Мухтар Ауэзов – Abay Yolu 2. Cilt (страница 23)
O çocuklar koyunların arasında gezmiş, bekçi ile konuşmuş, vakit geçirerek gece yarısına kadar ayak sürümüşlerdi. Sadece Balbala onları dikkate almamış, konuğunu büyük evde yatırmış, tünlüğü kapatmış, kendisi yengesinin otağına doğru giderken
Yarım yamalak soyunmuş olan Bazaralı gece yarısını geçerken yattığı büyük evden yavaşça dışarı çıktı. Balbala’nın yattığı otağa doğru yöneldi. Henüz batmamış olan ay dışarıyı pür nur aydınlatıyordu. Balbala’nın yattığı bozarık otağın tünlüğü kapalıydı…
Obadaki bekçiler gibi bütün itler de sessizliğe bürünmüş olduğundan etrafa dikkat etmedi, kiyiz evin kapısını açıverdi. O anda otağın karanlık tarafından gizlice gelen dev gibi iri boylu esmer adam Bazaralı’nın yakasına yapıştı:
–
Bu kişi Manas idi. Hiç şaşırmamışçasına serinkanlı bir ifadeyle onun yüzüne bakan Bazaralı, hemen tanıdı:
–
–
–
–
Bazaralı başını sağa sola salladı, nafile, denileni yaptı. İkisi otağın yanından ayrıldı, uzaklaşarak yürüyorlardı. O anda bu otağın etrafındaki tek tük ağaçların arkasından çıkan üç delikanlı onlara doğru yaklaştı.
Bazaralı’yı ortalarına alan bu dört yiğit, onu lafa tutarak obadan uzaklaştırıyordu. Yanlarından ayrılan bir yiğit, geldiğinden beri eyer takımı çözülmemiş hâlde büyük evin bel kuşağına bağlı duran Bazaralı’nın besili demir kırı atını çözüp getirdi.
Ondan sonra ele geçirdikleri yiğidi kendi atına bindirdiler, kendileri de atlarına bindiler ve hep birlikte Torğay obalarına doğru gittiler…
Suçüstü yakalanan Bazaralı, bütün ağırlığını kullanarak:
–
Obadan çıkıncaya kadar o da, Manas da, Bazaralı ile kısa kısa da olsa konuşuyor idi. Obadan iyice uzaklaştıktan sonra dört yiğidin tamamı mimiklerle işaretleştiler, atının yularını ve dizginini çabucak bileklerine dolayıp sımsıkı bağladılar ve hep birlikte Bazaralı’yı kamçılamaya giriştiler. O gece, Bazaralı, dayak nasıl yenirmiş gördü. Aynı gece atından ve giysilerinden de oldu…
Seher vakti herkes uyanırken Maybasar Abay’ı Ayğız’ın evine çağırtmıştı. Abay oraya geldiğinde Maybasar’dan başka Bazaralı, Erbol, Ayğız ve Nurğanım’ın da evde olduğunu gördü…
Maybasar da yeni gelmiş olmalıydı. Abay eve gelirken karşılaştığı Ospan’dan Bazaralı’nın dövüldüğünü işitmiş, üzülerek gelmişti.
Bazaralı ile göz göze gelince birbirinin hâlini anlamış gibi oldular. Hâlleri yüzlerinden okunuyordu. Sebebini söylemeye de gerek yoktu. Bazaralı’nın sağ yanağındaki kamçı izine kıpkırmızı kan oturmuştu ve çok fena görünüyordu. Yakışıklı, yüce gönüllü, heybetli yiğidi böylesine talihi yitik virane gibi görmek Abay’ı hem acındırdı, hem kızdırdı.
Maybasar’da böylesi hisler yoktu, yüzünün her zamanki akı ak, kızılı kızıldı. Hatta sevincini saklamıyormuş gibi coşkuyla konuşuyordu.
türünden soruları da afyon çeker gibi keyifle soruyor, her şeyi bilmek istiyordu. Bazaralı ise memnuniyetsizce somurtarak oturuyordu. Maybasar’ın sorularına pek fazla cevap vermedi. Bu duruma deliren Maybasar, bütün bu insanlar önünde, özellikle kendisinin bildiği dedikodulu sırrı olan Nurğanım’ın önünde yiğidi utandırmak için rezilce bir kurnazlık düşündü.
Gözlerini kısarak Bazaralı’ya baktı, başına gelenlere sevinmiş gibi genizden hıh-hıh-hıhlayarak güldü:
–
–
Evdeki herkes Bazaralı’nın sözlerini destekliyormuş gibi onunla birlikte gülüverdi. Maybasar ağzını açamadı, ters köşeye yatmış gibi oldu. Boynunu aniden öte yana çevirdi:
–
Abay oldukça rahatlamış bir vaziyette sevinçle gülerek:
–
Bu oba, Bazaralı’nın başına gelenleri Birjan gibi dışarıdan gelen konuklara hissettirmek istemiyordu. Bu yüzden Abay, Bazaralı’yı çabucak eyerli bir ata bindirmeyi ve obadan uzaklaştırmayı uygun gördü. Ayğız ve Nurğanım’a bakarak:
–
Bazaralı’yı yolcu etmek için Abay’ın dediği eyerli koşumlu at getirildi. Bunun yanı sıra Nurğanım güzel ve yeni bir kaftan getirdi, kendi elleriyle Bazaralı’ya giydirdi. Kimsenin dikkat etmediği bir anı fırsat bilerek:
–
O gün, öğleyi geçerken Birjan Kunanbay’ın büyük obasından ayrılmıştı. Emir dün onu evine davet etmişti. Bu konuklar bugün Emir’in konuğu olacaktı…
Birjan tam giderken Uljan onu kendi evinde ağırladı, kendi sofrasında dem tattırdı, dua etti ve iyi yolculuklar diledi. Onunla birlikte Ayğız ve Nurğanımlar da geldiler, pek çok hediyeler sundular. Birjan’a büyük bir taytuyak gümüş hediye edildi. Yanındaki bir arkadaşına da kese dolusu akçe ile ailesi için pelüşten hediyeler verildi.
Uljan:
–
Birjan evdekilere çok teşekkür etti:
–
Abay’ın hediyesi, Birjan’a verdiği sarı yorga at ile yanındaki arkadaşına yedeklettirdiği birkaç besili yılkı idi.
Birjanlar böylesi yedek atlarla Emir’in Puşantay’daki konağına doğru yola çıktığında Abay, Erbol ve Aygerim de onlarla birlikte at binmişti. Çünkü Ümitey ve Emir
Bunu dikkate alan Abay, Aygerim’in çekingenliğine, utangaçlığına bakmadan onu da peşine takmıştı. Bu topluluk aynı günün akşamında Kunanbay’ın büyük hanımı Künke’nin obasında Emir’in kurdurduğu kiyiz eve ulaşmıştı.
Bu son gecede de bolca türküler söylendi. Beşparmak yenildikten sonra Birjan ve Abay’ın etrafında kurulan eğlence meclisi tan atıncaya kadar devam etti.
Yaz boyunca Birjan’ı dinleyen, türkülerinin kıymetini bilen, türkülerinin özelliklerini
diye başlayan şiirini o mecliste Birjan’a söyledi. Birjan, Abay’ı, düşünen kâmil bir genç olarak görüyordu. Bu şiir, bilinçli şairlik sanatını da hakikaten başkaca bir biçimde ortaya koyuyordu:
–
–
–
Abay yaz boyunca Birjan’dan bütün Orta Jüz’ün; Arğınların, Naymanların, Kereylerin, Uvakların sazendelerini, türkücülerini, bilge ozanlarını dinleyip öğrenmişti. Onlardan biri aklına geldi:
–