реклама
Бургер менюБургер меню

Анна Франк – Anne Frank'ın Hatıra Defteri (страница 14)

18

Dussel, kliniğini açtı. Eğlencesine, ilk hastasına yaptığı muayeneden bahsedeceğim.

Annem ütü yaptığı için ilk kurban, odanın ortasında sandalyede oturmakta olan Bayan van Daan oldu. Dussel, ciddi bir tavırla çantasını çıkardı ve dezenfektan olarak kolonya, parafin yerine de vazelin istedi. Bayan van Daan’ın ağzına doğru baktıktan sonra ağrıyan bir dişine dokundu. Bayan van Daan, dişine her dokunulduğunda acı içinde kıvranıyordu. Uzun süreli bir tahkikten sonra (ki bu Bayan van Daan’a göre uzundu. Yoksa iki dakikadan fazla sürmedi.) Dussel dişi kazıyarak çıkarmaya başladı. Fakat Bayan van Daan’ın daha ileri gidilmesine tahammülü yoktu. Kolları ve bacaklarıyla Dussel’i itekledi ve sonunda Dussel elindeki aleti bırakıverdi… Ama Bayan van Daan’ın ağzının içine… Alet dişe sıkışmıştı. Bayan van Daan panikle ağlamaya başladı (aletin verdiği imkân kadarıyla) ve aleti dişinden çıkarmaya çalıştı ama yanlışlıkla daha da içeriye itti. Bay Dussel bu manzarayı, ellerini beline koymuş izliyordu. Tüm bunları izleyen diğerleri de gülmemek için kendilerini zor tutuyordu. Bu yine normal bir bağırmaydı. Onun yerinde ben olsam kesin kıyameti koparırdım. Uzun soluklu tekmelemeler, bağırmalar, yakarmalardan sonra Bayan van Daan aleti çıkarmayı başardı. Bay Dussel hiçbir şey yaşanmamışçasına işine devam etti. Bay Dussel o kadar hızlıydı ki Bayan van Daan’ın daha fazla ses çıkarmaya vakti yoktu. Bay Dussel daha önce almadığı kadar çok yardım aldı. İki asistan bile yeterli değildi. Bay van Daan ve ben işimizi gayet güzel yaptık. Tüm bu görüntü, Orta Çağ’dan kalma “Lak Lak Çalışırken” adlı bir tabloyu andırıyordu. Bu arada, hastanın çorbayla ilgilenmesi lazımdı. Şu bir gerçek ki Bayan van Daan bir daha ömrü hayatında dişçiden randevu almayacak.

13 Aralık 1942, Pazar

Sevgili Kitty,

Araladığım ağır perdelerden dışarıya bakarak güzel ve konforlu olan ön ofiste oturuyorum. Burası loş ama sana yazabileceğim kadar aydınlık bir alan.

Dışarıda gelip geçen insanları seyretmek gerçekten garip. Sanki çok önemli bir yere yetişeceklermiş gibi hepsi aceleyle yürüyor. Neredeyse kendilerine çelme takacaklar. Bisiklet kullananlar çok süratli sürüyor. Neredeyse suratlarını göremiyorum. Buradaki komşular hiç sempatik değiller. Hele çocuklar. O kadar pisler ki onlara tırnağımın ucuyla bile dokunmam. Gerçek birer kenar mahalle çocukları ve hepsi de sümüklü. Konuşmalarını zar zor anlayabiliyorum.

Конец ознакомительного фрагмента.

Текст предоставлен ООО «Литрес».

Прочитайте эту книгу целиком, купив полную легальную версию на Литрес.

Безопасно оплатить книгу можно банковской картой Visa, MasterCard, Maestro, со счета мобильного телефона, с платежного терминала, в салоне МТС или Связной, через PayPal, WebMoney, Яндекс.Деньги, QIWI Кошелек, бонусными картами или другим удобным Вам способом.