реклама
Бургер менюБургер меню

Анонимный автор – Doğumunun 100. Yılında Cengiz Dağcı'ya Armağan (страница 19)

18

(ﺭﯘﻳﺎ) i. (Ar. ru’yā “görme, görüş”) 1. Uyku sırasında zihinde beliren görüntülerin bütünü, görülen hayaller dizisi, düş: Nüzhet bana güzel bir rüyâ gördüğünü söylüyor, fakat bu rüyâyı anlatmıyor (Peyâmi Safa). Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi / Senelerden beri rü’yâda görüp özlediğim / Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim (Yahyâ Kemal). (http://lugatim. com/s/R%C3%9CY%C3%82%E2%80%93R%C3%9CY%C3%82)

Bildiri için yapmaya çalıştığımız tasnifin dışında kalan bir örnek, agabeg>>ağabey>>abi gelişimi gösteren kelimenin kullanımında görülen ikiliktir. Eski Türkçe agabeg yapısından erime ve büzülme yoluyla konuşma dilimize âbi olarak gelen kelime, ikinci mektupta âbiy biçiminde kullanılmıştır. Fakat bu kullanım, iki kez geçmiş, iki kez de ağabey olarak geçmiştir. Bu durumun nedeni, düzeltme sırasında gözden kaçma ya d a yazarın kendisine ait ikili kullanım şeklinde izah edilebilir.

ABİ i.. (< ağabey) [“ğ” düştüğü için a uzun okunur] halk ağzı. Ağabey: Siyâseti anladık, cilvelidir mübârek, ama bu kadarı da biraz fazla olmadı mı abi? (Bediî Fâik) (lugatim.com/s/ABİ)

Abiyim. Bir kaza sonucu öldü…” (Dağcı, 2016: 36)

Abiyimin köpeği, dedi. Az sustu.” (Dağcı, 2016: 37)

Hayır, ağabeyim. Dedi Rüstem” (Dağcı, 2016: 38)

Türkiye Türklerinin kültürüne ait olmayan kavramları karşılayan kelimeler:

Türk boylarının farklı coğrafyalarda farklı kültürlere yakın konumda yerleşmeleri ve farklı kültür unsurlarıyla bir arada bulunmalarının sonucu olarak, Cengiz Dağcı’nın eserinde Türkiye Türklerinin kültüründe olmayan ya da varsa da başka bir kelimeyle karşılanan kavramlar mevcuttur. Bu durum, çok şaşırtıcı olmasa da bir iki örnek vermenin yararlı olacağı düşüncesindeyiz.

Hıdırellezde mezarlık duvarı dibinde çiçek fideleri diken kızlar; Derviza günlerinde bayrak tutan delikanlılar; ve serçeler, saksağanlar, karatavuklar; Kasım’da yaylaya yağan ilk kar… ve ben.” (Dağcı, 2016: 65)

“…Tatar ve Kırımçak mahallerinde kerosin 15 kuyrukları kısalıyordu…” (Dağcı, 2016: 65)

“…Katlama yedik; Fultu yedik…” (Dağcı, 2016: 54)

“…sarkık bıyığı ve keçi sakalıyla Troçkist görüşlerin de pek uzağında kalmayan, üstelik Kazbek sigarası içen, ve masası üzerinde duran küllüğün içindeki kabuklardan fıstık yediği de anlaşılan editöre bakışımı hatırladım.” (Dağcı, 2016: 52)

Göğün mavisinde bile furgon16 vagonlarına Kiril harflerle ‘Sürgün’ kelimesi yazılı trenleri görüyorum.” (Dağcı, 2016: 48)

Ocapçe”17 dedi Hayim ve dönerek avludan çıktı.” (Dağcı, 2016: 48)

Türk dünyasının hemen her yanında yazdıklarıyla hem Türk edebiyatının hem de dünya edebiyatının seçkinleri arasına girmiş onlarca isim bulunmaktadır. Bu isimlerin çok bağlayıcı olmasa da ortak özellikleri, her ne kadar çok ağır koşullarda yaşasalar, yoğun mücadeleler verseler, karşılaştıkları güçlüklere göğüs gerecek gücü kendilerinde bulsalar da zaman zaman anne kucağına dönmeleri, çocukluk yıllarına gitmeleridir. Bu sebeple Şehriyar’da, Cengiz Aytmatov’da, Cengiz Dağcı’da anneyle ve çocuklukla ilgili çok sayıda anı bulunmaktadır.

Aşağıda verilen Anneme Mektuplar’dan alınan parçalar ile “Heyder Baba” şiirindeki bazı bölümler arasında neredeyse fark yoktur:

Uslu bir çocuktum ben. Pili başı duvarı dibindeki karınca öbekleri üstünde geçirirdim günü Saniye ile birlikte. Hoş, her zaman uslu oynamazdım elbet. Eski kuyunun çevresine taşmış sular içinde yüzen kurbağalara taş atardım. Kertenkeleleri kovalardım bağın asmaları arasında. Tutabildiğim ir kertenkele, kuyruğunu avucumun içine bırakıp kaçıverirdi. Saniye’den yana atardım kertenkelenin kuyruğunu. İrkilirdi….” (Dağcı, 2016: 16)

Yine “Heyder Baba’ya Selam” şiirinde geçen Şehriyar’ın çocukluk anılarından bahsettiği parçalarla Cengiz Dağcı’nın anıları arasında denklik bulunmaktadır:

Emmecan’ın bal bellesin yeyerdim, Sondan durub üs donumu geyerdim, Bahçalarda tiringeni deyerdim, Ay özümü o ezdiren günlerim, Ağac minib, at gezdiren günlerim. Heçi hala çayda paltar yuvardı, Memmed Sadık damlarını suvardı, Heç bilmezdik dağdı, daşdı, divardı Her yan geldi, şıllak atıb aşardık, Allah, ne koş, gamsız-gamsız yaşardık. (Ateş, 1964: 15)

Davar inerdi Kasım içinde köye. İnekler böğrüşürlerdi, koyunlar melerdi Kızıltaş’ta.” ( Dağcı, 2016: 93)

Seher tezden nahırçılar gelerdi, Koyun kuzu dam bacadan melerdi, Emme Can’ım körpelerin belerdi, Tendirlerin kavzanardı tüstüsi, Çöreklerin gözel iyi, istisi. (Ateş, 1964: 21)

SONUÇ

Cengiz Dağcı’nın eserleri Türkiye’deki yayınevlerinde Türkiye Türkçesiyle yayımlansa ve Türkiye Türkleri tarafından okunsa da bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde Kırım Türkçesinden izler taşımakta, eser boyunca sık sık bu öğeler varlığını hissettirmektedir. Türkiye Türkçesinde kullanılmayan Türkçe kelimelerin eserde geçmesi, bir anlamda farklı coğrafyalardaki Türklerin birbirini anlamasını çok yavaş da olsa kolaylaştıracak bir etken gibi görülebilse de yazardan mı redaktörden mi kaynaklandığı bilinemeyen ve Türkçenin türetme yapısına uygun olmayan kelimelerin izahı da önemli bir sıkıntıdır. Bu kategoride ele alınacak kelimelerdeki eklerin Kırım Türkçesi gramerlerinde de yer almaması, bu kelimelerin bu sahaya da ait olmadığını ve yanlış biçimler olduğunu göstermektedir. Son cümle olarak Cengiz Dağcı’nın eserleri tam olarak Türkiye Türkçesiyle yazılmamış, söz varlığı açısından biraz Kırım Türkçesinden ve biraz da yanlış türetilmiş unsurlardan örnekleri barındıran bir nitelikle okuyucuya sunulmuştur.

KAYNAKLAR

AĞCA, Ferruh (2017) “Genç Temüçin’deki Tatarca Unsurlar Üzerine”, Uluslararası Cengiz Dağcı Sempozyumu Bildiri Kitabı 16-17 Mayıs 2017 · Eskişehir, s.31-35.

ATEŞ, Ahmed (1964) Şehriyâr ve Haydar Baba’ya Selam, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Seri:4, Sayı:2, Ankara.

BANGUOĞLU, Tahsin (1990) Türkçenin Grameri, TDK Yayınları, Ankara.

BOZ, Erdoğan- KAMACI, Duygu- ASLAN, EZGİ (2017) “Cengiz Dağcı’nın Kırım Tatar Türkçesiyle Yazdığı Şiirler Üzerine Dil İncelemesi”, Uluslararası Cengiz Dağcı Sempozyumu Bildiri Kitabı, 16-17 Mayıs 2017, Eskişehir, s.73-79.

ÇONOĞLU, Salim (2017) “Cengiz Dağcı’nın Şiirleri Üzerine Bir Değerlendirme”, Vatanı Dilinde Cengiz Dağcı Kitabı, Ötüken, 2017, s.265-298.

DAĞCI, Cengiz (2016) Anneme Mektuplar, Ötüken Neşriyat, İstanbul.

KÖK, Abdullah (2017) “Londra’dan Kırım’a Anneme Mektuplarla “Vatan” Metaforları”, Uluslararası Cengiz Dağcı Sempozyumu Bildiri Kitabı 16-17 Mayıs 2017, Eskişehir, s.259-268.

ŞAHİN, İbrahim (2017) “Düşünerek Anlatmak: Dağcı’nın Edebi Dili Üzerine” Vatanı Dilinde Cengiz Dağcı Kitabı, Haz. İbrahim Şahin- Salim Çonoğlu, Ötüken Neşriyat, İstanbul, s. 238-253

lugatim.com/s/ÇİZİKTİRMEK–ÇIZIKTIRMAK–CIZIKTIRMAK

http://lugatim.com/s/DOST

http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.

GTS.5bcda547223ab3.55356055

http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS. 5bcda69cb18102.71377797

http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.

GTS.5bbb4b0412b239.32834014

http://lugatim.com/s/R%C3%9CY%C3%82%E2%80%93R%C3%-9CY%C3%82

Dağcı’nın “Söyleyin Duvarlar” Şiirindeki Değişmeler

İsa Kocakaplan18

SÖYLENİZ DİVARLAR/ CENGİZ DAĞCI

Men kirem qocaman saraynıñ içine, Men kirem baş eğip insanlar küçüne, Men kirem kuneşli künümni quçaqlap, Men kirem lânetli keçmişni hatırlap. Sus tilim! Söyleme, söyleme, söyleme! Divarlar söylesin, sen ise, kel diñle! Divarlar pek qarttır, divarlar tarihtır, Divarlar tökülgen qanlarğa şaattır. Söyleñiz siz maña, söyleniz divarlar! Sarayda ne oldı, sarayda neler bar?