Цао Сюэцинь – Kızıl Odanın Rüyası III. Cilt (страница 16)
“Var.” dedi Xiren. “Bayan Lin on ikisinde doğmuş. Ama aynı soyadını taşıyan kimse yok tabii.”
“Hafızam ne kadar da kötü!” dedi Tanchun.
“Hiç de değil.” dedi Baoyu. Sonra gülerek Xiren’i işaret etti. “Kendi yaş günü de olduğu için unutmuyor.”
“Ah, sen de mi aynı tarihte doğdun? O gün gelip önümde secde ettiğini hiç hatırlamıyorum.” diye ona takıldı Tanchun. “Pinger, senin yaş gününün bugün olduğunu da ilk kez duyuyorum.”
“Biz kimiz ki sizi yaş günlerimizle meşgul edeceğiz?” dedi Pinger. “Secdeler ve hediyeler bizim gibiler için değil ki herkese ilan edelim! Ortalığı velveleye vermeyi gerektirmeyen, sıradan bir gün. Eğer Xiren açığa vurmasaydı, hiçbirinizin haberi olmayacaktı. Şimdi artık öğrendiğinize göre, odanıza döndüğünüzde memnuniyetle gelip önünüzde secde ederim.”
“Zahmete girmene hiç gerek yok.” dedi Tanchun. “Ama bir kere olsun senin yaş gününü kutlamayı çok isterim. Yapmazsak hiç içime sinmez.”
Baoyu, Xiangyun ve diğerleri bunu onayladılar. Tanchun Xifeng’a bir hizmetçi gönderip, bugün Pinger’yı göndermeyeceklerini, hep beraber yaş gününü kutlayacaklarını bildirdi.
Neşeyle giden hizmetçi kız Xifeng’ın cevabını getirdi.
“Bayan Lian onu onurlandırdığınız için çok teşekkür ediyor. Ona ne ikram edeceğinizi bilmiyor ama biraz da kendisine gönderirseniz, onu rahat bırakacağına söz veriyor.”
Bu mesajı duyunca herkes bir kahkaha kopardı.
“Aslında bugün yemeklerimiz dışarıdaki büyük mutfaktan gönderiliyor, yani Bahçe’deki mutfakta bir şey yapılmadı.” dedi Tanchun. “Aramızda para toplayıp Aşçı Liu’ya özel bir parti için burada yiyecek hazırlatabiliriz.”
Herkes bu fikri memnuniyetle onaylayınca, Tanchun hemen Li Wan, Baochai ve Daiyu’ye birisini gönderip aldıkları kararı bildirdi ve onları da davet etti. Aşçı Liu’ya da haber gönderip, Bahçe mutfağında iki masalık ziyafet hazırlamasını söyledi. Bu talebe çok şaşıran Aşçı Liu, bu özel günde her şeyin dışarıdaki büyük mutfakta hazırlandığını belirtti.
“Evet.” dedi Tanchun. “Ama bu bizim içindi. Bugün Pinger’nın da yaş günü ve para toplayıp ona özel bir parti vermek istiyoruz. Bu yüzden bize güzel bir şeyler yap. Sonra faturasını bana gönderirsin, parasını öderim.”
“Bayan Pinger’nın yaş günü bugün mü?” dedi Aşçı Liu. “Hiç haberim yoktu!” Hemen ileri atılıp önünde secde etti. Pinger şaşkın bir hâlde eğilip kadını yerden kaldırdı.
Aşçı hazırlık yapmak için mutfağa koştu. Tanchun, Baoyu’yü görüşme odasına gelip kendileriyle beraber erişte yemeye davet etti. Önce Li Wan ve Baochai’in gelmelerini bekleyip, Xue teyze ve Daiyu de aralarına katılırlar mı diye sorması için birisini gönderdi. Havalar ısındığından, sağlığı biraz daha düzelen Daiyu daveti kabul etti. Parti elbiseleri içindeki o kadar insanla dolan görüşme odası, alışılmadık şekilde hoş ve eğlenceli bir görüntüye büründü. Ama Xue Ke o anda Baoyu için resmî bir hediye -bir mendil, bir yelpaze, tütsü çubukları ve bir boy ipek kumaş-gönderince, delikanlı kızların yanından ayrılıp, Xue Ke’yla erişte yemeye gitti.
Xue ve Jia ailelerinde aynı gün yaş günleri olduğundan, her birinin diğerini yaş günü şarabıyla ağırlaması bekleniyordu. Dolayısıyla o gün öğleye doğru, Baochai Baoqin’i ağabeyine saygılarını sunmak ve Baoyu’yle şarap içerlerken onlara eşlik etmesi için götürdü. Aşırı resmiyete tahammülü olmayan Baochai, Xue Ke’ya kadeh kaldırdıktan sonra, “Şarabımızı öteki eve göndermene gerek yok.” dedi. “En azından bu yıl bu boş formaliteleri bir tarafa bırakabiliriz. Dükkânımızda çalışanları davet edip beraber içersiniz. Kuzen Bao ile benim şimdi Bahçe’ye dönmemiz gerekiyor. Sizi böyle bıraktığımız için bizi bağışlayın ama orada insanlar bizi bekliyorlar.”
“O zaman sizi tutmayayım.” dedi Xue Ke, kibarca. “Aslına bakarsanız, dükkândakiler de siz gidince buraya daha rahat gelirler.”
Baoyu de Xue Ke’dan kendi adına af dileyip kızlarla beraber Bahçe’ye döndü. Köşe kapısından içeri girdiklerinde, Baochai kadınlara kapıyı arkalarından kilitleyip anahtarı kendisine vermelerini söyledi.
“Bu kapıyı kilitlemeye ne gerek var ki?” diye sordu Baoyu. “Zaten çok az kişi bu girişi kullanıyor; şimdi teyzem ve siz ikiniz de Bahçe’de yaşadığınıza göre, evden bir şey almaya gitmeniz gerektiği her seferinde tekrar tekrar kilitleyip açmak sıkıntı olur.”
“İnsan her zaman o kadar dikkatli olamayabiliyor.” dedi Baochai. “Son günlerde yaşadığınız olaylara bir baksana. Ama bizimkilerden hiç kimse zan altında kalmadı. Ben bunu kapının sürekli olarak kilitli tutulmasına yoruyorum. Açık bırakılmış olsaydı, yolu kısaltmak için bizimle beraber başkaları da kullanmak isterdi; kimlerin geçmesine izin verilip kimlere izin verilmeyeceğini belirlemek çok kırıcı olurdu. Bu yüzden sürekli olarak kilitli tutup herkesin kullanmasını engellemek daha iyi olur; annem ve benim için biraz sıkıntı olsa da en azından bir sorun yaşandığında bizden hiç kimse zan altında kalmaz.”
“Demek kayıp malzeme meselesini sen de duydun?” diye sordu Baoyu.
“Yani gül özü ve kurt mantarını diyorsun?” dedi Baochai. “Seninkiler işin içine karışmasaydı haberim bile olmazdı. Hayır, bundan daha ciddi bir şeyden söz ediyorum, hepimizin iyiliği için, asla ortaya çıkmamasını umduğum bir şeyden. Eğer duyulursa, bir sürü insan zan altında kalır. Bunu sana söylüyorum çünkü senin ev idaresiyle bir ilgin yok. Geçen gün Pinger’ya da söyledim. O çok akıllı bir kız ve hanımı dışarı çıkmadığından bilmesi gerektiğini düşündüm. Dediğim gibi, umarım duyulmaz ama eğer patlak verecek olursa, Pinger önceden uyarılmış olacak ve haksız yere suçlanmaya karşı gardını alabilecek. Sen de dediklerimi dinle ve dikkatli ol. Ama benden duyduklarını kimseye söyleme.”
Böyle konuşa konuşa İçe İşleyen Koku Kameriyesi’ne geldiler. Köprünün tam ortasında on kadar kız -Xiren, Xiangling, Daishu, Qingwen, Sheyue, Fangguan, Ouguan, Ruiguan ve tanıyamadıkları bir iki kız daha- parmaklıklara abanmış sudaki balıklara bakıyordu. Baoyu ve iki kuzeni onlara yaklaşırlarken, koro hâlinde bağırdılar.
“Şakayık Bahçesi’nde parti hazır. Hemen koşup yerlerinizi alın.”
Hizmetçi kızları da yanlarına alan kuzenler suyun kenarından Şakayık Bahçesi’ne doğru ilerlediler. Bahçenin tam ortasında büyük ve açık bir çardak vardı, orada masalar kurulmuştu. You Shi bile davet edilmiş, gelip oturmuş onları bekliyordu. Aslında Pinger hariç herkes gelmişti.
Pinger üzerine parti için daha uygun bir şeyler giyme niyetiyle Xifeng’ın dairesine uğramıştı ama oraya vardığı anda Lin ve Lai evlerinden hediyeler yağmaya başladı. Bunları getirenler, her seviyeden hane personelinin hediyelerini ve tebriklerini gönderdiği ve ikili üçlü gruplar hâlinde gelen bir ulak akınının başı çekenleriydi. Pinger onları karşılıyor, hediye getirenleri ödüllendiriyor, bizzat kutlamaya gelenlere teşekkür ediyor, Xifeng’a hediyeleri göstermek için bir içeri, bir dışarı girip çıkıyordu. Bunlardan sadece birkaçını kendisine ayırdı; diğerlerini ya geri çevirdi ya da başkasına verdi. Ziyaretçiler kesildiğinde de bu sefer Xifeng’a yemek servisi yapması ve bitirmesini beklemesi gerekti. Ancak ondan sonra üzerini değiştirip Bahçe’ye dönebildi.
Onu aramak için gönderilen bir grup hizmetçi Bahçe’ye girerken görüp hemen çardağa getirdiler. Gördüğü manzara çok göz alıcıydı. Belki masalar şık, sandalye minderleri lotus desenli değildi ama sofrayı çekici ve iştah açıcı yapmak için hiçbir şey eksik bırakılmamıştı. Dostça bir gülümsemeyle karşılandı Pinger.
“İşte herkes burada!”
Onu ve diğer üçünü -Baoyu, Baoqin ve Xiuyan- başköşeye oturtmak istediler ama Xue teyze orada olduğundan dördü de kabul etmedi.
“Benim gibi bir ihtiyar siz gençlerin arasına pek yakışmıyor.” dedi Xue teyze. “Kalırsam huzursuz olacağım. İzin verirseniz, gidip görüşme odasında biraz uzanmak istiyorum. Hiçbir şey yiyesim yok, zaten içki düşkünü de değilim. Ben burada olmazsam misafirlerinizle daha iyi ilgilenebilirsiniz.”
You Shi ve diğerleri kalması için ısrar ettiler. Sadece Baochai kabul etti.
“Annemin gitmesi bizim için daha iyi mi olur, yoksa olmaz mı bilmem ama eminim gidip uzansa, kendisini burada olduğundan daha iyi hisseder. Sevdiği bir şey varsa, oraya göndeririz, rahat rahat yer. Hem zaten şu anda orada kimse yok. Annem giderse her şeye göz kulak olur.” dedi.
“Peki o hâlde, gitmesine izin verebiliriz.” dedi Tanchun gülerek. “ ‘En büyük saygı itaattir.’ derler.”
O da diğerleriyle birlikte görüşme odasına kadar Xue teyzeye eşlik etti; küçük hizmetçilere yastıkları hazırlattı.
“Şimdi burada kalıp, hiçbir bahane uydurmadan Bayan Xue’nin bacaklarına masaj yapar, istediği zaman çayını getirirseniz, eminim ki bizim yemesi için göndereceğimiz lezzetli şeylerden size de verecektir. Bu yüzden sakın ortadan kaybolmayın.” dedi kızlara, Xue teyze rahatça yerleşince.
Kızlar dediğini yapacaklarına söz verdiler.
Geri döndüklerinde, Tanchun Baoqin ile Xiuyan’i birinci masanın başköşesine oturttu. Pinger yüzü batıya, Baoyu de doğuya dönük olarak onların sağında ve solunda yerlerini aldılar. Tanchun Yuanyang’ı yanına alıp masanın alçak tarafında oturdu. Batı duvarına paralel olan masanın iki uzun kenarında yaş sırasına göre Baochai, Daiyu, Xiangyun, Yingchun ve Xichun; iki kısa kenarında da Yuchuan ve Xiangling oturdular. You Shi ile Li Wan, doğu duvarına paralel olan masanın uzun kenarına, Xiren ile Caixia da kısa kenarlarına yerleştiler. Dördüncü masada diğer hizmetçiler Zijuan, Yinger, Qingwen, Xiaoluo ve Siqi oturuyordu.