18+
реклама
18+
Бургер менюБургер меню

Цао Сюэцинь – Kızıl Odanın Rüyası IV. Cilt (страница 14)

18

“Bütün iyi talihimizi sana borçluyuz, büyükanne.” dedi cesur bir gülümsemeyle. “Lan’ın senin beklentilerini karşılaması ve bütün aileye şans getirmesi için dua ediyorum. Onun başarısı neşe kaynağı olacak. Lütfen kendini üzme.” Sonra Baoyu’ye döndü. “Yeğeninin başarılarını överken abartma sakın, Bao.” dedi. “O daha çocuk, unutma. Cesaretlendirmeye çalıştığını anlamaz, seni ciddiye alabilir; sonra kibirli ve kendini beğenmiş olur, gelişim göstermez.”

“Doğru diyorsun, canım.” dedi Büyükanne Jia. “Ama sen de unutma ki o daha çok genç, fazla zorlanmaması lazım. Çocukların gücü de belli bir yere kadar. Bu kadar erkenden zorlarsan mahvedebilirsin. Sonra doğru dürüst çalışamazlar, bütün çabaların boşa gider.”

Li Wan kendisini daha fazla tutamadı ve ağlamaya başladı. Hızla yaşlarını silerken, Jia Huan ve Jia Lan Büyükanne Jia’ya saygılarını sunmak için içeri girdiler. Lan annesini de selamladıktan sonra büyükannesinin yanında esas duruşta bekledi.

“Bao amcandan duyduğuma göre, güzel şiir yazmış, öğretmeninden övgü almışsın.” dedi Büyükanne Jia.

Lan ağırbaşlılıkla gülümsedi. O sırada Yuanyang gelip yemeğin hazır olduğunu söyledi.

“Bayan Xue’yi davet etmek istiyorum.” dedi yaşlı kadın.

Hupo bu mesajı iletmek için derhâl Wang Hanım’ın dairesine birisini gönderdi. Baoyu ve Jia Huan odadan ayrıldılar, Li Wan’in hizmetçisi Suyun ve birkaç genç hizmetçi tavla oyununu toplayıp kaldırdılar. Li Wan, Büyükanne Jia’ya hizmet etmek için kaldı. Jia Lan da annesinin yanında durdu.

“Siz ikiniz benimle yemeğe kalabilirsiniz.” dedi Büyükanne Jia.

“Peki, büyükanne.” dedi Li Wan. Bir iki dakika sonra yemekler getirildi, Wang Hanım’ın dairesine gönderilen hizmetçi bir mesajla geri geldi.

“Hanımefendi, Xue Hanım’ın gelemeyeceğini söyledi. Kısa bir ziyaret için gelmiş ve evine geri dönmüş.”

Büyükanne Jia, Jia Lan’a yanına oturmasını söyledi. Hikâyemiz bu akşam yemeğinin detaylarına girmeyecek. Yemeğin ardından Büyükanne Jia ellerini ve ağzını yıkadıktan sonra kanepesine oturup Li Wan ve oğluyla sohbete başladı. Küçük bir hizmetçi içeri girip Hupo’ya Zhen Bey’in saygılarını sunmak üzere beklediğini söyledi. O gün Jia Zheng ve Jia Lian’in yokluğunda Rong Konağı’ndaki işlere nezaret ediyordu.

“Söyleyin ona, zahmet etmesin, çok teşekkür ederim. Eve gidip dinlenebilir. Onca işten sonra yorulmuştur.” dedi Büyükanne Jia.

Hizmetçi kız bu mesajı dışarıdaki kadın hizmetçilere iletti. Kuzen Zhen’e bilgi verildi, o da Ning Konağı’na döndü.

Jia Zhen ertesi gün yine konağın işleriyle ilgilenmek üzere geldi. Kapıdaki görevliler ona birkaç meseleyi ilettikten sonra başka bir genç hizmetkâr, çiftlik kâhyasının mevsim ürünlerini getirdiğini söyledi. Kuzen Zhen listeyi görmek istedi, delikanlının verdiği listedeki çoğu taze meyve ve av eti olan malzemeleri inceledi.

“Bunlardan sorumlu uşak kim?” diye sordu.

“Zhou Rui, beyefendi.” dedi kapı görevlilerinden biri.

Zhou Rui çağrıldı, Kuzen Zhen ona talimat verdi.

“Listedeki bütün maddeleri kontrol et ve dağıtımını sağla. Sonra bana da bir kopyasını gönder. Mutfağa haber verin, uşaklar için yemek hazırlarken birkaç tabak daha eklesinler. Kâhya gitmeden önce yemek yesin, bahşişini de verin.”

“Peki, efendim.”

Zhou Rui uşaklara malzemeleri Xifeng’ın avlusuna taşımalarını ve listeyi kontrol etmelerini söyleyip gitti ama kısa bir süre sonra Kuzen Zhen’in yanına geri geldi.

“Affedersiniz, efendim, gelen ürünlerin miktarlarını kontrol ettiniz mi?” diye sordu.

“Ne zaman yapacaktım?” dedi Kuzen Zhen sabırsız bir şekilde. “Listeyi verip işleri sana devrettim.”

“Ben elimden geldiğince hepsini kontrol ettim, efendim, her şey düzgün görünüyor. Ama sizde de listenin bir kopyası olduğuna göre belki kâhyayı çağırtıp gerçek liste mi, değil mi emin olmak istersiniz.”

“Birkaç tane meyve için velveleye ne gerek var?” dedi Kuzen Zhen. “Hiç önemli değil. Ben senin sözüne güveniyorum.”

O anda Bao Er odaya girip Kuzen Zhen’in önünde secde etti. Belki hatırlanacağı üzere, bu Bao Er, geçmişte hem Kuzen Zhen hem de Jia Lian’e fayda sağlamıştı. Şimdi de Kuzen Zhen’e yardım ediyordu.

“İzin verirseniz dışarıdaki işleri yapmaya gideyim, efendim.” dedi.

“Bu da ne demek oluyor?” dedi Kuzen Zhen hem Bao Er hem de Zhou Rui’e.

“Kimse fikrime kulak vermeyecekse burada durmamın ne anlamı var?” dedi Bao Er.

“Fikrini soran kim?” dedi Kuzen Zhen ters bir şekilde.

“Başka insanlar için casusluk yapmaktan yoruldum!” diye söylendi Bao Er kendi kendine.

“Beyefendi.” diye araya girdi Zhou Rui hemen. “Ben yıllardır çiftlik kiraları ve gelirlerden sorumluyum. Bu kadar önemsiz bir mesele bir yana, her yıl yaklaşık dört yüz bin tael elimden geçiyor, ne beyefendiden ne hanımefendilerden ne de küçük hanımlardan bir şikâyet duydum. Bao Er’a kalırsa, efendilerimizin mallarını yiyip bitirmişiz!”

“Görünüşe bakılırsa, Bao Er bela arıyor.” diye düşündü Jia Zhen. “En iyisi ondan kurtulmak.”

“Çekil gözümün önünden!” diye gürledi. Sonra Zhou Rui’e döndü.

“Hepsi bu kadar. Sen de işine bak.” dedi.

İki hizmetkâr çıktı.

Çok geçmeden Jia Zhen çalışma odasında dinlenirken, ana kapı tarafında korkunç bir gürültü koptu. Ne olduğunu öğrenmek için bir uşak gönderdi; geri gelen adam Bao Er ile Zhou Rui’in evlatlık oğlu arasında kavga çıktığını bildirdi.

“Kim bu evlatlık?” diye sordu Jia Zhen.

“Adı He San, efendim.” dedi uşak. “Zamanının çoğunu içip bela çıkarmakla geçiren serserinin teki. Bazen buraya geliyor, kapıdaki kulübede zaman geçiriyor. Belli ki Bao Er ile Zhou Rui arasındaki tartışmaya karışmış.”

“Bu kadarı da fazla!” diye bağırdı Kuzen Zhen. “Bao Er ile bu He San’ı hemen bağlayın! Ya Zhou Rui?”

“Kavga başlayınca ortadan kayboldu, efendim.”

“Hemen bulun onu! İnanılmaz!”

“Peki, efendim!”

Bu hengâmenin arasında Jia Lian geldi ve Kuzen Zhen o yokken olup biteni anlattı.

“Bakalım sırada ne var!” diye bağırdı Lian. Zhou Rui’in yakalanmasına yardım etsinler diye bir uşak daha gönderdi. Zhou Rui kaçmanın imkânsız olduğunu anlayınca vazgeçip beyefendilerin karşısına çıktı.

“Onu da bağlayın!” diye emretti Kuzen Zhen.

“Daha önceki tartışmanız göz ardı edilmiş olabilir, efendiniz ikinizi de gönderdi. Neden kavgaya tutuştunuz? Bu kadarı yetmezmiş gibi bu serseriyi de işe karıştırmışsınız. Onları dize getireceğine ortadan kaybolup kendi hâllerine bırakmışsın!” dedi Jia Lian, Zhou Rui’e ve birkaç tekme attı.

“Zhou Rui’i dövmek yetmez.” dedi Kuzen Zhen zalimce ve adamlarına Bao Er ve He San’a ellişer kırbaç vurup kovmalarını söyledi. Sonra Jia Lian’le oturup ailevi meseleleri konuştular.

Hizmetkârlar kendi mekânlarında bu konu hakkında konuşuyorlardı. Bazıları bunu Kuzen Zhen’in kendi beceriksizliğini örtme girişimi olarak görüyor, bazıları da nahoş karakterinin başka bir örneği olarak düşünüyorlardı.

“You kardeşlerle o pis işte, Bao Er’ı, Bay Lian’e tavsiye eden o değil miydi? Muhtemelen Bao Er’ın karısı Zhen Bey’e Bay Lian’e olduğu gibi davranmadı, o da acısını kocasından çıkardı…” Çeşit çeşit yorum vardı.

Bu arada Jia sülalesi, Jia Zheng’ın Çalışma Bakanlığındaki terfisini maddi avantajları için kullanmakta hiç zaman kaybetmediler. Jia Yun de geri kalmadı, hemen kendisi için oranları müzakere ederek müteahhitlere vaatlerde bulundu; rağbette olan nakışları toplayıp eski hanımı Xifeng’ın evinin yolunu tuttu.

Xifeng, hizmetçilerinden Zhen Bey ve Jia Lian’in öfkeli olduklarını ve uşaklarını dövdüklerini duyunca, olup biteni öğrenmek için birisini göndermek üzereyken, Jia Lian geldi ve hikâyenin tamamını ondan dinledi.

“Hepsi önemsiz bir şeyden çıkmış olabilir ama ne pahasına olursa olsun, bu tür davranışlara bir son vermeliyiz.” dedi. “Şimdi ailenin talihi yerindeyken bu işten kurtulabileceklerini düşünürlerse, daha genç kuşaklar işleri devraldıklarında ne olacak? İsyanı ele alırlar. Bir ya da iki yıl önce Ning Konağı’nda korkunç bir sahneye şahit olmuştum. Jiao Da merdivenlerin dibinde sarhoş yatıyor ve büyük küçük herkese hiç durmadan küfrediyordu. Hiç birimiz eksik kalmadık! Geçmişte ne işler yaptığı hiç umurumda değil. Uşaklar hadlerini bilmek ve saygı göstermek zorundalar. Beni yanlış anlama ama Kuzen Zhen’in karısının problemi, hiçbir şeyden şüphelenmemesi ve hizmetkârlarının kendilerini bir şey sanmalarına izin vermesi. Bao Er başka! Bir düşünsene, geçmişte sen ve Zhen için çok faydalı olmadı mı? Şimdi onu kırbaçlatmakla nankörlük yapmıyor musun?”

Rencide olan Jia Lian konuyu değiştirmeye çalıştı. Bir işi olduğunu hatırlayıp çıktı. O sırada, Xiaohong Jia Yun’ün geldiğini haber verdi.

“Bu sefer neyin peşinde?” diye düşündü Xifeng. “İçeri al.” dedi sonra.

Xiaohong çıktı. Jia Yun’ün yüzüne bakıp arsızca güldü, her şeyi hemen kavrayan Jia Yun kıza sokulup, “Bayan Lian’e burada olduğumu söylediniz mi, Bayan Xiaohong?” dedi.

Kız kızardı.

“Herhâlde çok fazla işiniz vardır, Bay Yun…” dedi.

“Tam tersine, buraya daha sık gelip sizi sıkıntıya sokmak için nedenlerim var, Bayan Xiaohong… Geçen yıl siz Bao amcamın yanında çalışırken…”

Devam edecekti ama Xiaohong birisinin geleceğinden korkarak aceleyle araya girdi.

“O zaman sizin için bıraktığım mendilimi gördünüz mü, efendim?” dedi.

Jia Yun o kadar heyecanlandı ki patlamaya hazırdı ama daha tek kelime bile edemeden, Xifeng’ın odasından bir hizmetçi çıktı. Xiaohong ile beraber içeri girmek zorunda kaldılar. Fısıldaşacak kadar yakın yürüyorlardı.