Цао Сюэцинь – Kızıl Odanın Rüyası II. Cilt (страница 23)
“Geçen sefer She amcamın doğum gününe de gitmedim.” dedi Baoyu. “Şimdi gidersem ve She amcamınkilerden biriyle karşılaşırsam hiç hoş olmaz. Artık doğum günlerine katılmaktan tamamen vazgeçsem daha iyi olacak galiba. Hem bu sıcakta giyinip kuşanmak zorunda kalacağım. Gitmezsem teyzemin üzüleceğini sanmam.”
“O da ne demek!” dedi Xiren. “Amcan başka, o başka! Uzak bir yerde değilsin ki. Hem annenin kardeşi. Gitmezsen nedenini çok merak edeceğinden eminim. Sıcaktan korkuyorsan, sabah erkenden, hava serinken gidersin. Saygılarını sunar, bir fincan çay içip gelirsin. Böylesi daha iyi olur.”
“Tabii ki gitmen lazım!” dedi Daiyu, daha Baoyu cevap veremeden. “Seni sivrisineklerden koruyan kişiye bir ziyaret borçlusun!”
“Ne sivrisineği?” dedi Baoyu, afallamış bir şekilde. “Ne diyorsun sen?”
Xiren, o uyurken Baochai’in yanında sineklikle yatağının kenarında oturduğunu anlattı.
“Ne korkunç bir şey!” dedi Baoyu çok bozularak. “Onun yanında uyumam ne büyük kabalık! Neredeyse çıplaktım. Çok iğrenç!”
Bunun üzerine söylenecek bir şey yoktu. Kesinlikle Xue teyzenin doğum gününe gidecekti. Üçü böyle konuşurken, Xiangyun giyinip kuşanmış bir hâlde içeri girdi. Amcası onu aldırmak için adamlarını göndermişti, veda etmeye gelmişti. Baoyu ve Daiyu ayağa kalkıp onu buyur ettiler ama uzun kalamayacağını söyleyince kapıya kadar geçirdiler. Xiangyun gözyaşlarına hâkim olmaya çalışıyor; amcasının adamlarının yanında üzüntüsünü göstermek istemiyordu. Birkaç dakika sonra sevgili Baochai’in aceleyle onu yolcu etmeye gelişi, gidişini çok daha dayanılmaz bir hâle getirdi. Neyse ki her zaman diğerlerinden daha anlayışlı olan Baochai, onu almaya gelen adamlar eve döndükleri zaman halasına ağladığını söylerlerse başının derde gireceğini fark edip gidişini hızlandırmak için elinden geleni yaptı.
İki kız ve Baoyu Xiangyun’ü iç kapıya kadar geçirdiler. Baoyu daha da ileri gidecekti ama Xiangyun ona engel oldu. Arabasına doğru birkaç adım attıktan sonra vazgeçip geri döndü. Baoyu’yü yanına çağırdı.
“Büyük hanımefendiye beni sık sık hatırlat da unutmasın. O zaman belki birisini gönderip yine beni aldırır.” diye fısıldadı kulağına.
Baoyu öyle yapacağına söz verdi.
Arabasına binişini seyrettikten sonra hep beraber içeri girdiler.
Sonra olanları öğrenmek için gelecek bölümü okumalısın.
37. BÖLÜM
Bir gün güzel bir ilham sayesinde Tanchun Sonbahar
Tazeliği Stüdyosu’nda Begonya Kulübü’nü kurar.
Bir akşam Alpinia Parkı’nda kasımpatılar şiir teması olarak seçilir.
Hikâyemize devam edelim.
Shi Xiangyun gittikten sonra Baoyu ve diğer kızlar eskiden olduğu gibi zamanlarını Bahçe’de gezinerek ve şiirler mırıldanarak geçirdiler. Neler yaptıkları konusunda fazla ayrıntıya girmeden Jia Zheng’a dönelim.
İmparator Eşi’nin evine yaptığı ziyaretten sonra Jia Zheng, İmparator’un kendisine gösterdiği lütfun karşılığını verebilmek için resmî görevlerini daha büyük bir hevesle gerçekleştirmeye başladı. Düzgün tavırları ve lekesiz şöhreti Majestelerinin gözünden kaçmadı ve gerçek yeteneğini ortaya çıkarmak için onu vilayetlerden birinin Eğitim Müfettişi olarak atadı. Meslek hayatına kamu imtihanlarından geçerek başlamamıştı ama ne de olsa kuşaklardır edebiyata tutkun bir aileden geliyordu. Jia Zheng bu atama kararını alınca, yola çıkmak için sekizinci ayın yirmisini seçti. Yolculuk günü geldiğinde, aile tapınağında büyükleriyle vedalaştı; annesinin önünde secde etti. Baoyu ve ailenin diğer genç erkekleri ona ilk durağı olan Acıklı Ayrılık Hanı’na kadar eşlik ettiler. Evden ayrıldıktan sonra Jia Zheng’ın yaptıkları hikâyemizde yer almıyor.
Onun gidişiyle Baoyu herhangi bir kısıtlama ve ceza korkusu olmadan, Bahçe’de gönlünce aylaklık etme ve oynama özgürlüğüne kavuştu. Zamanını boşa geçirip, yıllarına verimsiz günler ve aylar ekledi.
Bir gün kendisini çok keyifsiz hissediyordu. Annesine ve büyükannesine formalite icabı olan sabah ziyaretlerini yapıp dönmüş ve üzerini henüz değiştirmişti ki Tanchun’ün hizmetçisi Cuimo ona hanımından bir mektup getirdi.
“Geldiğin iyi oldu.” dedi Baoyu, mektubu alırken. “Bu sabah hanımını ziyaret etmeye niyetliydim ama unutmuşum. Nasıl? Daha iyi mi?”
“Evet, gayet iyi.” dedi Cuimo. “Bugün ilacı bıraktı. Hafif bir soğuk algınlığı kaldı sadece.”
Baoyu zarif desenli mektubu açıp okudu.
Baoyu okumayı bitirince sevinçle ellerini çırptı.
“Sevgili Tanchun! Ne kadar da şairane bir ruhu var! Hemen gidip onunla bu konuyu görüşmeliyim!”
Peşinde Cuimo ile fırlayıp gitti. Ama daha İçe İşleyen Koku Kameriyesi’ne yeni gelmişti ki Bahçe’nin arka kapısında yaşlı dadılardan birini elinde bir notla hızla girerken gördü. Kadın Baoyu’yü görünce yanına gelip notu ona verdi.
“Efendi Yun’den, küçük bey. Arka kapıda bekliyor. Selamlarını iletip bu notu size vermemi istedi.”
Baoyu notu açıp okudu.
Okumayı bitiren Baoyu güldü.
“Yalnız mıydı?” diye sordu yaşlı kadına. “Yoksa yanında biri mi vardı?”
“Saksı taşıyan iki delikanlı vardı.”
“Peki. Gidip benim adıma teşekkür et. Mektubunu okuduğumu ve düşünceliliğini takdir ettiğimi söyle. Saksıları odama gönder.”
Bu talimatlardan sonra Cuimo ile beraber Sonbahar Tazeliği Stüdyosu’na doğru yoluna devam etti. Oraya vardığında Baochai, Daiyu, Yingchun ve Xichun’ün kendisinden önce geldiklerini gördü. Kızlar onu görünce “İşte biri daha geldi!” diye heyecanla bağrışarak güldüler.
“Birden aklıma geliveren bu fikir pek de fena değilmiş! Bu kadar sevildiğimi bilmiyordum. Bakalım ne olacak diyerek öylesine birkaç davetiye yazmıştım. Sadece bir öneriydi. Herkesin hemen karşılık vereceği hiç aklıma gelmemişti.” dedi Tanchun.
“Keşke daha önce akıl etseydin.” dedi Baoyu. “Böyle bir kulübü çoktan kurmamız gerekirdi.”
“Geç değil!” dedi Daiyu. “Hepiniz bu kadar hevesliyseniz şiir kulübünüzü hemen kurun ama beni bu işe karıştırmayın, lütfen. Ben yokum.”
“Sen yoksan kim olacak?” dedi Yingchun gülerek.
“Tevazu göstermenin sırası değil.” dedi Baoyu. “Bu hepimizin hevesli olduğu ciddi bir iş. Birbirimizi cesaretlendirmeliyiz. Beraber tartışacağımız fikirlere ihtiyacımız var. Haydi, Bao! Önce seni dinliyoruz, belki sonra Kuzen Lin bir şeyler söyler.”
“Bu ne acele?” dedi Baochai. “Henüz herkes gelmedi ki.”
Lafını bitirir bitirmez Li Wan girdi içeri.
“Vay! Ne kadar da şiir severmişiz!” dedi gülerek. “Eğer bir şiir kulübü kuracaksanız başkanı ben olabilir miyim? Bu yılın başında bu fikir benim de aklıma gelmişti ama kendim şiir yazamadığım için teklifin benden gelmesi küstahlık olur diye düşündüm, sesimi çıkarmadım. Şimdi şairane Tanchun kardeşim aynı şeyi düşündüğüne göre ben de elimden geleni yaparım.”
“Eğer bir şiir kulübü kuracaksak, o zaman bu kulübün üyeleri olarak hepimiz eşit durumda ve şair olmalıyız. Artık birbirimize ‘kuzen,’ ‘kardeş’ ya da benzer şekilde hitap etmeyelim.” dedi Daiyu.
“Kesinlikle katılıyorum.” dedi Li Wan. “Kendimize güzel takma adlar bulalım; şiirleri bu adlarla yazar, birbirimize de öyle hitap ederiz. Benim adım Çeltik Çiftçisi olsun. Herhâlde başka hiç kimse istemez.”