Мухтар Ауэзов – Abay Yolu 2. Cilt (страница 14)
Jiyrenşe Bekey ve Şekey ile enikonu görüşüp bu hususların tamamıyla ilgili olarak kanaat sahibi olmuş, Aygerim’in duygu ve düşüncelerini de kendi ağzından işitmiş. Aygerim, serbestlik verilirse bir kocaya varacak değilmiş… Fakat Abay’ın da daha hâlâ önünde duran ve çözüm bekleyen pek çok ağır düğümleri vardı. Eşi dostu, annesi akrabaları henüz onun bu niyetini bilmiyordu. Alşınbay kızı Dilda vardı. O ne yapardı? Belli değil. Bu hususları kendisi içten içe sağlamca dikkate alan Jiyrenşe, Bekey ve Aygerim’le konuşurken şimdilik büyük bir gizlilik içinde olmaları gerektiğini hissettirmişti. Dişlerini sıkıp kimseye duyurmadan gizleyerek beklemelerini tavsiye etmişti.
Bu yaptığı Abay’ı değil, özellikle kızı korumak içindi. Bu sözler havada kalacak olursa hiç ortada yokken sorun çıkabilir, Aygerim’in bahtını karartabilirdi. Üstelik o kayın ağabey ile yakınları duyacak olursa akrabalar arasında husumet te ortaya çıkabilirdi.
Velhasıl olaya halkın gözüyle bakan tedbirli Jiyrenşe böylesi ahvâlin tümünü Mamay obasına detaylı olarak iyice anlattı.
Böylece Jiyrenşe; bir taraftan Abay’ın Aygerim’i alması hususunu içtenlikle makul bularak dönerken, öte taraftan bu büyük sırrın tek bir uçkununun bile dışarı çıkmamasını ve suskun kalınmasını ustalıkla sağlamış olarak geri gelmişti.
Jiyrenşe ve Erbol’un Abay’la konuşmaları kısa oldu. Bu üç yiğit arasındaki karar sağlamca pekişti. Söz bu noktaya geldikten sonra Abay minnettarlığını hissettirerek Jiyrenşe’ye:
–
Uljan Abay’ın bu talebini uygun bulmadı. Jiyrenşe’nin uzun uzun dile getirdiği sözleri büyük bir incinmeyle ve üzüntülü bakışla dinledikten sonra:
–
Abay geldiğinde Uljan tereddüt etmedi:
–
Abay cevap vermedi. Annesiyle anlaşamadığı, karşı karşıya geldiği ilk olaydı bu. Söylerdi. Pek çok şey söylerdi. Fakat onun şimdiki sezgilerini anlaması değil, hissetmesi gerekliydi. O sezgilerini böylesi soğuk bir konuşma sonrasında aktaramazdı. Akıl hesabına vurarak konuşsa, işinin olmayacağını kendisi de anlıyordu. Annesi de bunu söylemişti.
Peki ya yürekte yatan? Onu bütünüyle anlatarak sırrını dökerdi, ama annesine acıyordu. Bunun en büyük düğümü; bu anne babanın onun ihtiyarına bırakmadan, fikrini sorup cevabını almadan, kafese koyarak götürüp Dilda ile evlendirmeleriydi. Aşığı Toğjan’la ilgili bir cümle bile sormadan, bunun gençliğine acımadan ondan ayırmalarıydı… Fakat bugün bu hususları konuşup annesiyle çekişmeyecekti. Üstelik özellikle
Fakat kararında tereddüt etmedi. Jiyrenşe Mamay boyu içine bir kez daha gitti. Bu defa on beş gün kadar kaldı, bütün hususları kendisi açığa çıkardı, mevzuyu bağlayıp geldi. Aygerim’in kayın tarafını da durdurdu, rızalarını aldı. En zorlu büyük düğüm bu şekilde çözülmüş oldu. Abay Bekey’e de Aygerim’i almak isteyen kayın ağabeyine de pek çok mal verecekti.
Kunanbay’ın büyük evinde Uljan’ın elindeki mal sürülerinin sahibi Ospan idi. O, Abay’dan hiçbir şey esirgemezdi. Aygerim için verilecek malı kolaylıkla bir araya getirtti, topluca yola çıkarıverdi. Jakıp, Jiyrenşe, Ospan ve Ğabithanlar Bekey obasına dünürcü gitti, dünürleri ile karşılıklı olarak verilen hediye kaftanları birbirine giydirişip döndüler. Az önce Ospan tarafından gönderildiği belirtilen mallar hem gelin takısı, hem de başlık olarak topluca gönderilmişti.
Bu şekilde birkaç gün ara verildikten sonra, nihayet Abay’ın kayınlarının obasına gideceği gün geldi. Abay Jiyrenşe’yi heyet başkanı yaptı. Yanlarına Erbol, Ospan ve Ğabithanları alarak damatları olmak için kız tarafına gitti…
YAYLADA
Engin yeşillik üzerinde yayılırcasına yerleşmiş olan kalabalık obanın sağ yakasında bütünüyle büyük ak kiyiz evler var. Bunlar, hayvanların durduğu barınaklardan, isten pisten, huzursuzluktan özellikle uzaklaşmış, kıyıda konmuş.
Obanın öteki kıyısı ile sağılacak hayvanların toplandığı orta kısımda bulunanların tamamı sade evler. Bu kıyıda yırtık ve eski püskü çardaklar, kara kurum bağlamış sezonluk ocak yerleri ile küçük çadırlar da var. Bu yaka,
Büyük obanın yoksul görünüşlü yakasında bulunan kızlı erkekli işsiz gençler, didikledikleri yünü iğle eğiren yaşlı kadınlar ve ihtiyar adamların tamamı şimdi obanın zengin görünüşlü bu yakasına kulak kabartıyordu. Hepsi meraklanıyor, öylesine yaklaşıp bir süre dinledikten sonra geri dönüyorlardı. Onların tamamını heveslendirerek kanlarını kaynatan şey; yüksek bir ses tonuyla tek başına söylenerek çığırılan türküydü. Tam öğle vaktinde, oba üstündeki bulutsuz gök semaya saplanırcasına yükselen hükmedici ve güzel bir sesle söylenen türkü…
Kenardaki evlerde yaşayan herkes daha önce uzaktan da olsa bu solisti işitmiş, dinlemeyi alışkanlık edinmiş gibiydi.
Şarkıdan türküden anlamayan küçücük torununu sırtlayan yaşlı bir nine de beli bükülmüş bir hâlde aceleyle dinlemeye gidiyordu.
O nine, üzerini örten tülbendini özürlüleşmeye başlayan yaşlı kulağının ardına sıyırdı. Daha sonra başını yukarı doğru yükselterek kulağını havadaki sese dayadı. Parlak güneşten kamaşan yaşlı gözlerini sönükleştirerek, ihtiyar yüzündeki pek çok kırışığı derinleştirip kıvrım kıvrım kıvrımlaştırarak geldi. Dişsiz damağını sallayarak:
–
–
İhtiyar kadın istihza kokusu alsa da durmadı, yanına kendisi gibi ihtiyarlamış bir başka kadını kattıktan sonra Kaliyka’ya:
–
Bu obada konuk olan şanlı şöhretli türkücü son birkaç gündür gündüzleri bir yerlere gidip geziyor, akşamları geri dönüyordu. Üstelik tüm oba halkı
Ayğız’ın evinin yanındaki kara evde irkit hazırlayan kadınlar sitem ediyordu. Bunlardan biri kara benizli kuru kemikli taze gelin Bayan, diğeri ise orak burunlu ve ak tenli Esbike idi. İkisinin de cılız olan yüzlerinde erken düşmüş pek çok kırışıklıkları vardı. Nice zamandır yıkanmadığı üstlerindeki kirden belli olan elbiseleri de aynı şekilde eskimişti ve yırtıktı.
Yaşıtı Esbike ile dert ortağı olan Bayan, bu obada uzun yıllardan beri koyun güden Kaşke’nin eşiydi. Esbike kara kurum bağlamış aşevinin ortasına kurulan taykazanı10 doldurmuş kurut pişiriyordu. Bayan ise seher vaktinden beri dinlenmeden bir ileri bir geri itip çektiği büyük yayıkla pişmiş sütün yağını çıkarıyor, irkit hazırlıyordu.
Kendilerinin türkü dinlemeye gidemeyişinden duyduğu pişmanlığı büyük bir hayal gibi dile getiren Bayan:
–