Мухтар Ауэзов – Abay Yolu 1. Cilt (страница 24)
Bu arzu Baysal’ı sarıp sarmalamıştı.
Fakat son iki üç gün içinde kafası karışmış, gerilmişti. Tokpambet artık gaddarlıkla eline geçmezse barış içinde elde edilebilecek değildi… Zorbalıkla ve ağlatarak alırsa kendisi sükûnet bulabilir miydi? Üstelik Jigitekler hem kalabalık, hem akrabalı, hem sağlam bir boydu. Bunlar içinde Kunanbay’a ayak direyen Böjey vardı. O, bereketli ata kışlağını yerleşim olarak uzun süre Kötibaklara bağlatır mıydı? Zorbalığın da geri dönecek bir karşılığı olmaz mıydı? Böjey istikrarlı bir kışlak olan kadim Tokpambet’i Baysal’a bırakmaya dayanabilir miydi? Nasıl olursa olsun, gaddarlıkla alınan bir şeyin hayırlı olacağını söylemek zordu. Alacağını bir alsaydı, arkasından vurup yıkarak atıp gitmeseydi, iyiydi…
İşte bugün ses çıkarmadan, Kunanbay’ın yanında ağzını açmadan duran Baysal’ın içi böyle kaynıyordu…
Kunanbay paldır küldür giyindi, güneşin tam tepede olduğu öğle vaktinde Baysal ve Maybasar’ı peşine takıp dışarı çıktı ve bütün halka:
–
Herkes harala gürele at bindi. Irğızbay yiğitleri silahlarını eline almıştı. Diğerleri de bütünüyle silahlı idi…
Bu vakitte rüzgâr sertleşmiş, hava soğumuş, sabahtan beri serpiştiren kar artık yoğunlaşmış ve yüze vurmaya başlamıştı. Her yan bulutlu idi. Şınğıs’ın zirvelerinden nefes kesercesine kıvrılarak inen ve akarak geçip giden dumanlı bir pus da vardı.
Kunanbay uzun doru atın üstünde dikildi, etrafa ve güneşin canlılık durumuna baktı. İçinden
Halk bütünüyle at bindikten sonra sağında ve solunda duran Baysal ile Maybasar’a bakarak buyruk verdi:
–
Kamçı basarak atları burnundan solutan, kara susamış yamaçları gümbürdeterek giden büyük ordu Jigiteklere doğru yöneldi.
Ordunun önündeki Kunanbaylar tepelerin arasında bir görünüp bir kaybolurcasına hızlı gidiyordu. Aynı günün öğle vakti geçmeden yele uçurtarak Tokpambet’in batı yakasındaki yassı tümseğe kadar geldiler.
Böjey’in kışlağı kuzu otlağı mesafesindeydi. Çiftliğine girmişti. Saf ahbun tütünü, puhariden taşarcasına kesintisiz süzülerek çıkıyordu evin bacasından.
Çiftlik çevresinde kalabalık çoktu. Fakat yaya idiler. Tam ahırın yanında uygun vaziyette duran tek tük at vardı. Kunanbay etrafı hızla kolaçan etti. Eyerlenmiş atların tamamı kışlağın yukarısında ve aşağı doğru uzanan yoğun ılgınlı çayırlık tarafında kösteklenmiş hâlde yayılıyordu…
Irğızbay tarafından gelen kalabalık kuvveti görür görmez çiftlikteki herkes aceleyle atlarına doğru koşuştu. Ellerinde sopalar ve mızraklar vardı. Karşılık vermek için hazırlıklı oldukları belliydi.
İçlerinde bulunan az sayıdaki hanımlar da atlarına binecek gibiydi. Bu durumdaki karşı koyuş, kıran kırana savaşa dönüşecekti. Bunu anlayan Kunanbay kürklü deri kalpağının iplerini çenesinin altından bağlarken doru atı ökçelemiş:
–
–
–
–
Sonbaharın sert rüzgârında tutuşarak her yanı kaplayan gür otluk yangınınınki gibi toprağı feryat ettirircesine çok ses çıkıyordu. Gür gür gürleyen bu bağrış çığrış kendinden geçmiş kuvvetin soğuk sesiydi…
Böjey obasındaki topluluğun sayısı bu kuvvetten her hâlükârda daha azdı.
Jigitek esasında hazırlanamamış, hazırlıksız kalmışa benziyordu. Savaş olacaksa böyle bir durumda herkese malum bir âdet olduğu üzere karşılıklı olarak
Böjey’in yanına toplanmış olanlar Şınğıs bölgesindeki Jigiteklerin sadece çok küçük bir kısmıydı. Bozkırdaki Balpan ile Şiy boyundaki Jigitekler habersiz kalmıştı. Aynı şekilde dağdakilerin çoğu da bugün kendi çiftliklerine girme telaşındaydı.
Bütün Bökenşiler içinden şu anda Böjey’in yanında bulunanlar ise sadece on kadar sıradan çiftçiydi. Onların başında da Darkembay vardı… Jidebay ile Musakul’dan, Kıdır ve Kölkaynar ile Kızılşokı’dan topuz tutarak Karaşokı’ya doğru at koşturan grup grup atlıları gören Darkembay
Kunanbay tarafındaki kötü haberi bugün öğleden önce Böjey’e ve diğer Jigiteklere yetiştiren de Darkembaylar idi.
Yol boyunca Baydalı, Karaşa, Kaumen ve Ürkimbay’a uğrayan ve alelacele at bindirerek buraya yetiştiren de onlardı.
Şimdi, Böjey çiftliğinin önünde yaklaşık kırk kişi vardı. Bunların ortasında da Böjey’in ta kendisi duruyordu. Onun yanında ise
Bunlar gibi ihtiyar kişilerin yanı sıra Kunanbay saldırısını bekleyen bir grup genç yiğit de vardı. Bunlar Kaumen’in iki sağlam oğlu Bazaralı ve Balağaz ile Karaşa’nın oğlu Abılğazı idi. Yine Jigitek içindeki taraftar akrabaların genç şahsiyetlerinden Beysembi, Abdilda ve Oralbay’da oradaydı. Bunlar Kunanbay kuvvetlerini görünce yaya da olsa evvela kışlık damın yanında duran beş on eyerli ata bindi, ellerine aldıkları sopa ve topuzlarla:
–
Bunu anlayan Baydalı haykırarak buyruk verdi:
–
Kunanbay hızla gelirken hemen hemen yüzer kişiden oluşan iki büyük gurubu çiftliğin sağına ve soluna doğru yöneltmişti. İki yana bölünen kuvvetlerden başka ortadan hücum eden Kunanbay’ın arkasındaki kalabalık da iyiden iyiye çoktu.
Kunanbaylar yaklaştıkça yakınlaşıyor, duraksamıyordu. Taraftarlarına cesaret, hasımlarına korku vererek ve topuzlarını havada döndürerek önüne çıkanı yok etmek istercesine geliyorlardı…
Üstlerine doğru doludizgin gelen kuvvetleri gören Böjey:
–
Bu yiğitlerden yaylımdaki atlarına çabucak yetişenler beşer onar toplaşıp topuzlarını kaldırarak düşmana doğru alabildiğine hızla akmaya başlamışlardı. Öndekiler bu şekilde olmakla birlikte arkadaki büyük çoğunluk atlarını tutamamış ve binememişti. Çünkü yaylımdaki atlar Kunanbay kuvvetlerinin çığlıklarından korkmuş, her biri bir yana kaçışmaya başlamıştı. Anlaşılan o ki Olcay kolu bu yayaların çoğunu atlarına binmeden bastıracaktı…
Jigitek tarafından at binerek karşı koymak üzere üstlerine gelen seyrek gruplar Kunanbay’ın yönettiği büyük kalabalığa yanaşmıştı. Sel gibi akan kalabalık kuvvet kısa bir süre içinde onları ezip geçti… Topuzların altına aldıkları erkeklerin kaşını gözünü patlatıp un ufak ediyor, kırıp geçiriyorlardı.
Beklenmeyene maruz kalan yiğitlerin atları büyük bir ustalıkla o hengâmeden sıyrılıyor, çarçabuk dışarı çıkıyordu. Arada kalan bir yiğide tam kırk elli topuz vuruluyor olmalı ki kop kolay ezilerek yere yıkılıyordu.
Atlarına yetişemediği için yaya kalan yiğitler de üstlerine gelen kalabalık gruplarla yaya olarak savaşmak zorunda kalmıştı. Fakat atlı ile yaya savaşabilir mi? At üstündekiler atın ivmesiyle gelip topuzu vurunca yayaları yıkıyor, yerlere yuvarlıyordu…
Böylece çiftlik yapılarından uzakta bulunan yiğitlerin hepsinin mecali kesilmişti. Çokluğuna güvenen, sevinip kubaran ve bunların hazırlıksızlığını görüp tamamen kibirlenen Kunanbay kuvvetleri nara ile çığlıklarını artık iyiden iyiye yükseltmişlerdi:
–
–
–
–
–
Bütün kuvvetler, önlerindeki zayıf engelleri ezerek geçtikten sonra her yönden çiftliğe doğru atıldılar. Bütün dünya alt üst olmuş gibiydi. Çığlıklarla bağrış çığrış ve takır tukur sesleri esas meşgale olmuş, her yanı kudurukluğun abes şarkısı basmıştı.
Böjey grubu daha hâlâ çiftlik önündeydi. Buradaki bütün topluluk topuzunu sopasını kaldırmış, acımasız erkekler gibi sırt kıllarını ürpertip kabartarak kımıldamadan duruyordu. Düşman artık bütün çevreyi sardıktan sonra Baydalı yüksek sesle bağırdı: