реклама
Бургер менюБургер меню

Анна Франк – Anne Frank'ın Hatıra Defteri (страница 12)

18

Herkes: “Bu, sonun başlangıcı.” diyordu. Bu sözü Churchill’den alıntı yapmış olabilirler çünkü İngiliz Başbakan Churchill de “Bu son değil. Hatta sonun başlangıcı bile değil, sadece başlangıcın sonu.” demişti. Sen bir farklılık görüyor musun? İyimser olmak için sebepler var. Rus kenti olan Stalingrad, üç aydır Almanların saldırısı altında ve daha yenik düşmedi.

Gizli bölgemizin esas ruhunu sana gösterebilmek için yemeklerden bahsetmem gerek. (Daha önceden söylediğim gibi, damak zevkleri oldukça iyi.)

Ekmeğimizi, Bay Kleiman’ın tanıdığı çok iyi bir fırıncıdan alıyoruz. Öyle evimizde yediğimiz gibi çok değil ama bize yetiyor. Erzak karnelerini karaborsa aracılığıyla alıyoruz. Fiyatı sürekli artıyor. En son 27 guldendi, şimdi 33 gulden olmuş. Bir kâğıt parçası için değer mi?

Yanımızdaki yüzlerce konserve dışında hepimize yetecek kadar, yani yüz otuz altı kilogram fasulye aldık. Sadece kendimizi değil, ofistekileri de düşünmeliydik. Gelen çuvalları girişteki kancalara taktık. Ağır olan çuvallardan bazıları söküldü. Biz de onları tavan arasına taşımaya karar verdik. Çuvalları Peter taşıyacaktı. Altı çuvalın beşini sapasağlam taşıyabildi. Sonuncuyu taşıdığı sırada çuvalın altı yırtıldı ve fasulyeler, merdivenlerden aşağıya akın etmeye başladı. İçinde yirmi üç kilo fasulye olan çuvaldan efsane bir ses çıktı. Alt kattakiler evin başlarına yıkılacağını sanmışlar. Peter buz kesildi ama sonradan alt kata indiğinde beni bacaklarıma kadar fasulye dolu bir şekilde yerde görünce gülmekten yerlere yattı. Fasulyeleri toplamaya başladık ama çok küçük ve kaygan oldukları için her yere girmişlerdi. Şu anda yukarı çıkan herkes, gördüğü fasulyeleri alıp Bayan van Daan’a veriyor.

Az daha söylemeyi unutuyordum, babam tamamen iyileşti.

Not: Az önce radyoda Cezayir’in düştüğü söylendi. Fas, Kazablanka ve Oran’ı İngilizler ele geçirmiş. Sıra Tunus’ta.

10 Kasım 1942, Salı

Sevgili Kitty,

Harika bir haberim var! Gizlendiğimiz yere sekizinci bir kişi geliyor.

Ciddiyim. Hep sekizinci bir kişi için yeterince alanımız ve yemeğimiz olduğunu söylerdik ama Kugler’i ve Kleiman’ı tehlikeye atmak istemedik. Her geçen gün Yahudilerle ilgili daha da kötü haberler aldığımız için babam, Bay Kugler ve Bay Kleiman ile sekizinci kişi konusunda konuşmaya karar verdi. Onlar da harika bir plan buldular. “Yedi de olsa sekiz de olsa tehlike, tehlikedir.” dediler haklı olarak. Sonra, çevremizde bizimle uyum sağlayabilecek, yalnız yaşayan biri var mı diye düşündük. Bulmak çok da zor olmadı. Babam van Daan’ın akrabalarının gelmesine karşı çıkınca dişçi olan Alfred Dussel’in gelmesine karar verdik. Kendisi, ondan daha genç ve hoş bir Hristiyan kadınla birlikte yaşıyor. Yanılmıyorsam evli değiller ama çok da bir önemi yok. Bildiğimiz kadarıyla oldukça sessiz ve kendi hâlinde. Bize çok kibar göründü. Miep de onu iyi tanıyor, gerekli olan işlemleri o yapacak. Bay Dussel gelirse Margot’un yerinde, benim odamda yatacak. Margot’a da başka bir yatak verilecek. (Dussel gelince Margot, anne ve babamızın odasında kalacak.) Gelmeden önce dişlerim için dolgu getirmesini rica edeceğiz.

12 Kasım 1942, Perşembe

Sevgili Kitty,

Miep, bize Doktor Dussel’in geleceğini söyledi. Dussel, saklanacağı bir yer olup olmadığını sormuş. Miep, saklanacağı bir yerin olduğunu, mümkünse cumartesi günü buraya gelmesi gerektiğini söylemiş. Dussel buna çok sevinmiş. Ama şöyle bir düşününce yapması gereken kayıtlar, görmesi gereken iki hasta varmış. Miep, bu sabah bize bunların haberini verdi. Beklemesinin pek doğru olmadığını düşündük. Onun için çok fazla şey ayarladık. Yaptığımız onca şeyden sonra bir sürü kişiye açıklama yapmamız gerekecek çünkü geleceği tarih değişiyor. Miep bu durumu Dussel’e izah etmesine karşın Doktor Dussel, pazartesi gelmenin daha uygun olacağını söylemiş.

Neden teklifimizi hemen kabul etmediğini anlayamıyorum. Eğer onu sokakta yakalarlarsa ne kayıtlarına bakabilir ne de hastalarını tedavi edebilir. Neden erteliyor ki? Bana sorarsan, babamın da bunu kabullenmesi çok saçma.

Gün içinde başka bir şey olmadı.

17 Kasım 1942, Salı

Sevgili Kitty,

Bay Dussel geldi. Her şey sorunsuz gelişmiş. Miep ona, gündüz saat on birde postanenin önüne gelmesini, onu bir adamın oradan alacağını söylemiş. Dussel tam vaktinde oradaymış. Bay Kleiman, Dussel’in yanına gidip onu alacak kişinin henüz gelmediğini, burada beklememesini ve ofise, Miep’in yanına gitmesini söylemiş. Bay Kleiman tramvayla, Bay Dussel yürüyerek ofise gelmişler.

Saat on biri yirmi geçe Bay Dussel ofise varmış. Miep üstündeki kabanı alarak omzundaki sarı yıldızı kimse görmesin diye onu apar topar özel ofise götürmüş. Temizlikçi kadın gidene kadar Dussel ile Bay Kleiman ilgilenmiş. Miep, ofisin kalabalıklaşmadan gitmesi gerektiği bahanesiyle Doktor Dussel’i yukarıya çıkarmış. Sonrasında kitaplık rafında bir hareketlenme oldu ve Dussel, büyük bir şaşkınlıkla içeri girdi.

Bu sırada biz, yedi kişi, masada kahve ve konyak eşliğinde gelecek olan kişiyi bekliyorduk. Miep onu ilk olarak oturma odamıza getirdi. Dussel eşyalarımızı tanıdı ama üst katta gizlendiğimizden bihaberdi. Miep üst katı anlattığında adamcağız şoke olmuş. Neyse ki başlarına bir şey gelmeden sağ salim geldiler. Dussel hiç konuşmadan bir sandalye çekti ve oturdu. Yüzümüze, bir sürü soru sorup cevaplarını öğrenmek istercesine baktı. Sonra o aksanıyla kekeleyerek: “Ama… Ama siz Belçika’da kalmaktaydınız, ne oldu? Subay gelmisti, otomobil… Siz kaçamadi mi? Başağamadi mi?” dedi.

Ona her şeyi anlattık: Bilerek yanlış adres verdiğimizi, böylece bizi almaya çalışacak olan Almanların gittiğimizi sanmasını, tüm tanıdıklarımızın bizim gittiğimizi bildiğini… Bay Dussel, biz bunları anlatırken gizli evimize göz ucuyla bakıyordu. Bulduğumuz yeri hayretle inceliyordu. Sonra hep birlikte öğle yemeği yedik. Bay Dussel biraz kestirdi, ardından beraber çay içtik. Miep’in önceden getirdiği eşyalarını yerleştirdi. Kendini evinde gibi hissedene kadarki tüm düzenlemelerini yaptı ve sonra eline van Daan’ın yapmış olduğu, üzerinde “Gizli Ev” kurallarının yazılı olduğu kâğıdı aldı.

GİZLİ EV’İN TANITIMI VE KILAVUZU

Yahudi ve Diğer Evsiz İnsanların Geçici Barınma İhtiyacına Göre Hazırlanan Tesis Yıl boyu açık: Amsterdam’ın merkezinde harika, sakin, bol ağaçlıklı bir konumu var. Çevresinde özel bir mülk yok. 13 veya 17 numaralı tramvayların yanı sıra araba ve bisikletle de ulaşım olanağı var. Almanların ulaşım aracı kullanmasına izin verilmediği hâllerde yürüyerek de gelinebilir. Eşyalı-eşyasız, yemekli-yemeksiz her çeşit oda hizmetinizde.

Ücret: Yok

Yemekler: Yağsız

Banyo küvetsiz ancak su şakır şakır akıyor. İçeride ve dışarıda çeşitli duvarlar var. Isınmak için sıcak tutmaya yetecek bir soba var.

Küçüklü büyüklü her çeşit eşya için geniş yer alanı. İki büyük ve modern eşya kasası.

Londra, New York, Tel Aviv ve daha pek çok hatta bağlı özel radyo. Akşam altıdan sonra radyo dinlenebilir. Yasaklı yayınlar dinlenemez. Yalnızca, klasik müzik gibi şeyler dinlemek için Alman yayınları kullanılabilir. Alman haberleri dinlemek ve (nereden duyulursa duyulsun) bunları başkalarına aktarmak yasaktır.

Dinlenme Saatleri: Akşam 10.00’dan sabah 07.30’a kadar. Pazar günleri 10.15’e kadar. Özel durumlarda üstten gelen bir emirle, saatler değişebilir. Güvenliğiniz için saatlere mutlaka uyunuz!

Serbest Zaman Etkinlikleri: Yeni bir emre kadar dışarıya çıkılması yasaktır.

Kullanılacak Dil: Her zaman sessiz konuşulmalıdır. Yalnızca medeni insanların dili konuşulabilir. Yani, Almanca konuşulmasına izin yoktur.

Okuma: Bilim kitapları ve akademik kitaplar dışında Almanca kitap okunamaz. Diğer kitaplar serbesttir.

Jimnastik: Her gün.

Şarkı: Alçak sesle ve saat 06.00’dan sonra.

Film: Topluluk kararına göre.

Dersler: Stenografi için her hafta bir konu. İngilizce, Fransızca, matematik ve tarih için zaman ve gün sınırı yoktur. Ödeme karşılığında Hollandaca dersi gibi dil dersleri verilir.

Küçük ev hayvanları için ayrı bölüm. (Haşeratlar hariç. Onlar için özel izin gereklidir.)

Yemek Saatleri:

Kahvaltı: Tatiller ve pazar günleri hariç her gün sabah 09.00’da. Tatillerde ve pazar günlerinde aşağı yukarı 11.30’da.

Öğle Yemeği: Hafif yemek. Saat 13.15’ten 13.45’e kadar.

Akşam Yemeği: Soğuk veya sıcak. Zamanı, haberlere göre değişir.

İhtiyaçlarımızı Temin Edenlere Karşı Sorumluluklarımız: Her daim ofis işlerine yardımcı olmak için hazır olmak.

Banyolar: Pazar günleri sabah 09.00’dan sonra kullanılacak olan leğen herkesin emrindedir. İsteğe göre banyo, mutfak, özel ofis veya ön ofis banyo için kullanılabilir.

Alkol: Tedavi etmek dışında kullanılamaz.

Son.

19 Kasım 1942, Perşembe

Sevgili Kitty,

Tıpkı düşündüğümüz gibi Bay Dussel çok iyi biri. Aynı odayı paylaşacak olmamıza hiç ses çıkarmadı. Dürüst olmak gerekirse aynı eşyaları kullanacak olmamızdan pek hoşnut değilim ama böyle ufak fedakârlıklarda bulunuyorum. “Bir arkadaşımızı bile kurtarsak gerisinin hiçbir önemi yoktur.” der babam. Son derece haklı.

Bay Dussel’in buraya geldiği ilk gün, soru yağmuruna tutuldum. O kadar çok soru sordu ki. Ofisi temizlemeye temizlikçi kadın ne zaman geliyor? Banyo saatleri ne zaman? Tuvalete saat kaçta gidebiliriz? Kulağa komik gelebilir ama bunlar saklanırken yapılması kolay olmayan şeyler. Gün boyunca sesimizin aşağı gitmemesi için dikkatli olmalıyız. Hele ki birileri olduğu zaman -temizlikçi kadın gibi- o zaman daha da sessiz olmalıyız. Bu gibi şeyleri ayrıntısıyla birlikte Dussel’e anlattım. Gördüğüm kadarıyla zor anlıyor. Her şeyi iki kez sormasına rağmen geç kavrıyor.