18+
реклама
18+
Бургер менюБургер меню

Виктор Мари Гюго – Doksan Üç (страница 17)

18

“Evet, siz. Monsenyör Lantenac Markisi.”

IV

CAIMAND

Lantenac Markisi, artık ismi açığa çıkmıştı, usulca cevapladı:

“Evet. Beni ele verebilirsiniz artık.”

Adam devam etti:

“İkimiz de burada kendi yuvamızdayız. Siz kalenizde, ben ise çalılıklarda.”

“Daha fazla uzatmayalım. Ne yapacaksanız yapın. Beni yetkililere teslim edin.”

Adam konuşmayı sürdürdü:

“Herbe-en-Pail çiftliğine gidiyordunuz, öyle değil mi?”

“Evet.”

“Oraya gitmeyin.”

“Neden?”

“Çünkü Maviler orada.”

“Ne zamandır oradalar?”

“Üç gündür.”

“Çiftlik ahalisi köy ve çiftlik için direndi mi?”

“Hayır. Kapıları sonuna kadar açtılar.”

“Ah!” dedi Marki.

Adam parmağıyla ağaçların ardından uzakta görünen bir yere işaret etti. Burası çiftliğin çatısıydı.

“Çatıyı görüyor musunuz, Marki?”

“Evet.”

“Peki üstündekini?”

“Bir şeyler dalgalanıyor gibi.”

“Evet.”

“Bu bir bayrak.”

“Evet, üç renkli.” dedi adam.

Kum tepesinin zirvesinde otururken Marki’nin dikkatini çeken şey de buydu.

“Tehlike çanları çalıyor değil mi?”

“Evet.”

“Kimin için?”

“Kuşkusuz sizin için.”

“Fakat kimse duyamıyor.”

“Rüzgâr duyulmasını engelliyor.” dedi ve devam etti:

“Sizin için olduğunu fark etmiş miydiniz?”

“Evet.”

“Sizi arıyorlar.”

Çiftliğe gelişigüzel bir bakış attıktan sonra konuşmayı sürdürdü.

“Yarım tabur kadar adam var.”

“Cumhuriyetçiler mi?”

“Parisliler.”

“Peki.” dedi Marki, “Hadi devam edelim.”

Ve çiftlik tarafına doğru bir adım attı. Adam onu kollarından tuttu.

“Oraya gitmeyin!”

“Nereye gideyim istiyorsunuz?”

“Benimle gelin.”

Marki dilenciye baktı.

“Beni dinleyin, Marki. Benim evim size layık değil ama en azından güvenlidir. Mahzenden daha alçak bir kulübe; zemini yosundan, sütunu çimenden, çatısı da dallardandır. Gelin. Çiftliğe giderseniz sizi vururlar. Yorgun olmalısınız, evimde uyuyabilirsiniz. Yarın Maviler tekrar yola koyulurlar ve siz de istediğiniz yere gidersiniz.”

Marki adamı sorgulamaya başladı.

“Siz hangi taraftansınız? Kralcı mı yoksa cumhuriyetçi mi?”

“Ben bir dilenciyim.”

“Yani kralcı ya da cumhuriyetçi değilsiniz?”

“Taraf tutmuyorum.”

“Kral’ın yanında mısınız, karşısında mı?”

“Bu gibi şeyler için düşünecek vaktim olmadı.”

“Olan bitenler hakkında ne düşünüyorsunuz?”

“Ben sadece hayatta kalmaya çalışıyorum.”

“Yine de benim yardımıma koşuyorsunuz.”

“Kanun kaçağı ilan edildiğinizi öğrendim. Bu kanun denen şey her ne ise, demek birileri ondan kaçabiliyor. Pek anlamıyorum. Kanundan kaçıyor muyum, kaçmıyor muyum onu bile bilmiyorum. Hiçbir fikrim yok. Açlıktan ölmek kanun kaçağı olmak demek midir?”

“Ne kadar zamandır bu durumdasınız?”

“Tüm hayatım boyunca.”

“Ve beni kurtarmaya çalışıyorsunuz?”

“Evet.”

“Neden?”

“Çünkü kendime şöyle dedim: İşte benden daha kötü durumda birisi, nefes almaya bile hakkı yok.”

“Doğru. Bu yüzden mi beni kurtarıyorsunuz?”