реклама
Бургер менюБургер меню

Цао Сюэцинь – Kızıl Odanın Rüyası II. Cilt (страница 19)

18

Böyle konuşarak Bahçe’den çıkıp evlerine doğru yol aldılar. Onları burada bırakıyoruz.

Xiren’e dönecek olursak, iki misafir gidince Yinger’ı içeri çağırıp Baoyu’ye nasıl bir file istediğini sordu.

“Konuşmaya dalıp seni unutmuşum.” dedi Baoyu gülerek. “Benim için file yap diye çağırdım seni buraya.”

“Ne için?” diye sordu Yinger.

“Orasını boş ver.” dedi Baoyu, neşeyle. “Her türlüsünden yap.”

Yinger ellerini çırparak güldü.

“Ne! Bu on yılımı alır!”

“Sevgili küçük hanım, bütün zamanlar senin olsun.” dedi Baoyu, gayet hoş bir havayla. “Eminim daha kısa süre içinde halledeceksin.”

“Herhâlde bir oturuşta yapmasını beklemiyorsun?” dedi Xiren. “En iyisi en çok istediğin birkaç tanesini seç, önce onları yapsın.”

“Çeşitlerinden söz ediyorsanız sadece üç türü var: Yelpazeler, kokulu keseler ya da kuşaklar için.”

“Tamam.” dedi Baoyu. “Kuşak için olsun.”

“Kuşak ne renk?”

“Kırmızı.”

“Siyah ya da lacivert kırmızıya yakışır.” dedi Yinger. “Daha açık bir renkle kırmızı çok baskın durur.”

“Açık yeşile ne yakışır peki?” dedi Baoyu.

“Şeftali pembesi.”

“Çok şatafatlı görünür. Biraz daha gösterişsiz bir şey olsa?”

“Açık yeşil ve yeşilimsi sarıya ne dersiniz?” diye sordu Yinger. “Çok uyumlu bir karışım.”

“Peki, üç tane yap o zaman, bir siyah, bir şeftali pembesi, bir de açık yeşil.”

“Ne deseni istersiniz?”

“Ne desenler biliyorsun?” dedi Baoyu.

“Çubuk, merdiven, elmas, çift elmas, zincir, erik çiçeği, söğüt yaprağı…”

“Geçen gün Tanchun için hangisini yapmıştın?”

“Ortaları dolu erik çiçeği deseniydi.”

“Ondan istiyorum.”

Bu arada Baoyu Xiren’den ipleri getirmesini istedi. Geri döndüğünde pencereden bir hizmetçi seslendi.

“Yemeğiniz hazır, hanımefendi.”

“Gidip yemeğini ye!” dedi Baoyu. “Bitirince hemen gel.”

“Burada misafirimiz varken nasıl giderim?” dedi Xiren, gülümseyerek.

“Saçmalama!” dedi Yinger, ipleri seçerken. “Git haydi.”

Xiren güldü ve ikisini yalnız bırakıp çıktı; sadece ihtiyaç olur belki diye çok genç iki hizmetçiyi bıraktı.

Baoyu uzanıp Yinger’ın file örüşünü seyrederken havadan sudan sohbet etmeye başladı.

“Kaç yaşındasın?”

Yinger işinden başını kaldırmadan cevap verdi.

“On altı.”

“Soyadın ne?”

“Huang.”

“Huang mı? ‘Sarı’ demek. Adınla çok uyumlu. Huang Yinger! Sarıasma Kuşu derler, değil mi?”

“Aslında adım Jinying’di ama küçük hanım söylemesini zor bulup Yinger olsun dedi. Şimdi herkes böyle çağırıyor.”

“Bayan Bao seni çok seviyor herhâlde.” dedi Baoyu. “Evlendiği zaman da seni yanında götürmek isteyecektir.”

Yinger burun kıvırıp güldü.

“Ben her zaman Xiren’e söylerim, hanımını ve seni alacak erkek çok şanslı.” dedi Baoyu.

“Bayan Bao sizin düşündüğünüzden çok daha iyi bir insan.” dedi Yinger. “Güzelliğinin yanı sıra bu dünyada pek çok kişide bulamayacağınız harika özellikleri var. Güzellikten çok daha önemli şeyler.”

Baoyu Yinger’ın yumuşacık sesinden, yapmacıklıktan uzak, sade konuşma şeklinden ve gülüşünden çok etkilendi. Hanımı hakkında bu şekilde konuşmasını dinlemek ona keyif verdi.

“Ne gibi şeyler?” diye sordu. “Söylesene bana.”

“Söylerim ama ona bundan söz etmeyin.”

“Elbette etmem.”

O anda dışarıdan gelen bir ses araya girdi.

“Hiç sesiniz çıkmıyor!”

Aynı anda ikisi de dönüp bakınca Baochai’in odaya girdiğini gördüler. Baoyu hemen onu buyur etti. Kız oturunca Yinger’ın nasıl bir file yaptığını sordu ve eğilip inceledi.

“Bunun ilginç bir tarafı yok ki. Ne için istiyorsun?” diye sordu daha yarısı tamamlanan fileyi görünce. “Neden değerli taşı için bir şey yapmıyorsun?”

Baoyu sevinçle ellerini çırptı. En başında Yinger’dan kendisi için bir şey yapmasını isteyecekti ama unutmuştu.

“Zeki kuzen! Söylediğin çok iyi oldu! Unuttum gitti. Peki, ne renk olsun?”

“Bir bakalım.” dedi Baochai. “Parlak renkler kesinlikle olmaz. Kırmızı yakışmaz. Sarı yeterince zıtlık taşımıyor. Siyah da çok kasvetli. Bak ne diyeceğim. Altın rengi bir ipi çok ince bir siyah iple birleştirip yaparsan çok güzel olur.”

Baoyu bu teklifi çok beğendi ve Xiren’e birkaç kez seslenerek altın rengi ip getirmesini istedi. O da tam o sırada iki tabak yemekle içeri giriyordu.

“Çok tuhaf!” dedi. “Büyük hanımefendi iki tabak göndermiş.”

“Ah demek çok fazla yemekleri varmış ki paylaşmanız için size göndermiş.” dedi Baoyu.

“Hayır.” dedi Xiren. “Bunlar özel olarak benim içinmiş ama gidip teşekkür etmeme gerek yokmuş. Çok tuhaf!”

Baochai güldü.

“Senin içinse gidip ye! Nedenini niçinini sorma!” dedi.

“Ama daha önce hiç böyle bir şey olmadı. Çok utandım.”

Baochai alaycılıkla dudaklarını buruşturdu.

“Bunda utanılacak ne var? Bir gün daha utanç verici şeyler gelecek başına.”

Xiren bu lafların arkasında başka şeyler olduğunu hissetti. Baochai’in iğneleyici sözler edecek biri olmadığını iyi biliyordu. Önceki gün görüştüklerinde Wang Hanım’ın da üstü kapalı sözler ettiğini hatırlayınca konuyu kapattı.

“Bunları yiyeyim o zaman, ellerimi yıkayınca ipi getiririm.” dedi Baoyu’ye tabakları göstererek.