Анонимный автор – Doğumunun 100. Yılında Cengiz Dağcı'ya Armağan (страница 10)
6- Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasındaki Bir Yazar Cengiz Dağcı / Abdulvahap KARA
Bu kitap Cengiz Dağcı hakkında yazılmış olan diğer kitaplardan farklı olarak Dağcı ile ilgili olarak tek bir konu üzerinde; Cengiz Dağcı’nın II. Dünya Savaşı sırasında yaşadığı inanılması güç olaylara odaklanmakta ve bu dönemi ele almaktadır. Kitaptaki bilgiler Dağcı’nın hem romanlarından hem de hatıralarından istifade ederek oluşturulmuştur. O dönemi anlatan başka romanların ve eserlerin de var olduğuna dikkat çeken yazar, Cengiz Dağcı’nın eserlerini diğerlerinden farklı kılan hususların başında Cengiz Dağcı’nın eserlerini acı ve zor günlerin hemen akabinde kaleme almasını saymaktadır. Bu nedenle onun eserlerinde teferruatların hâkim olduğunu fakat diğer eserler yıllar sonra kaleme alındığı için bazı hakikatlerin tam yansıtılamadığını ve kopuk kaldığını ifade etmektedir.
Kitapta, Cengiz Dağcı’nın yaşadıklarından hareketle Türk asıllı Sovyet askerlerinin yaşamış oldukları zorluklara da temas edilmektedir. Sovyet üniforması ile katıldıkları savaşta Almanlara esir düşmeleri, savaşın sonunda Sovyetlere teslim edilmeleri ya da daha acı bir ifade ile “Stalin’in pençelerine” düşmeleri; bir suçlu gibi muamele görmelerine dikkat çekilmektedir.
7- Bellek-İnsan-Eser: Cengiz Dağcı / Hazırlayanlar: Emel Kefeli & Nesrin Sarıahmetoğlu
Bu kitap 2011 yılında Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen toplantıda (sempozyumda) sunulmuş olan on bildiri metninden oluşmaktadır. İki bölümden oluşan kitap, “Cengiz Dağcı, Hayatı ve Sürgün Yılları” ve “Eserleri ile Cengiz Dağcı” ve “Değerlendirme” bölümlerinden oluşmaktadır.
8- Uluslararası Cengiz Dağcı Sempozyumu Bildiri Kitabı (2017), Hazırlayanlar: Nurcan ANKAY & Deniz DEPE
Bu kitap, 16-17 Mayıs 2017 tarihinde, Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Araştırma ve Uygulama Merkezi ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dünyası Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin katkılarıyla Eskişehir’de gerçekleştirilen sempozyumda sunulan bildirilerden oluşmaktadır. Altmışın üzerinde bildirinin sunulduğu söz konusu sempozyuma yurt içinden ve yurt dışından akademisyen/araştırmacılar katılmıştır.
1- Türkiye’de Cengiz Dağcı ve eserleri hakkında sekiz (8) yüksek lisans tezi hazırlanmıştır.
2- Cengiz Dağcı ve eserleri hakkında hazırlanan ilk yüksek lisans tezi 1999 yılında tamamlanmıştır. 1956 yılından beri Türkiye’de tanınan, eserleri yayınlanan ve belli bir okuyucu kitlesi tarafından ciddi bir kabul gören Cengiz Dağcı ile ilgili akademik çalışmaların geç bir tarihte başladığı görülmektedir.
3- Periyotlar halinde değerlendirildiğinde 2000 yılına kadar bir (1) tez, 2000-2010 yılları aralığında üç (3) tez, 2010-2018 yılları aralığında dört tez (4) tamamlanmıştır.
4- 2004 yılından sonra uzun süre hiç tez yapılmadığı/yaptırılmadığı görülmektedir. 2013 yılı itibari ile Cengiz Dağcı ve eserleri hakkında yapılan tezlerde bir artış görünmektedir. 2011 yılında Cengiz Dağcı’nın vefatı ile kendisinin ve eserlerinin bir kez daha hatırlanması ve gündeme gelmesi bu durumun nedeni olarak görülebilir.
5- Cengiz Dağcı ve eserleri hakkında yapılan yüksek lisans tezlerinin biri (1) Tarih anabilim dalında, biri (1) Türk Dünyası Araştırmaları anabilim dalında, biri (1) Çağdaş Türk Lehçeleri anabilim dalında, beş tanesi Türk Dili ve Edebiyatı anabilim dalında tamamlanmıştır.
1- Türkiye’de Cengiz Dağcı ve eserleri üzerine bir (1) doktora tezi hazırlanmıştır.
2- “Cengiz Dağcı’nın Hayatı ve Eserleri” başlıklı bu tez İbrahim Şahin tarafından Doç. Dr. Bilge Ercilasun danışmanlığında 1992 yılında Gazi Üniversitesi’nde hazırlanmıştır.
3- Bu doktora tezi Kültür Bakanlığı tarafından kitap olarak yayınlanmıştır.
SONUÇ
Cengiz Dağcı, son zamanlarında yazmış olduğu birkaç eseri hariç tutulacak olursa tüm eserlerinde Kırım’ı ve Kırım Türklerini anlatmıştır. Cengiz Dağcı’nın hayata adımını attığı ilk günden itibaren Kırım Türklüğünün 20. yüzyıldaki macerasını adeta şahsında topladığı ve onun şahsi hayatının Kırım Türklüğünün tarihi olduğunu ifade edilmektedir. Bu nedenle Kırım Türklerinin çile ve zulüm dolu tarihlerini görmek, öğrenmek ve anlamak için Cengiz Dağcı’nın eserleri ile iç içe olmak gerekmektedir.
Çok arzu ettiği halde Türkiye topraklarına ayak basamamış ve buna rağmen eserlerini Türkiye Türkçesi ile kaleme almıştır. Eserlerini Rusça, İngilizce ya da Kırım Türkçesi ile neden yazmadığı hususunda birkaç şey söylenebilir. Eserlerini Rusça yazmış olsaydı Sovyet rejiminde bu eserlerin basılmasına ve okutulmasına müsaade edilmeyecek; İngilizce yazmış olsa uluslararası camianın Cengiz Dağcı’nın
Türkiye’de Cengiz Dağcı bilinen, tanınan ve okunan bir yazardır. Dağcı’nın yazdıkları ile hemhâl olan ve onun derdi ile dertlenen ciddi bir okuyucu kesimi mevcuttur. Özellikle belli konularda hassasiyeti olan bir okuyucu kitlesi Cengiz Dağcı’nın eserlerini okumakta ve onun vermek istediği mesaja kulak kesilmektedir.
İNCELENEN ÇALIŞMALARIN LİSTESİ
KARA, Abdulvahap (2012)
KOCAKAPLAN, İsa (1999)
KOCAKAPLAN, İsa (1998)
KOCAKAPLAN, İsa (2012)
ŞAHİN, İbrahim (1996)
1999 – Cengiz Dağcı’nın Romanlarında Esaret ve Hürriyet – Yazar: Hamit ÇİFTÇİ – Danışman: Yrd. Doç. Dr. Muammer GÜRBÜZ – Yer Bilgisi: Harran Üniversitesi.
2003 – Cengiz Dağcı’nın Romanlarında Şahıs Kadrosu – Yazar: Sacit AYHAN – Danışman: Doç. Dr. Alev SINAR – Yer Bilgisi: Uludağ Üniversitesi.
2004 – Cengiz Dağcı’nın Hikâyeleri (inceleme-metinler) – Yazar: Sibel DURAK SOYKIRAY – Danışman: Doç. Dr. Metin EKİCİ – Yer Bilgisi: Ege Üniversitesi .
2004 – Cengiz Dağcı’nın; Yurdunu Kaybeden Adam, Onlar da İnsandı, Korkunç Yıllar Adlı Romanlarında Kip – Yazar: Aybala ŞENGEN – Danışman: Yrd. Doç. Dr. Güzin TURAL – Yer Bilgisi: Gazi Üniversitesi.
2013 – Cengiz Dağcı’nın Romanlarında Kimlik ve Bellek – Yazar: Abdulkadir ÇEKİÇ – Danışman: Yrd. Doç. Dr. SEZAYİ ÇOŞKUN – Yer Bilgisi: Fatih Üniversitesi.
2013 – Cengiz Dağcı’nın Romanlarının Halkbilimi Açısından İncelenmesi – Yazar: İbrahim BOZ – Danışman: Doç. Dr. Bekir ŞİŞMAN – Yer Bilgisi: Ondokuz Mayıs Üniversitesi.
2015 – Cengiz Dağcı ve Cengiz Aytmatov’un Bazı Romanlarında Ruslaştırma ve Sömürü Politikası Olarak Kolhoz – Yazar: BURÇİN AYIK – Danışman: Doç. Dr. FERHAT KARABULUT – Yer Bilgisi: Celal Bayar Üniversitesi.
2018 – Cengiz Dağcı’nın Eserlerinde XX. Yüzyıl Kırım Tarihine Dair Yansımalar – Yazar: Buket KEMİKSİZ – Danışman: Prof. Dr. Abdulvahap KARA – Yer Bilgisi: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi.
1992 – Cengiz Dağcı’nın Hayatı ve Eserleri – Yazar: İbrahim ŞAHİN – Danışman: Doç. Dr. Bilge ERCİLASUN – Yer Bilgisi: Gazi Üniversitesi.
Yurdunu Kaybedenlerin Ortak Sesi: Cengiz Dağcı
Cengiz Alyılmaz10
KIRIM’DA YAŞANANLAR ÜZERİNE 11
Karadeniz’i Azak Denizi’nden ayıran ve 26.945
Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Türklerin tarihi, yarımadanın bilinen ve yazılı kaynaklara yansıyan tarihiyle neredeyse özdeştir. Milattan önce Kimmer, İskit, Sarmat, Hun, Kuman – Kıpçak
Kırım’a hâkim olmanın bir anlamda Karadeniz’e ve Boğazlar’a da hâkim olma anlamına geleceğinin bilincinde olan her devlet / her millet, Kırım’ı ele geçirmek veya Kırım’ı elinde tutabilmek için olağanüstü çaba göstermiştir. Kırım, anılan özellikleri yüzünden büyük devletlerin (başta Rusya, İngiltere, Almanya olmak üzere) hedefi hâline gelmiştir. Uzun süre Osmanlı Devleti’nin egemenliği altında kalan ve Osmanlı Devleti’nin elinde bulundurduğu topraklar içerisinde ayrı bir yere ve öneme (imtiyaza) sahip olan Kırım, Osmanlı Devleti’nin zayıflaması, Ruslarla yapılan savaşların kaybedilmesi ve 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile birlikte Rusların kontrolü altına girer (Valehoğlu, 2008; Şirokorad, 2009: Fisher, 2009). 1774 yılından itibaren sürekli Rus baskısı ve zulmüyle baş başa kalan Kırım Türkleri yerlerini yurtlarını terk etmek, göç etmek zorunda kalırlar. Göçlerin en büyüğü 1792, 1860-63, 1874-75, 1891-1902 yıllarında gerçekleşir. Kırım’da yaşayan Türk aydınları (başta Gaspıralı İsmail Bey olmak üzere) 1900’lü yılların başından itibaren bağımsızlık ve özgürlük için olağanüstü mücadele verirler. Rusya’da 1917’de yapılan Bolşevik Devrimi, Rus Çarlık rejiminin yıkılması, Kırım Türklerinin 26 Aralık 1917 tarihinde bağımsızlıklarını ilan etmeleri için de vesile olur. Ancak ne yazık ki, bağımsızlık yılları uzun sürmez; Kırım 20 Ekim 1920’de Ruslar tarafından bir kez daha işgal edilir. İşgal altındaki Kırım’da Rusların kontrolünde ve güdümünde 18 Ekim 1921 tarihinde “Kırım-Tatar Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” adıyla bir cumhuriyet kurulur. Bu tarihten sonra pek çok aydın aileleriyle birlikte ya öldürülür ya da sürgüne gönderilir. II. Dünya Savaşı sonrasında ise (savaşın en büyük mağdurlarından olmalarına rağmen) Almanlara yardım ve casusluk ettikleri bahanesiyle Kırım Türklerinin ileri gelenleri öldürülür; geri kalanları ise topyekûn 18 Mayıs 1944 tarihinde yerlerinden yurtlarından sürgün edilir. (Oysa Almanlar, II. Dünya Savaşı sırasında Kırım’ı işgal ettiklerinde 168 Türk köyünü yakıp yıkar; kendilerine karşı koyan herkesi öldürürler. Esir edip “Şark İşçisi” adını verdikleri Türk gençlerini de köle olarak Almanya’ya götürürler).