.

“Çok yaramaz olduğunu hep söylerim, Xiangling! Her zaman bir sorun çıkarırsın!”

Xiangling kıpkırmızı kesildi.

“Ah, teşekkür ederim, kardeşim. O korkunç yaratıklarla oynuyordum. Bu kadar kötü olabileceklerini hiç düşünmemiştim.”

Xiren’in getirdiği eteği aldı. Baoyu’nün dediği gibi, kendisininkine çok benziyordu. Delikanlıya arkasını dönüp başka tarafa bakmasını söyledi. Ellerini eteğinin içine sokup bağcıklarını açtı. Dikkatle çıkarıp diğerini giydi.

“Kirli olanı bana ver.” dedi Xiren. “Biraz temizledikten sonra sana geri gönderirim. Elinde görürlerse soru yağmuruna tutarlar.”

“Doğru, sen al.” dedi Xiangling. “Ama sevgili Xiren, seninkini aldığıma göre bunu geri istemiyorum. Genç hizmetçilerden birine ver. Hangisine olursa, sen bilirsin.”

“Çok bonkörsün.” dedi Xiren.

Xiangling iki kere resmî bir şekilde eğilip teşekkür etti. Xiren kirli etekle gitti.

Xiangling etrafına bakınca, Baoyu’yü hâlâ ileride arkası dönük olarak yere çömelmiş buldu; bir sopayla yeri kazmış, kendi mor çiçeğiyle Xiangling’in orkidesini gömüyordu. Önce dökülen çiçek yapraklarını çukurun dibine yaymış, üstüne çiçekleri koyup tekrar yapraklarla örttükten sonra toprakla doldurmuştu.

Xiangling gülerek kolunu çekiştirdi.

“Ne yapıyorsunuz böyle? İnsanlar tuhaf şeyler yaptığınızı söyleyip duruyorlardı, neyi kastettiklerini şimdi anladım. Şu ellerinize bir bakın! Çamur içinde! Hemen gidip yıkasanız iyi olacak!”

Baoyu ayağa kalkıp ellerini yıkamaya gitti, Xiangling de ters yöne doğru yürüdü. Daha birkaç adım atmışlardı ki Xiangling dönüp Baoyu’ye seslendi. Baoyu söyleyeceği bir şey var diye ellerini havada tutarak kıza döndü.

“Ne oldu?”

Ama Xiangling hiçbir şey demeden, orada durmuş gülümsüyordu. Sonra küçük hizmetçisi Zhener geldi.

“Bayan Baoqin seni çağırıyor.” dedi.

O zaman Xiangling Baoyu’ye, “Etek meselesinden kuzeniniz Pan’e söz etmeyeceksiniz, değil mi?” dedi ve arkasını dönüp yoluna devam etti.

“Ne?” diye bağırdı Baoyu, arkasından. “Kafamı bir kaplanın ağzına soksam daha iyi. Deli miyim ben?”

Dönüp ellerini yıkamak için Kızıl Neşe Avlusu’na doğru gitti.

Sonra olanlar gelecek bölümde.

63. BÖLÜM

Kızlar gece Baoyu’nün yaş gününü kutlar.

Jia Jing bir iksir yüzünden ölür ve You Shi tek başına cenaze merasimi düzenler.

Baoyu Kızıl Neşe Avlusu’na dönünce ilk iş ellerini yıkadı. Bir yandan da Xiren’le o akşam yapmayı planladıkları partiyi konuşuyorlardı.

“Herkesin eğlenmesini istiyorum.” dedi Baoyu. “Bir kere olsun resmiyeti bırakıp keyfinize bakın. Ne yiyeceğimize karar verelim ki hazırlayacak zamanları olsun.”

“Sen orasını merak etme.” dedi Xiren, gülerek. “Parayı toplayıp Aşçı Liu’ya verdim bile. Qingwen, Sheyue, Qiuwen ve ben yarımşar tael gümüş verdik, iki tael etti. Fangguan, Bihen, Chunyan ve Sier’dan aldıklarım da üç tael, altı gram gümüş ediyor. Burada olmayanlardan almadım. Bu parayla Aşçı Liu bize kırk çeşit yiyecek hazırlayacak. Pinger’yla da içki konusunu konuştum, dokuz litre Shaoxing şarabı getirecek. Akşam için bir yere sakladık. Sekiz kişinin sana yaş günü hediyesi olacak bu parti.”

“Gençler bu parayı nasıl verebildiler?” dedi Baoyu, hem memnun hem de endişeli bir şekilde. “Keşke onlardan hiç almasaydın.”

“Peki, ya biz?” dedi Qingwen. “Biz de zengin değiliz. Sizin için bir şey yapmak istediler. En iyisi nereden geldiğini hiç düşünmeden memnuniyetle kabul edin. Çalmış olsalar size ne?”

“Haklısın.” dedi Baoyu gülerek.

“Seni azarlamadığı bir gün geçse rahat edemiyorsun!” dedi Xiren, gülerek.

“Xiren insanları birbirine düşürmekte çok ustalaştı.” dedi Qingwen. “Kimden öğrendi acaba?”

Diğerleri buna gülerlerken Baoyu avlu kapısını kapatmalarını söyledi.

“Sana boşuna işgüzar demiyorlar.” dedi Xiren. “Eğer kapıyı şimdi kapatırsak, şüphe çekeriz. Biraz daha beklemek en iyisi.”

Baoyu başını salladı.

“Şimdi biraz dışarı çıkmam lazım. Döndüğümde suyu hazırlamış ol, Sier. Chunyan sen benimle gel.” dedi.

Dışarı çıktıklarında etrafta kimsenin olmadığından emin olunca, Aşçı Liu’nun Fivey için ne dediğini sordu.

“Bayan Liu çok sevindi.” dedi Chunyan. “Ama geçen akşam gördüğü kötü muamele ve yaşadığı endişeden dolayı Fivey’nin hastalığının depreştiğini söyledi. Bu yüzden şimdi bizimle çalışmaya başlaması imkânsızmış. İyileşene kadar beklemek gerekiyormuş.”

Bunu duyan Baoyu’nün iç çekmesine bakılırsa çok üzüldüğü belliydi.

“Xiren’in olanlardan haberi var mı?” diye sordu.

“Ben söylemedim.” dedi Chunyan. “Fangguan söylemiş olabilir.”