18+
реклама
18+
Бургер менюБургер меню

Цао Сюэцинь – Kızıl Odanın Rüyası III. Cilt (страница 22)

18

“Kuzen Lin oraya, paravanın yanına otursun.” dedi Baoyu, misafirler hâlâ sedire yerleşmeye çalışırlarken. “Orada üşümez.”

Daiyu için yastıklardan bir yer hazırlattı ve kız masadan epey uzak olsa da rahat bir şekilde arkasına yaslanıp oturdu. Oradan karşısındaki Baochai, Li Wan ve Tanchun’e takıldı.

“Hizmetkârların geceleri içki içip kumar oynamalarına söylenip duruyordunuz ama şimdi biz de aynı şeyi yapıyoruz. Bir daha bunun için onlara kızacak yüzünüz olacak mı?”

“Önemli değil.” dedi Li Wan, gülerek. “Biz bunu sadece yaş günleri ya da bayramlarda yapıyoruz, her gece değil ki!”

O sırada Qingwen bambudan silindir bir kutuda, bir dizi, fildişi kart getirdi. Her birinin üzerinde farklı bir çiçek resmi vardı. Kutuyu iyice salladıktan sonra masalardan birinin ortasına koydu. Sonra dört zar alıp kutuya attı, kutuyu sallayıp kapağı açtı. Zarların üst yüzlerindeki noktaların toplamı beş ediyordu. Kendisinden başlayıp saat yönünde ileri doğru gidince beşinci kişi Baochai’di.

“Önce ben çekiyorum demek.” dedi Baochai. “Bakalım ne gelecek.”

Silindir kutuyu tekrar sallayıp içinden bir kart aldı. Diğerleri uzanıp baktılar. Şakayık resminin altında kocaman kırmızı harflerle “Bahçenin Kraliçesi” yazıyordu. Hemen onun altında da daha küçük siyah harflerle, Tang şairi Luo Yin’in bir dizesi vardı.

Kalpsiz olsa da cazibesi var.

Kâğıdın arka tarafında bu kartı çeken kişi ve diğerleri için talimatlar yazılıydı.

“Herkes senin şerefine bir kadeh içki içecek. Sen diğer bütün çiçeklerden daha üstün olduğundan, herkesin seni eğlendirmek için bir şiir okumasını, bir fıkra anlatmasını ya da bir şarkı söylemesini isteyebilirsin.”

Diğerleri buna çok güldüler.

“Şakayık sana çok uyuyor. Ne çok seçenek var!”

Herkes bir kadeh şarap içtikten sonra Baochai de biraz içti ve Fangguan’ın kendisi için bir şarkı söylemesini istedi.

“O zaman herkes kadehindekini bitirsin.” dedi Fangguan.

Hepsi dediğini yapınca, Yaş Günü Görkemle Kutlanıyor şarkısını söylemeye başladı.

“Dur, dur!” diye itiraz ettiler diğerleri. “Gecenin bu saatinde yaş günü şarkısı istemiyoruz. Güzel bir şey söyle.”

Fangguan bu sefer bütün performansını sergileyerek Çiçeklerin Tadını Çıkarma Mevsimi’ni söylemeye başladı.

Anka tüyünden minik yeşil süpürgemle, Cennetin kapısında duruyorum; Dökülmüş çiçekler her yere, Yavaş yavaş süpürüyorum. Ah birden coşuyor rüzgâr, Bulutların altında dönüyor tozlar, Döne döne havalanıyorlar. Cenneti süpürmek sanki, Sıradan bir dünyevi iş gibi…

Bu arada Baoyu aynı kartı eline almış, ön yüzünde yazan satırı kendi kendisine “Kalpsiz olsa da cazibesi var.” diye mırıldanıyor; Fangguan şarkısını söylerken, düşünceli bir şekilde gözlerini dikip ona bakıyordu. Xiangyun sabırsızca kartı elinden çekip aldı ve Baochai’e geri verdi. Baochai zarları attı. On altı. Bu sefer sayarak masada bir tur döndü ve yanındaki Tanchun’de durdu.

“Acaba ne çıkacak.” dedi Tanchun. Ve uzanıp bir kart çekti. Karta bakınca kızarıp, utangaç bir gülümsemeyle masaya fırlattı.

“Bu oyunu oynamamalıydık!” dedi. “Erkeklerin dışarıda oynayabilecekleri bir oyun bu. Bir sürü uygunsuz şeyle dolu.”

Herkes çok şaşırdı; sonunda Xiren kartı alıp herkesin göreceği şekilde uzattı. Resimde bir dal badem çiçeği vardı, başlığında da kırmızı harflerle “Cennetin Peri Çiçeği” altında da Gao Chan’den bir dize yazıyordu.

Kayısı ağaçları güneşin kırmızı çiçekli zeminini oluşturuyor.

Sonra da Tanchun’ü utandıran cümle geliyordu.

“Tebrikler! Soylu biriyle evleneceksin. Orada bulunanlar sana bir kadeh şarap ikram etsin, kendi şerefine iç.”

Herkes bu sözlere kahkahalarla güldü.

“Neye bozuldun sen? Biz kızların gülmesi için içlerinde böyle birkaç cümlenin olduğu doğru tabii ama hiçbir zararı yok ki! Bu kehanetin nesi kötü? Ailede zaten bir kraliyet odalığı var, neden bir tane daha olmasın? Tebrikler!”

Evliliğin şerefine kadehlerini kaldırdılar. Tanchun içmeyi reddetti ama Xiangyun, Xiangling ve Li Wan onu tutup zorla içirdiler. Yine de bu oyunu bırakıp başka bir şey oynamaları konusunda ısrar etti. Xiangyun onun elini tuttu, zar kutusunu parmaklarının arasına sıkıştırdı ve zar atmaya zorladı. On dokuz. Bu seferki rakam oradakilerin sayısından fazlaydı, ikinci tur dönünce Li Wan’e sıra geldi. Li Wan silindir kutuyu sallayıp bir kart çekti. Çıkan şeyi görünce güldü.

“Çok iyi! Hepiniz şuna bakın! Çok güzel bir şey!”

Kışın açan bir erik çiçeği gördüler, başlığında “Kar Güzeli” altında da Wang Qi’nin bir dizesi yazıyordu.

Kulübenin çitlerinde görülmeden çiçek açmaktan memnun.

Kartın arkasındaki talimat da şöyleydi: “Bir kadeh şarap iç. Senden sonraki oyuncu zarı atsın.”

“Çok güzel, değil mi?” dedi Li Wan. “Ben arkama yaslanıp şarabımı içerken siz zar atacaksınız.”

Kadehindekini bitirip zarları Daiyu’ye verdi. On sekiz çıkınca sıra Xiangyun’e geldi.

“Ha, ha!” dedi Xiangyun, kollarını sıvayarak. Elini uzatıp bir kart çekti. Ötekiler ne çektiğine baktılar. Yaban elması resminin altında “Tatlı Sarhoş Rüyası” yazıyordu ve Su Dongpo’dan bir alıntı vardı.

Gecenin geç saatlerinde çiçek uykuya dalar.

“ ‘Gecenin geç saatlerinde’ yerine ‘taştan bank üzerinde’ olmalıydı.” diye dalga geçti Daiyu.

Herkes o gün Xiangyun’ün sarhoş olup taş üzerinde yatışını hatırlayarak güldü ama Xiangyun hiç üstüne alınmadan gülümseyerek Baoyu’nün rafındaki oyuncak tekneyi gösterdi.

“Saçmalamayı bırak da şu tekneye binip eve git, olur mu?” dedi.

Kahkahalar arasında talimata baktılar.

“Sen tatlı bir sarhoş rüyasına daldığın için, artık içemezsin. İki yanında oturan oyuncular birer kadeh içsinler.”

“Buda aşkına! Ne kadar da düşünceli bir kart!” dedi Xiangyun ellerini çırparak.

İki yanında Daiyu ile Baoyu olduğundan ötekiler onların kadehlerini doldurdular. Baoyu yarısını içip kadehini Fangguan’a verdi; o da bir dikişte hepsini bitirdi. Daiyu birisiyle konuşuyormuş gibi yaparak kadehindekini tükürük hokkasına boşalttı. Xiangyun zarları aldı. Bu sefer toplam dokuz ediyordu, sıra Sheyue’deydi. Çektiği kartta gül resmi, altında “Yaz Güzeli” yazısı vardı. Dize ise Wang Qi’ye aitti.

Gül açtığında ilkbahar çiçekleri solar.

Gelelim talimatlara:

“Oradaki herkes ilkbaharın gidişi anısına üçer kadeh içecek.”

“Ne diyor?” diye sordu Sheyue.

Baoyu kaşlarını çatıp kartı sakladı.

“Hepimiz bir şeyler içeceğiz.” dedi.

Üçer kadeh içmek yerine üçer yudum içtiler. Sheyue’nin attığı zarlar on dokuz ediyordu, sıra Xiangling’deydi. Çektiği karttaki resimde bir sap üzerinde iki tane mor çiçek ve “çift güzellik iyi talihi müjdeliyor” başlığı vardı; Zhu Shuzhen’in dizesi de Tek bir sapta çifte çiçek açıyor, diyordu. Talimat şöyleydi: ‘Bu çiçek sana şans getiriyor. Tebrikler! Oradakiler sana üç kadeh şarap ikram etsinler; kendileri de senin sağlığına birer kadeh içsinler.’

Xiangling altı attı. Daiyu kart çekecekti.

“Başka güzel bir şey kaldı mı acaba?” diye düşündü Daiyu, kart kutusuna uzanırken. “Kaldıysa umarım ben çekerim.”

Çektiği karta baktı. Amber çiçeğiydi. Başlık “Sonbahar Matemcisi”, Ouyang Xiu’nun dizesi, Doğu rüzgârının değil senin suçun ve talimat da “Sen bir kadeh şarap iç, Şakayık da seninle içsin” diyordu.

Diğerleri güldüler.

“Ne güzel, değil mi? Tam ona uygun bir çiçek!”

Daiyu de memnun görünüyordu. Baochai ile birer kadeh içerlerken, zarları attı. Yirmi. Yani Xiren kart çekecekti. Üzerindeki çiçek bir dal şeftali çiçeğiydi, başlıkta “Balıkçının Kayıp Cenneti” yazıyordu. Xie Fangde’nın dizesi Şeftali kırmızı çiçek açınca bir ilkbahar daha gelir; talimat ise “Badem ve yaşıtın olan, seninle aynı gün doğmuş, aynı soyadını taşıyan birileri birer kadeh içsinler.” diyordu.

“Çok ilginç!” dediler diğerleri, gülerek ve hemen kimin bu kategoriye girdiğini hesaplamaya başladılar. Xiangling, Qingwen ve Baochai’in Xiren’le aynı yaşta olduğu, Daiyu’nün de onunla aynı gün doğduğu ortaya çıktı ama aynı soyadına sahip kimse yoktu. Sonra Fangguan kendi soyadının tıpkı Xiren gibi “Hua” olduğunu ve bir kadeh içmeye hak kazandığını iddia etti.