Пер Валё – Gülen Polis (страница 10)
“Onu atlayabilirsin. Nerede oturduğunu biliyoruz.”
“Ben bilmiyordum,” dedi Rönn.
“Devam et,” dedi Melander.
Rönn boğazını temizledi.
“Tjärhovs Caddesi’nde nişanlısıyla birlikte yaşıyormuş…”
Gunvald Larsson tekrar lafını kesti.
“Nişanlı değillerdi. Daha yeni sormuştum.”
Martin Beck, Gunvald Larsson’a sinirle baktı ve Rönn’e devam etmesi için başını salladı.
“Yirmi dört yaşındaki Åsa Torell ile birlikte. Kız, bir seyahat acentesinde çalışıyormuş.”
Gunvald Larsson’a hızlıca bir bakış atıp ekledi, “Günaha giriyorlar işte. Kıza haber verildi mi bilmiyorum.”
Melander piposunu ağzından çıkarıp konuştu, “Verildi.”
Masanın etrafındaki beş adam da Stenström’ün yamulmuş bedeninin fotoğraflarına bakmadı. Zaten bir kere görmüşlerdi ve tekrar tekrar görme meraklısı değildiler.
“Sağ elinde iş tabancasını tutuyordu. Tabancanın horozu çekilmişti fakat ateş açmamıştı. Ceplerinden içinde 37 kron, kimlik kartı, Åsa Torell’in bir fotoğrafı, annesinden bir mektup ve birkaç fiş olan bir cüzdan çıktı. Ayrıca sürücü ehliyeti, defter, kalemler ve bir set anahtar. Laboratuvardakiler incelemeyi bitirince hepsini bize gönderecekler. Devam edebilir miyim?”
“Evet, lütfen,” dedi Kollberg.
“Stenström’ün yanındaki koltukta oturan kızın adı Britt Danielsson. Yirmi sekiz yaşındaymış, evli değilmiş ve Sabbatsberg Hastanesi’nde çalışıyormuş. Kadrolu bir hemşireymiş.”
“Acaba birlikteler miydi, merak ettim,” dedi Gunvald Larsson. “Belki de bir yandan biraz eğleniyordu.”
Rönn ona kınayarak baktı.
“Öğrensek iyi olur,” dedi Kollberg.
“Kız Karlbergsvägen 87 numarada Sabbatsberg’li başka bir hemşireyle oda arkadaşıymış. Adı Monika Granholm olan oda arkadaşına göre Britt Danielsson hastaneden doğruca eve dönermiş. Tek kurşunla vurulmuş. Şakaktan. Otobüsün içinde tek kurşunla öldürülen tek oymuş. Çantasından otuz sekiz farklı şey çıktı. Sıralayayım mı?”
“Tanrım, hayır,” dedi Gunvald Larsson.
“Plana göre ve listedeki dört numara Alfons Schwerin, otobüsten sağ çıkan adam. Arka tarafta, iki uzun koltuğun ortasında, yerde sırtüstü uzanıyordu. Nerelerinden yaralandığını biliyorsunuz zaten. Karnına ateş edilmiş ve bir kurşun kalp bölgesine girmiş. Norra Stations Caddesi 117 numarada tek başına yaşıyormuş. Kırk üç yaşındaymış ve belediyenin yol dairesinde kadrolu çalışıyormuş. Durumu nasıl bu arada?”
“Hâlâ komada,” dedi Martin Beck. “Doktorlar şuurunun tekrar açılma ihtimali olduğunu söylüyor. Ama kendine gelse bile, konuşabilecek mi ya da herhangi bir şey hatırlar mı emin değiller.”
“Karın boşluğunda bir mermiyle konuşamaz mıymışsın?” diye sordu Gunvald Larsson.
“Şok,” dedi Martin Beck.
Sandalyesini geriye itip gerindi. Ardından bir sigara yakıp duvardaki çizimin önünde durdu.
“Ya şu köşedeki?” dedi. “Sekiz numara?”
Sağ köşede, otobüsün en arkasında yer alan koltuğu işaret etti. Rönn notlarına döndü.
“Sekiz kurşun almış. Göğsüne ve karnına. Arap’mış, adı Muhammed Boussie, Cezayir kökenli, otuz altı yaşında, İsveç’te hiç akrabası yok. Norra Stations Caddesi’nde bir çeşit pansiyonda yaşıyormuş. Belli ki Vasa Caddesi’nde bir et restoranı olan Zig-Zag’deki işinden çıkmış, evine dönüyormuş. Şu anda onun hakkında söylenecek başka bir şey yok.”
“Arabistan,” dedi Gunvald Larsson. “Orada genelde bir sürü çata pat yaşanmaz mı?”
“Siyasi bilgin yıkılıyor,” dedi Kollberg. “Sepo’ya tayinini istemelisin.”
“Doğru adı Milli Polis Teşkilatı Güvenlik Dairesi’dir onun,” dedi Gunvald Larsson.
Rönn ayağa kalktı, yığının arasından bir iki fotoğraf çıkardı ve masada yan yana koydu.
“Bu adamın kimliğini tespit edemedik,” dedi. “Altı numara. Tam orta kapıların arkasında, dışta kalan koltukta oturuyormuş ve altı kurşunla öldürülmüş. Ceplerinden bir kibrit kutusunun çakma tarafı, bir paket Bill sigara, bir otobüs bileti ve 1823 kron nakit çıktı. Hepsi bu.”
“Çok para,” dedi Melander düşünceli bir şekilde.
Masanın üstüne eğilip tanımadıkları adamın resimlerini incelediler. Adam koltukta aşağı doğru kaymıştı ve kolları sallanarak, sol bacağı koridora düşmüş şekilde yayılmıştı. Paltosunun ön tarafı kana bulanmıştı. Yüzü yoktu.
“Kahretsin, ne olmuş,” dedi Gunvald Larsson. “Adamı kendi anası gelse tanıyamaz.”
Martin Beck duvardaki çizimi incelemeye devam etti. Sol elini yüzünün önünde tutarak şöyle dedi, “Sonuçta iki kişi olduklarından emin değilim.”
Diğerleri ona baktı.
“İki ne?” diye sordu Gunvald Larsson.
“İki tetikçi. Yolculara baksana, hiçbirisi yerinden kıpırdamamış. Hâlâ hayatta olan hariç, o da sonrasında yere yığılmış olabilir.”
“İki manyak adam mı?” dedi Gunvald Larsson şüpheyle. “Aynı zamanda?”
Kollberg gidip Martin Beck’in yanında durdu.
“Yani sadece bir kişi olsa, birisinin tepki göstermeye fırsatı olurdu mu diyorsun? Hımm, olabilir. Ama herif onları bir güzel biçmiş. Bayağı hızlı olmuştur, hatta belki hepsi uyuklarken yakalanmıştır…”
“Listeye devam edelim mi? Bir silah mı vardı, iki mi, en kısa zamanda öğreneceğiz.”
“Tabii,” dedi Martin Beck. “Devam et, Einar.”
“Yedi numaralı adam Johan Källström adında bir ustabaşı. Kimliği tespit edilememiş adamın yanında oturuyormuş. Elli iki yaşındaymış, evliymiş ve Karlebrgsvägen 89 numarada oturuyormuş. Karısına göre, Sibylle Caddesi’ndeki atölyesinden dönüyormuş, fazla çalışmış. Onunla ilgili pek özel bir ayrıntı yok.”
“İşten dönerken midesinin kurşunla dolması hariç,” dedi Gunvald Larsson.
“Orta kapının tam önündeki cam kenarında Gösta Assarsson oturuyormuş, sekiz numara. Kırk iki yaşında. Kafasının yarısı dağılmış. Tegnér Caddesi 40 numarada yaşıyormuş, ofisi ve iş yeri de orasıymış, erkek kardeşiyle birlikte işlettiği bir ithalat ihracat firması varmış. Karısı neden otobüste olduğunu bilmiyor. Ona göre, Narvavägen’de bir kulüp toplantısında olmalıymış.”
“Aha,” dedi Gunvald Larsson. “Alem yapmaya çıkmış.”
“Evet, böyle bir şey söylenebilir. Evrak çantasında bir şişe viski bulunmuş. Johnnie Walker, Black Label.”
“Aha,” dedi damak zevkine düşkün Kollberg.
“Ayrıca bol miktarda prezervatif taşıyormuş,” dedi Rönn. “İç cebinde yedi tane varmış. Çek defteri ve nakit 800 kron da yanındaymış.”
“Neden yedi?” diye sordu Gunvald Larsson.
Kapı açıldı ve Ek kafasını içeri uzattı.
“Hammar on beş dakika içinde hepinizi odasına beklediğini söyledi. Brifing. On bire çeyrek kala yani.” Gözden kayboldu.
“Tamam, devam edelim,” dedi Martin Beck. “Nerede kalmıştık?”
“Yedi kılıfla gezen adamda,” dedi Gunvald Larsson.
Martin Beck, “Adam hakkında söylenecek daha fazla bir şey var mı?” diye sordu.
Rönn karalama yazısıyla dolu kâğıt parçasına baktı. “Sanmıyorum.”
“Devam et o zaman,” dedi Martin Beck, Gunvald Larsson’un masasına oturarak.
“Assarsson’dan iki koltuk önde dokuz numara oturuyormuş, Bayan Hildur Johansson, altmış sekiz yaşında, dul, Norra Stations Caddesi 119 numarada yaşıyormuş. Omzundan ve boynundan vurulmuş. Västmanna Caddesi’nde oturan evli bir kızı var. Kızının çocuklarına baktıktan sonra kendi evine dönüyormuş.”
Rönn sayfayı katlayıp ceketinin cebine koydu.
“Hepsi bu,” dedi.
Gunvald Larsson iç geçirdi, fotoğrafları ayrı ayrı dokuz deste hâline getirdi.
Melander piposunu bıraktı, bir şeyler mırıldanıp tuvalete gitti.