Цао Сюэцинь – Kızıl Odanın Rüyası III. Cilt (страница 17)
Hepsi yerlerine yerleşince, Tanchun tekrar ayağa kalktı, dört yaş günü sahibinin şerefine kadeh kaldırmak istedi ama yaş günü sahibi dörtlü, ev sahiplerinden birinin bunu yapmasına izin verirlerse, ardından diğerlerinin de geleceğini fark ederek karşı çıktılar.
“Eğer bunu başlatırsan, akşama kadar yerimize oturamayız.” dedi Baoqin.
Anlayış gösteren Tanchun tekrar oturdu. Onların peşine takılan kör hikâyeciler bir yaş günü şarkısı için enstrümanlarını akort ettiler. Bu sefer hepsi birden itiraz etti.
“Biz bu eski âdetlerden hiç hoşlanmıyoruz. Neden görüşme odasına gidip Bayan Xue’yi eğlendirmiyorsunuz?”
Onlar giderlerken, masadaki yiyeceklerden bir tabak hazırlayıp, kör hikâyecilere eşlik edecek kızlarla Xue teyzeye gönderdiler.
“Burada oturup sakin sakin sohbet etmek hiç eğlenceli değil.” dedi Baoyu, hikâyeciler gidince. “İçki içme oyunu oynayalım.”
Çeşitli öneriler yapıldı ama hiçbiri herkesin birden onayını alamadı.
“Bakın ne diyeceğim.” dedi Daiyu. “Neden değişik oyunların adlarını kâğıtlara yazıp kura çekmiyoruz?”
“İyi fikir!” dedi diğerleri. Mürekkep taşı, yazı fırçası ve kâğıt getirtildi.
Şiir yazmasının yanı sıra, son zamanlarda kaligrafi de öğrenmeye başlayan Xiangling için yeni becerisini deneme fırsatı dayanılmaz olduğundan, hemen fırlayıp yazma işini üstlenmek istedi. Biraz düşündükten sonra grubun bulmayı başardığı on küsur oyun adını Tanchun teker teker söyleyerek Xiangling’e yazdırdı. Kâğıt parçaları ikiye katlanıp bir kavanoza kondu. Tanchun Pinger’dan bir tane çekmesini istedi. Bir çift yemek çubuğuyla iyice karıştırdıktan sonra bir kâğıt çekti kız. Tanchun açıp okudu.
“Örtülü bilmece.”
“Örtülü bilmece mi?” dedi Baochai, gülerek. “Bütün oyunların büyükbabasıdır o! Eski zamanlarda oynarlarmış. Tabii tam olarak nasıl oynadıklarını bilmiyoruz, bizim modern gizleme oyunumuz daha sonra bulunan bir şey ama yine de çok zor. Eminim buradakilerin yarısı nasıl oynandığını bilmiyordur. En iyisi onu bırakıp herkesin anlayacağı bir tanesini seçelim.”
“Çektik bir kere, artık vazgeçemeyiz.” dedi Tanchun. “Bir tane daha çekelim, herkesin seveceği bir oyun çıkarsa, isteyenler onu, geri kalanı da örtülü bilmeceyi oynar.”
Bu sefer Xiren çekti kurayı. Kâğıtta yazan isim ‘parmak tahmini’ydi. Xiangyun sevinçle onayladı.
“Güzel, basit bir oyundur, benim için uygun! Sizin eski ‘örtülü bilmece’niz benlik değil! Düşüncesi bile başımı ağrıtıyor. Ben parmak tahmini oynayacağım.” dedi.
“Daha oynamaya başlamadan grup içinde anarşi yaratmak değil mi bu?” dedi Tanchun. “Kuzen Baochai, ceza olarak bir kadeh şarap ver ona.”
Baochai hemen koca bir kadeh şarabı zorla Xiangyun’ün boğazından aşağıya gönderdi.
“Şimdi!” dedi Tanchun, kendisi de bir yudum içtikten sonra. “Size kuralları sıralamama gerek yok. Ne söylüyorsam onu yapın. Bir zar ve fincan getirteceğiz, Kuzen Qin’den başlayarak herkes sırayla zar atacak. Aynı sayıyı atan iki kişi ‘örtülü bilmece’ için eşleşecek.”
Baoqin üç attı. Yukarı masadakiler farklı sayılar attılar. İkinci masadan Xiangling de üç attı.
“Oda içindeki eşyalarla yetinsek iyi olur, ne dersiniz?” dedi Baoqin. “Aksi hâlde ihtimaller çok fazlalaşır.”
“Kesinlikle!” dedi Tanchun. “Üç tahminden sonra doğru cevabı bulamayan ceza olarak bir kadeh şarap içecek. Sen başla.”
“Bostan.”
Bu oyunu bilmeyen Xiangling, odada “bostan” kelimesini çağrıştıracak hiçbir şey bulamadı ama Xiangyun ipucu verildiği andan itibaren gözlerini etrafta dolaştırmaya başladı ve birden kapıda asılı olan yazı levhasını gördü:
ŞAKAYIK BAHÇESİ
Hemen Baoqin’in, on üçüncü
“Ona ceza verin! Cevabı söyledi.” dedi.
Xiangyun bir kadeh şarap daha içmek zorunda kaldı. Ama o kadar kızdı ki yemek çubuğuyla Daiyu’nün parmaklarına vurdu. Xiangling de ceza olarak bir kadeh şarap içti.
Sonraki çift, Tanchun ve onunla aynı sayıyı atan Baochai’di. Tanchun’ün ipucu “erkek”ti.
“Bunun kapsamı biraz geniş değil mi?” dedi Baochai.
“Pekâlâ.” dedi Tanchun. “Başka bir ipucu vereyim. Bu, kapsamı biraz daraltır.”
Bu sefer “oyuk” kelimesini verdi. Baochai bir süre düşündü. Masada bir yığın tavuk eti vardı. Tanchun Wang Wei’nin,
“Horoz oyuğuna tünüyor.”
İki kız birbirlerine güldüler ve başarılarını kutlamak için şaraplarını yudumladılar.
Bu arada Xiangyun sabredemedi, Baoyu ile parmak tahmin etme oynamaya başladı. İkisi avaz avaz bağırıyordu. Odanın öteki ucunda You Shi ve Yuanyang masada birbirlerine dönük oturmuş, aynı oyunu oynuyorlar, bir “yedi”, bir “sekiz” diye sesleniyorlardı. Pinger ile Xiren de yandaki masada bir başka ikili oluşturmuş, gürültüye katkıda bulunuyorlardı. Onların curcunasına beş oyuncunun her hareketiyle bilezik şangırtısı ekleniyordu. Kısa süre sonra Xiangyun Baoyu’yü, Xiren de Pinger’yı yendi. Kaybedenlerin birer kadeh şarap içmesine, içmeden önce ve içtikten sonra bir şey yapmalarına karar verildi.
“İçmeden önce edebiyattan ve şiirden bilinen birer alıntı yapman, bir domino üçlüsü, bir şarkı adı ve takvimden bir gün tahmini söylemen lazım. Beşi bir araya gelince anlamlı bir cümle oluşturacak. İçtikten sonra da bu masada gördüğün, birden fazla anlamı olan bir yiyeceğin adını söyleyeceksin.” dedi Xiangyun Baoyu’ye.
Herkes kahkahalarla güldü.
“Böyle bir saçmalığı ondan başkası düşünemezdi.” dediler. “Ama çok ilginç olabilir.”
Baoyu’ye başlaması için baskı yaptılar.
“İnsaf edin!” dedi Baoyu. “Bu kadar çok şey yapacaksam düşünmek için zamana ihtiyacım olacak.”
“Şarap iç.” dedi Daiyu. “Geri kalanını ben hallederim.”
Baoyu sözünü dinleyip şarabını içti ve ona kulak verdi.
“Bir.
Hep beraber gülerek, “Gerçekten çok anlamlı!” dediler.
Daiyu içki sonrası cezasını yerine getirmek için masadan bir fındık aldı.
Diğer iki mağlup Yuanyang ve Xiren’e daha hafif ceza verildi: Her biri yaş günleri üzerine yazılmış, bilinen bir atasözü söyleyecekti. Tasarruf etmek adına onların cevapları hikâyemizden çıkarılmıştır.
Sonraki çiftler belirlenirken kısa bir tereddüt yaşandı. Sonra Xiangyun’ün Baoqin’le parmak tahmini; Xiuyan ile aynı sayıyı atan Li Wan’in de örtülü bilmece oynamalarına karar verildi. Li Wan başlayacaktı.
“Su kabağı.” dedi Li Wan.
“Yeşil.” diye cevap verdi Xiuyan.
Belli ki “yeşil” cevabı doğruydu, Li Wan kabul etti ve iki genç hanım şaraplarından birer yudum içtiler. Bu arada Xiangyun parmak tahmini oyununda Baoqin’e yenildi ve ne ceza vereceğini sordu.
“Lai Junchen, Zhou Xing’in kendi tasarladığı kazanı gösterip ne dedi biliyorsun.” dedi Baoqin. “ ‘Sizi kazana davet ediyorum!’2 Galiba benim de sana aynı şeyi söylemem lazım. Neden Baoyu için belirlediğin cezanın aynısını sen de yapmıyorsun?”
Xiangyun hariç hepsi bu tarihi kinayenin çok yerinde olduğunu söyledi. Xiangyun hiç gecikmeden karşılık verdi.
“Bir.
Herkes kahkahalarla güldü.
“Çok komik!” dediler. “Böyle bir ceza vermesine şaşmamak lazım. Kendisi de şakasıyla dâhil olmak için yaptı demek! Haydi o zaman, ikinci kısmını da söyle!”
Xiangyun yemek çubuklarıyla önündeki tabaktan bir ördek başı aldı, odanın öbür ucundaki dördüncü masada oturan hizmetçilere doğru kaldırdı.
Buna daha da çok güldüler ama hizmetçiler alınmış gibi yaptılar; Qingwen ve Xiaoluo masasına gelip itiraz ettiler.
“Bayan Xiangyun’ün şakası güzel de bizi karıştırmamalıydı. Ceza olarak bir içki daha içirin ona! Bize saçımıza sürmemiz için bir şişe de yağ versin.”
“Eminim memnuniyetle verirdi.” dedi Daiyu. “Ama saç yağı dağıtmaya kalkarsa kendisini hırsızlık suçundan hesap verirken buluverir.”
İki kişi hariç kimse bu sözlere dikkat etmedi. Ama Baoyu kendisinin sözde gül özü hırsızlığını ima ettiğini anlayıp, hiçbir şey söylemeden başını önüne eğdi. Asıl hırsız Caixia da utançtan kıpkırmızı kesildi. Baochai, Daiyu’ye ters ters baktı, aslında Baoyu’ye takılmaktan başka bir niyeti olmayan Daiyu, Caixia’nın bunu hırsız olduğunun kötü bir şekilde hatırlatılması olarak algılayabileceğini biraz geç fark etti. Hemen sahte bir coşkuyla bütün ilgiyi parmak tahmini oyununa çevirdi.