Цао Сюэцинь – Kızıl Odanın Rüyası III. Cilt (страница 15)
“Bu işi aldığıma göre, işleri idare edebilmek için tamamen sizin desteğinize güveniyorum.” dedi onlara. “En ufak bir şey gözümden kaçarsa, bana yardımcı olmanızı bekliyorum.”
Bu uğraşların tam orta yerinde yeni emirler geldi.
“Öğle yemeği servisi yapılır yapılmaz, buradan gidiyorsun. Liu temize çıktı. Onu görevine geri getirdiler.”
Bu haberle yıldırım çarpmışa dönen ve yıkılan zavallı kadın hemen eşyalarını toplamaya başladı ve derhâl mutfaktan ayrıldı. Şimdi boşu boşuna dağıttığı anlaşılan hediyelerini de kendi cebinden ödemek zorunda kaldı, karşılamak için bazı şeylerini satması gerekti. Afallayan Siqi bile bütün öfkesine rağmen hiçbir şey yapamadı.
Yuchuan’in kayıp malzemeler için yaygara kopardığı andan itibaren, birçoğunu Caixia’nın çalıp gizlice kendisine verdiği Odalık Zhao yakalanma korkusu yaşamıştı. Her gün soruşturmanın nasıl ilerlediği konusunda el altından araştırma yapıyor, ecel terleri döküyordu. Caixia birden gelip, suçu Baoyu’nün üstlendiğini ve artık korkulacak bir şey kalmadığını söylediğinde, hâliyle rahat bir nefes almıştı. Ama Jia Huan için durum farklıydı. O hemen şüpheye kapıldı ve Caixia’nın ne uğraşlarla getirdiği malzemeleri çıkarıp suratına fırlattı.
“Seni ikiyüzlü yaratık!” diye bağırdı. “Bu süprüntülerini istemiyorum! Baoyu ile aran iyi olmasa, senin suçunu üstlenmezdi. Eğer bunları almayı aklına koyduysan, hiç kimseye bahsetmemen gerekirdi. Madem ona söyledin, hiçbirini istemiyorum. Bana ihanetini hatırlatıyorlar.”
Caixia en büyük yeminleri ederek kendisine sadık olduğunu, Baoyu’yle dostluğunun olmadığını söyleyip gözyaşı döktü ama Jia Huan ona inanmamakta kararlıydı.
“Eğer geçmişte arkadaş olmasaydık, Xifeng yengeye malzemeleri senin çalıp bana getirdiğini ama benim kabul etmediğimi söylerdim. Şimdi bunu düşün de bu işten sıyrıldığın için şükret!”
Bunları söyledikten sonra hışımla odadan çıktı. Çok öfkelenen annesi arkasından bağırdı.
“Seni nankör serseri! Ne demek istiyorsun?”
Caixia yüreği parçalanırcasına ağlıyordu.
“Zavallı çocuk!” dedi Odalık Zhao, onu yatıştırmaya çalışarak. “O senin değerini takdir edemiyor ama ben ne kadar sadık olduğunu biliyorum. Şimdi bunları bir yere kaldırayım, bir iki gün içinde aklı başına gelir, daha mantıklı düşünmeye başlar.”
Tam öteberiyi kaldırırken Caixia ona engel oldu; öfkeyle hepsini bir bohçaya doldurup, kimseye görünmeden Bahçe’ye giderek göle boşalttı. Bazıları doğrudan dibe çöktü, bazıları da suyun yüzeyinde kaldı. Yatmaya gittiğinde hâlâ çok sinirliydi, bütün gece yorganın altında ağladı.
Yine Baoyu’nün yaş günü geldi ve Baoqin’in de aynı gün doğduğu ortaya çıktı. Wang Hanım konakta olmadığından, önceki yıllarda olduğu kadar hareketli bir kutlama olmadı. Âdet olduğu üzere Taocu Başrahip Zhang dört hediyesiyle beraber, önceki yıl taktığını değiştirsin diye, üzerinde adının yazılı olduğu yeni bir nazarlık gönderdi. Çeşitli manastır ve tapınaklardaki keşişler ve rahibeler, adak olarak sunulacak yiyeceklerle birlikte, din insanlarının bu gibi durumlarda vermeyi âdet edindikleri Uzun Ömür simgeleri, adak kâğıtları, Baoyu’nün kendi yıldızının adının yazıldığı tılsımlar ve o yılın yıldızının adının yazıldığı, her yıl yenilenen madalyonlar ve Baoyu’yü yıl boyunca koruması için tılsımlar getirdiler. Ailenin himayesindeki, kadın erkek kör hikâyeciler tebrik için geldiler.
Delikanlının dayısı Wang Ziteng her zamanki gibi kıyafet takımları, iki çift ayakkabı, çoraplarla beraber şeftali şeklinde yüz tane yaş günü keki, Saray’da kullanılan ve “sırma” denilen erişteden yüz torba gönderdi. Xue teyzeden de dayısıyla aynı hediyeler geldi ama miktarları gerektiği şekilde azaltılmıştı. Ailenin büyükleri tarafından gönderilen diğer hediyeler de You Shi’den bir çift ayakkabı ile çorap, Xifeng’dan üzerinde minik bir altın Uzun Ömür simgesi olan, yoğun işlemeli bir kese ve İran işi bir kap vardı. Önceki yıllarda olduğu gibi, çeşitli tapınakların keşişlerine Baoyu adına sadaka dağıtıldı.
Tabii Baoqin için de hediyeler geldi ama onları burada saymak zahmetli olur. Kızlar da Baoyu’ye resmî olmayan ve değerinden ziyade günün önemini vurgulamak için seçilen hediyeler gönderdiler: Birinden bir yelpaze, başka birinden bir kaligrafi örneği, bir resim ya da şiir.
Yaş günü sabahı Baoyu şafakta kalktı, tuvaletini tamamladıktan sonra resmî kıyafetini giydi ve konağın ön avlusuna çıktı. Li Gui ve diğer üç uşağı, yere göğe adak sunmak için hazırladıkları bir buhurdan, mumlar ve yiyeceklerle bir masanın başında onu bekliyorlardı. Baoyu birkaç tütsü çubuğunu yaktı; yerlere kadar eğildi, çayla libasyon yaptı ve adak parası yaktı. Sonra Ninggou Konağı’na gidip önce tapınaktaki, ardından salondaki atalarının önünde secde ederek saygılarını sundu. Bu iş bitince dışarıya, terasa çıktı, dizüstü doğrulup kenetlediği ellerini kaldırarak orada olmayan sevdikleri Büyükanne Jia, Jia Zheng ve Wang Hanım’a da saygılarını sundu. You Shi’ye de uğrayıp önünde eğildikten sonra bir süre oturup sohbet etti, ardından Rong Konağı’na döndü. Orada da önce Xue teyzeyi ziyarete gitti ve kadının hararetli itirazlarına rağmen önünde secde etti. Sonra kendisinden biraz büyük olan ama secde etmesine gerek olmayan Xue Ke’ya uğradı, tabii bu sefer secdeyi önleme çabaları başarılı oldu. Onunla da biraz sohbet edip Bahçe’ye döndü. Qingwen ve Sheyue kendisini bekliyorlardı. İki küçük hizmetçi de diz çökmek için kırmızı bir halıyla onlara eşlik ediyordu. Dördüyle beraber, Li Wan’den başlayarak Bahçe’deki büyüklerini ziyarete gitti. Sonra iç kapıdan dış avluya çıkıp Dadı Li ile diğer eski dadıları Zhao, Zhang ve Wang’a uğradı, hepsiyle biraz sohbet etti. Geri dönerken, Bahçe kapısındaki görevliler önünde secde etmek istediler ama izin vermedi. Tekrar odasına geldiğinde, Xiren ve diğer hizmetçiler onu tebrik ettiler ama diz çökmeye yeltenmediler. Wang Hanım, ömürlerinin kısalmasından korkarak, hizmetçilerin ailenin genç üyelerinin önünde secde etmelerini yasaklamıştı.
Kısa bir süre sonra Jia Huan ve Jia Lan geldiler. Xiren onların da diz çökmelerine engel oldu ve buyur etti. Onlar gider gitmez, Baoyu çok yürümekten yorulduğunu söyleyip yatağa uzandı. Ama çok uzun sürmedi. Henüz yarım fincan çay bile içemeden, dışarıdan konuşup gülüşme sesleri geldi; sekiz dokuz kadar hizmetçi gülerek odaya daldı: Cuimo, Xiaoluo, Cuilu, Ruhua ve Xing Xiuyan’in hizmetçisi Zhuaner, Xifeng’ın küçük kızı Qiaojie’yi kucağına alan dadı ve Wang Hanım’ın dairesinden iki hizmetçi Cailuan ve Xiuluan. Hepsinin kırmızı bir halı taşıdıklarını fark etti.
“Kapınız size mutlu yıllar dilemeye gelen insanlarla doldu! Hani bizim yaş günü eriştelerimiz?” dediler.
Hizmetçiler henüz içeri girmişlerdi ki Tanchun, Xiangyun, Baoqin, Xiuyan ve Xichun geldiler. Baoyu hemen onları karşılamaya gitti.
“Gelmeniz ne büyük incelik!” dedi, içeri alırken, sonra da Xiren’e çay ikram edilmesini söyledi. Misafirleri sonunda oturmaları için ikna edilene kadar büyük bir uğraş verildi. Xiren bir tepside çay getirdi ama daha bir yudum bile içilmeden, çok şık kıyafetleri içinde Pinger geldi. Baoyu yine kalkıp onu karşıladı.
“Feng’a uğradığımda, geldiğimi haber veren kişi beni göremeyeceğini söyledi; o zaman ben de seni görmek istedim. Neden beni kabul etmediniz?” diye sordu.
“İlk çağırdığında gelemedim çünkü Feng’ın saçını tarıyordum.” dedi Pinger. “Onun yerine benim karşılamam için ikinci kez çağırdığında da gelemezdim çünkü bu bana karşı büyük bir lütuf olurdu. Asıl benim senin önünde secde etmem gerekir, zaten bunun için geldim.”
“Asıl benim için büyük bir onur!” dedi Baoyu, gülerek.
Xiren, Baoyu otursun diye bir sandalye getirdi. Pinger onun önünde reverans yaptı. Ayağa kalkan Baoyu eğilerek karşılık verdi. Pinger diz çöktü; Baoyu de aynı şeyi yaparak karşılık verdi. Xiren Pinger’yı ayağa kaldırdı, kız o arada tekrar Baoyu’ye reverans yaptı, Baoyu bir kez daha eğildi.
“Bir daha eğil.” dedi Xiren gülerek Baoyu’yü dürterken.
“Neden?” dedi Baoyu. “Bitirdik bile.”
“Pinger senin yaş gününü kutladı ama bugün onun da yaş günü, sen de onu kutlamalısın.”
Baoyu yine memnuniyetle eğildi.
“Demek senin de yaş günün, Pinger?” diye sordu.
Pinger onun eğilmesine reveransla karşılık verdi. Xiangyun Baoqin’in bir elinden tuttu, Xiuyan de diğerinden.
“Bu durumda dördünüz bütün gün boyunca birbirinize eğilip duracaksınız demektir!”
“Ah tabii ya!” dedi Tanchun. “Bugün Kuzen Xing’in de yaş günü. Neredeyse unutuyordum.”
Hizmetçilerden birine döndü.
“Gidip Bayan Lian’e haber ver. Bayan Qin için gönderdiği hediyelerin aynısından Bayan Ying’in dairesine de göndermesini söyle.”
Hizmetçi emrini yerine getirmek için fırlayıp gitti. Artık bugün yaş günü olduğu herkese ilan edilince Xiuyan de tıpkı Baoyu gibi daireleri dolaşıp herkese secde etmek zorunda kaldı.
“Ne ilginç tesadüf!” dedi Tanchun. “Her ay birkaç yaş günü olması beklenir ama bizim gibi çok fazla kişinin yaşadığı evlerde iki üç kişi aynı gün doğmuş olabiliyor. Bu ailede yeni yılın ilk günü bile Yuanchun’ün yaş gününü kutladık. Her konuda olduğu gibi bunda da ilk sırayı aldı. Sanırım onu böyle şanslı yapan şey de bu. Büyük büyükbabamızın yaş günü de yeni yılın ilk günüydü. Birinci ayın on beşi Xing yengenin ve Kuzen Baochai’in yaş günü; üçüncü ayın biri annemin, dokuzu Kuzen Lian’in. İkinci ayda doğan kimse yok.”