Цао Сюэцинь – Kızıl Odanın Rüyası III. Cilt (страница 13)
Fivey paketi ona verdi.
“Bunda kurt mantarı tozu var.” dedi ve nasıl alınacağını, ne işe yaradığını anlattı. “Bana verdiklerini onunla paylaştım. Rica etsem ona verir misin?”
Paketi Chunyan’in eline tutuşturup geri döndü. Madımak Kıyısı’na vardığında, Lin Zhixiao’nın karısının karşı taraftan bir grup hizmetçiyle beraber geldiğini gördü. Saklanabilmesi imkânsızdı; yanlarına gidip selam vermekten başka yapılacak bir şey yoktu.
“Burada ne arıyorsun?” diye sordu Lin Zhixiao’nın karısı. “Hasta olduğunu duymuştum.”
Fivey zoraki gülümsedi.
“Son birkaç gündür biraz daha iyiyim, hava alayım diye annem beni Bahçe’ye getirdi. Kızıl Neşe Avlusu’na bir şey götürmemi istedi.” dedi.
“Bu doğru olamaz.” dedi kadın. “Anneni şimdi Bahçe’den çıkarken gördüm. O yüzden kapıyı kapattım. Eğer gerçekten seni Kızıl Neşe’ye göndermiş olsaydı, bana hâlâ içeride olduğunu söylerdi. Neden kapıyı kilitlediğimi gördüğü hâlde hiçbir şey söylemedi? Yalan söylüyorsun.”
Fivey bir an için ne diyeceğini bilemedi.
“Aslında bu sabah söylemişti ama unutmuşum.” diye kekeledi. “Şimdi aklıma geldi. Herhâlde benim çoktan eve gittiğimi düşündüğünden bir şey söylemedi.”
Onun tereddüdünü ve duraklayarak konuştuğunu fark eden kadın, Yuchuan’in geçenlerde Wang Hanım’ın odasında bir şeylerin kaybolduğunu, genç hizmetçilerin de bu konuda hiçbir şey bilmediklerini söylediğini hatırlayıp, Fivey’nin hırsız olabileceğini düşündü. Tam o sırada Chanjie ve Lianhua birkaç hizmetçi kadınla beraber çıkagelip kadının şüphelerini doğruladılar.
“Onu iyice sorguya çekin, Bayan Lin!” dedi yeni gelenlerden biri. “Son günlerde etrafta gizlice dolaşıp duruyor. Neyin peşinde olduğunu bilmiyorum ama bir şeyler olduğu kesin.”
“Evet ya.” dedi Chan. “Dün Yuchuan de hanımefendinin dolabının açıldığını ve içinde bir sürü şeyin eksik olduğunu söyledi. Bayan Lian, Yuchuan’den biraz gül özü alması için Pinger’yı gönderince bir şişenin eksik olduğu ortaya çıkmış. Yoksa kontrol etmek hiç akıllarına gelmezmiş.”
“Ya?” dedi Lianhua, memnun bir şekilde gülümseyerek. “Hiç duymadım. Aslına bakarsanız, bugün bir yerlerde bir şişe gül özü gördüm.”
“Nerede?” diye sordu Lin Zhixiao’nın karısı hevesle. Wang Hanım’ın dolabında bir şişenin eksik olduğu anlaşılınca, Xifeng her gün Pinger’yı gönderip Bayan Lin’e araştırmaların ne durumda olduğunu sorduruyor; hırsızı bulması için baskı yapıyordu.
“Annesinin mutfağında.” dedi Lianhua.
Hemen fenerler yakıldı ve küçük grup araştırma yapmak üzere yola koyuldu. Fivey yol boyunca itiraz etti.
“Ama o şişe Efendi Bao’nın dairesinden geldi. Fangguan verdi bana.”
“Fangguan’mış!” dedi Lin Zhixiao’nın karısı, küçümseyerek. “Ben anlamam! Eğer mutfakta kanıtları bulursak, rapor ederim, o kadar! Hanımlara açıklamasını kendin yaparsın.”
O esnada mutfağa gelmişlerdi. Birkaçı Lianhua’nın yönlendirmesiyle içeri girdi. Ellerinde şişeyle çıktılar. Lin Zhixiao’nın karısı mutfakta başka çalıntı eşyalar da olabileceğini düşünerek iyice araştırma yapılmasını söyledi; o zaman kurt mantarı paketi de bulundu. Onu ve gül özü şişesini kanıt olarak kabul edip, Fivey’yi Li Wan ve Tanchun’e hesap vermeye götürdüler.
Ama Li Wan’in oğlu Jia Lan hasta olduğundan, ev işleriyle ilgilenmeyi bırakıp oğluna bakmaya gitmişti. Bayan Tan’e gitmelerini söyledi onlara.
Tanchun de görüşme odasında değildi; kendi dairesine dönmüştü. Hep beraber onun evine gittiler. İçlerinden biri olanları anlatmak için içeri girdi. Hizmetçilerin hepsi avluda serin havanın keyfini çıkarıyorlardı. Tanchun’ün içeride saçını yıkadığını söylediler. Daishu haber vermeye gitti. Çok uzun bir süre sonra dışarı çıktı.
“Bayan Tan’e anlattım. En iyisi Pinger’yı bulup konuyu Bayan Lian’e iletmesini söylemenizi istedi.”
Bu sefer de hep beraber Wang Xifeng’ın dairesine gittiler ve konuyu Pinger’ya anlattılar. Pinger haber vermek için içeri girince hanımının yattığını gördü. Xifeng onu dinledikten sonra konuyu hükme bağladı.
“Anneye kırk sopa vurulsun, Bahçe’den kovulsun ve bir daha içeride iş verilmesin. Fivey’ye de kırk sopa vurulsun ve çiftliğe gönderilsin. Orada ya satarlar ya da evlendirirler.”
Pinger, dışarıda bekleyen Lin Zhixiao’nın karısı ve diğer kadınlara bu kararı harfi harfine iletti. Dehşete kapılan Fivey ağlamaya başlayarak Pinger’nın ayaklarına kapandı; Fangguan’ın nasıl kendisine gül özü hediye ettiğini anlattı.
“Bunu kontrol etmesi kolay.” dedi Pinger. “Tek yapmamız gereken şey, yarın Fangguan’a sormak. Bakalım o mu vermiş! Peki, ya kurt mantarı tozu? Bunu hanımefendiye hediye olarak getirdiler. Daha kendisi görmeden hiç kimse elini bile süremez.”
Fivey tozun Wang Hanım’ın değil, kapıdaki çalışanlara bahşiş olarak verilen paketten dayısının payı olduğunu söyledi.
“O zaman sen temize çıktın.” dedi Pinger. “Anlaşılan günah keçisi olarak kullanmışlar seni.” Sonra Lin Zhixiao’nın karısına döndü. “Artık bu konuda bir şey yapmak için geç oldu. Bayan Lian ilacını alıp yattı. Gecenin bu saatinde onu böyle önemsiz bir mesele için rahatsız edemem. En iyisi onu nöbetçilere teslim edin, sabaha kadar göz kulak olsunlar. Yarın Bayan Lian’e durumu anlatırım, ne yapacağımıza bakarız.”
Hanımının emrini yerine getirmeyen Pinger’ya itiraz etmeyi göze alamayan kadın Fivey’yi götürüp nöbetçilere teslim etti, sonra da kendi işine gitti.
Gözetim altında olan Fivey, kıpırdamaya bile çekiniyordu; oturtulduğu yerde kalıp, yaşlı kadınların hastalıklı yorumlarını dinlemek zorunda kaldı. Bazıları suçlu olduğunu düşünüyor ve kabahati yüzünden onu azarlıyorlar; bazıları da başlarına dert açtığı için söyleniyorlardı.
“Sanki yeterince işimiz yokmuş gibi, bir de bu hırsızı verdiler.” diye homurdandılar. “Ya bizim bakmadığımız bir anda kendisine zarar verse ya da kaçsa, başımız belaya girer.”
Geçmişte annesiyle anlaşmazlık yaşayanlar da kızının bozguna uğratılmasından keyif aldılar ve başına kakıp hakaret etme fırsatını kaçırmadılar. Zavallı Fivey! Gördüğü haksız muamele karşısında içini dökeceği kimsesi yoktu. O geceki olumsuz şartlar, onunki gibi zayıf ve hastalıklı bünyesi olan birisi için iki kat daha zordu. Ne susasa bir fincan çay ya da bir bardak su vereni vardı ne de uyumak istese yatacağı bir yatak. Zavallı kızcağız bütün gece boyunca sürekli ağlayıp durdu.
Fivey ve annesinin düşmanları, verilen cezanın hemen uygulanmamasına çok bozuldular ve ertesi gün bağışlanmalarından korktular. Sabah şafak sökerken kalkıp, rüşvet ya da yaltaklanmayla satın alabileceklerini düşünerek gizlice Pinger’ya gittiler. Kararlılığına övgüler yağdırdılar, aleyhindeki kanıtları güçlendirmek için Aşçı Liu’nun geçmişteki kabahatlerine dikkatini çektiler. Pinger hediyelerini kabul etti, tavsiyelerini kibarca dinledi ve onlar gider gitmez, gizlice Kızıl Neşe Avlusu’na uğrayıp, Xiren’e gerçekten de Fangguan’ın Fivey’ye gül özü verip vermediğini sordu.
“Ben Fangguan’a vermiştim.” dedi Xiren. “Ama o başkasına verdi mi, vermedi mi haberim yok.”
Sonra Fangguan çağrıldı. Sorgudan dehşete kapılan kız hemen şişeyi Fivey’ye verdiğini doğruladı ve olanları Baoyu’ye anlatmaya gitti. Baoyu de onun kadar şaşırdı.
“Gül özü hiç sorun değil de kurt mantarı tozu ne olacak?” dedi Baoyu. “Fivey’nin doğruyu söylediğinden eminim ama dayısının görev başındayken aldığı duyulursa, onu suçlu bulurlar. İyi niyeti başına dert açar.”
Baoyu, Pinger’yla bizzat konuşup bu durumu anlatmasının daha iyi olacağını düşündü.
“Bak.” dedi. “Gül özü meselesi halledildi ama mantar tozu işi biraz şüpheli görünüyor. Neden sen iyi kalpli bir kız olarak bir güzellik yapıp, mantar tozunu da Fangguan’ın verdiğini söylemiyorsun? Böylece mesele kapanır.”
“Tamam ama dün herkese dayısının verdiğini söylemiş. Şimdi nasıl sizden aldığını söyleyecek? Ayrıca hanımefendinin dolabındaki gül özü şişesinin hâlâ bulunmadığını unutuyorsunuz. Eğer bu şişe o değilse, onu nereden bulacaklar? Birisinin çıkıp da şişeyi aldığını kabul etmesi pek mümkün değil.”
O sırada Qingwen araya girdi.
“Wang Hanım’ın dolabındaki gül özü şişesini Caixia küçük Huan’a vermek için çalmıştır. Gün gibi ortada. Neden böyle saçma sapan tahminlerde bulunduğunuzu hiç anlamıyorum.”
“Bunu ben de çok iyi biliyorum.” dedi Pinger. “Ama mesele o kadar basit değil. Yuchuan şişenin yerinde olmadığını görünce o kadar endişelendi ki gözyaşları içinde Caixia’ya gidip o mu aldı diye sordu. Caixia yüreklice ‘Evet’ deseydi, Yuchuan’in diyecek bir şeyi kalmaz, eminim başka hiç kimse bunu mesele etmezdi. Kim böyle önemsiz bir şey için sorun çıkarır ki? Ama ne yazık ki Caixia aldığını kabul etmediği gibi, Yuchuan’i hırsızlıkla suçladı. İkisi arasında öyle bir arbede yaşandı ki evdeki herkes duydu. O aşamadan sonra istesem de meseleyi görmezden gelemedim. Araştırmak zorunda kaldım. Öğrendiğim ilk şey, suçlamayı yapanın hırsızlığı yaptığıydı. Ama hiç kanıtım olmadığından yapabileceğim bir şey yoktu.”
“Boş ver.” dedi Baoyu. “Onu da ben üstlenirim. Kızları korkutmak için annemin dolabından gizlice aldığımı söylerim. Böylece her iki mesele de halledilmiş olur.”
“Başka birisinin şerefini temizlemenin erdemli bir davranış olduğuna hiç şüphe yok.” dedi Xiren. “Ama hanımefendi bunu duyunca hiç memnun olmayacak. Yine eski çocuksu davranışlarına geri döndüğünü söyleyecek.”