Пер Валё – Gülen Polis (страница 9)
S: Sizin şahsi fikrinizi sorduk. Kurbanlardan birisinin cinayet bürosundan olması sizce tamamen tesadüf müydü?
C: Buraya şahsi fikirlerimi vermeye gelmedim.
S: Stenström olay meydana geldiğinde özel bir soruşturma üstünde mi çalışıyordu?
C: Bilmiyoruz.
S: Dün gece görevde miydi?
C: Hayır.
S: Görevde değildi o zaman?
C: Evet.
S: Demek ki tesadüfen oradaydı. Başka kurbanların isimlerini verebilir misiniz?
C: Hayır.
S: İsveç’te ilk kez toplu katliam oluyor. Öte yandan, yurt dışında son yıllarda birçok benzer vaka yaşandı. Sizce bu manyakça eylem, örneğin Amerika’da olanlardan esinlenilmiş olamaz mı?
C: Bilmiyoruz.
S: Polis, cinayeti işleyen kişinin sansasyon yaratarak ilgi çekmek isteyen bir manyak olduğu görüşünde mi?
C: Bu bir teori.
S: Evet ama sorumun cevabı bu değil. Polisler bu teori üstünde çalışıyor mu?
C: Tüm ipuçları ve görüşleri değerlendiriyoruz.
S: Kurbanların kaçı kadın?
C: İki.
S: Yani altısı erkek?
C: Evet.
S: Otobüs şoförü ve polis memuru Stenström de dahil?
C: Evet.
S: Bir dakika şimdi. Bize otobüsteki insanlardan birinin hayatta kaldığını ve polisin alanı kordonla çevirmesinden önce ambulansa konup götürüldüğünü söylediler.
C: Yani?
S: Bu doğru mu?
C: Sıradaki soru.
S: Anlaşılan olay yerine varan ilk polislerden biri sizmişsiniz?
C: Evet.
S: Oraya saat kaçta vardınız?
C: On bir yirmi beşte.
S: Otobüsün içi o sırada neye benziyordu?
C: Sizce?
S: Ömrünüzde gördüğünüz en iğrenç manzara olduğunu söyleyebilir misiniz?
Gunvald Larsson bu soruyu soran kişiye boş boş baktı, yuvarlak tel çerçeveli gözlüklü, salaş, kızıl bıyıklı ve gençten bir çocuktu. Nihayet cevap verdi, “Hayır, söyleyemem.”
Cevap bir şaşkınlığa sebep oldu. Kadın gazetecilerden biri kaşlarını çattı ve inanamayarak, safça, “Ne demek istiyorsunuz?” diye sordu.
“Aynen söylediğimi.”
Gunvald Larsson, polis teşkilatına katılmadan önce orduda denizciydi. 1943 yılının Ağustos ayında bir mayına çarpıp denizin dibinde üç ay durduktan sonra kurtarılmış
Ne var ki karşısında toplanmış genç insanlara bunları açıklamak istemeyerek soruyu geçiştirdi ve “Başka soru var mı?” diye sordu.
“Polis olay tanıklarıyla temasa geçti mi?”
“Hayır.”
“Bir başka deyişle, Stockholm’ün ortasında bir toplu katliam gerçekleşti. Sekiz insan öldü ve polisin tek diyebileceği bu mu?”
“Evet.”
Böylece basın toplantısı sona ermişti.
9
Rönn’ün elinde listeyle içeri girdiğini fark etmeleri biraz zaman aldı. Martin Beck, Kollberg, Melander ve Gunvald Larsson masalardan birine eğilerek duruyordu, masanın üstüyse cinayet mahallinden fotoğraflarla dopdoluydu ve Rönn birdenbire yanlarında dikilip, “Listemiz artık hazır,” dedi.
Arjeplog’da doğup büyümüştü ve yirmi yıldan uzun süredir Stockholm’de yaşamasına rağmen hâlâ Kuzey İsveç şivesiyle konuşurdu.
Listeyi masanın köşesine koydu, bir sandalye çekip oturdu.
“Etrafta gezip milletin kalbine korku salma,” dedi Kollberg.
Odanın içinde o kadar uzun zamandır sessizlik hâkimdi ki Rönn’ün sesini duyunca yerinden sıçramıştı.
“Eh, görelim bakalım,” dedi Gunvald Larsson sabırsızca, listeye uzanarak.
Bir süre göz gezdirdi. Sonra Rönn’e geri verdi.
“Hayatımda gördüğüm en eciş bücüş yazı. Kendin okuyabiliyor musun bunu? Daktilodan çıkmış bir nüshası yok mu bunun?”
“Evet,” diye cevap verdi Rönn. “Var. Bir dakika sonra elinizde olur.”
“Tamam,” dedi Kollberg. “Hadi dinleyelim.”
Rönn gözlüğünü takıp boğazını temizledi. Notlarına şöyle bir baktı.
“Sekiz ölüden dördü, terminal civarlarında yaşıyormuş,” diye başladı. “Hayatta kalan adam da öyle.”
“Mümkünse sırayla git,” dedi Martin Beck.
“Evet, birincisi şoför. Ensesinden iki kurşunla vurulmuş, anında ölmüş olmalı.”
Martin Beck, Rönn’ün masadaki yığından çektiği fotoğrafa bakma gereği duymadı. Sürücü koltuğunda oturan adamın neye benzediğini çok iyi hatırlıyordu.
“Sürücünün adı Gustav Bengtsson’muş. Kırk sekiz yaşında, evli, iki çocukluymuş ve Inedals Caddesi 5 numarada oturuyormuş. Ailesine haber verildi. O günkü son seferiymiş ve yolcuları son durakta indirdikten sonra otobüsü Lindhagens Caddesi’ndeki Hornsberg hangarına götürecekmiş. Bilet cüzdanındaki paraya dokunulmamış ve kendi cüzdanında da 120 kron bulunuyormuş.”
Gözlüğünün üstünden diğerlerine şöyle bir baktı.
“Şimdilik onunla ilgili başka bir bilgi yok.”
“Devam et,” dedi Melander.
“Plandaki sıraya göre anlatacağım. Sıradaki kişi Åke Stenström. Sırtına beş el ateş edilmiş. Birisi sağ omzuna yandan girmiş, seken bir mermi olabilir. Yirmi dokuz yaşındaymış ve adresi…”
Gunvald Larsson lafını kesti.