Мухтар Ауэзов – Abay Yolu 1. Cilt (страница 11)
Fakat Jeksen ile Jetpis, bu kaygılı duruş hakkında da şüphe uyandırıcı dedikodular yayıyordu:
–
Kendisi gerçeği bilmeyen ve
–
Bunun üzerine, kısa bir süre önce, kendisinin özel olarak Kodar’a gönderdiği Köse Bekten yol boyundaki Jeksen obasına da gitmiş, hatta fitne verip dönmüştü:
–
Kunanbay’ın hiddetinden korunarak dönen Süyindik, kendi gözüyle görmese de sonunda kararını vermişti. Bununla birlikte, Kodar’ın durumu gelip bunun kapısına dayanmıştı…
Kamısbay, Kamka’yı önüne almıştı.
Karaşokı Kodar’ın kışlağından uzak değildi. Şınğıs’ın büyük zirvelerinden biriydi. Onun eteklerinde suyu berrak bir ırmak ile sık ağaçlı orman vardı. Burada ince gövdeli kavaklar olsun, dağ kayını veya eğrice kızıl kayın olsun hepsi de yeşerip büyüyordu. Bu arazi verimli ve güzel bir kışlaktı. Bökenşi ile Borsak boyları erken gelip buraya yerleşmiş, yakınlaşarak birbirine alışmıştı.
Irğızbaylar içinde özellikle bu Karaşokı’ya ilgi duyanlar oldukça çoktu. Burada yerleşen oba, Borsak boyundan Jeksen obası idi. Buraların Borsaklara nasıl göründüğü bilinmese de başka boylar için
Toplantı buradaydı. Jeksen obası dört evden oluşuyordu. Nehre yakın, akarsuyun üzerine çullanırcasına dimdik duran bir uçurumun dibinde yerleşmişlerdi. Kodar ile Kamka’yı buraya getiriyorlardı…
Dışarıdan gelen:
–
Kamka topluluktan çok korktu. Yol boyunca sormasa da artık obaya yaklaşınca Kamısbay’a:
–
O ana kadar
–
Önce gelenler Kodar’ı attan indiriyordu. Kamka’yı hasta taşır gibi tutarak getiren Kamısbay atından önce kendisi indi, ardından dul gelini indirdi. Kamka’nın inişi, iniş gibi değildi. Küt diye düştü. Düştüğü yerde bayılmış gibi mecalsiz yattı…
Kodar’ın önünde aşağı yukarı yüz kişi vardı: Kunanbay, Böjey, Baysal, Karatay, Süyindik ve Maybasar da bunların arasındaydı. Bunlar öndeydi, hemen arkalarında ise aksakallar, kara sakallılar. Hemen hemen her boydan, pek çok boydan insanlar. Boylarının sadece daimi önde gelenleri buradaydı. İçlerinde de sade giyimli kimse yoktu…
Kodar selam vermedi. Bağlıydı. İçinde dinmeden kaynayan öfke ve kızgınlık vardı.
Kalabalık arasında tek gözü namlu gibi kendisine dikilmiş olan Kunanbay’ı tanıdı. Ona baktı ve boğazı düğümlenerek sertçe haykırdı:
–
–
–
–
Kodar biraz sessiz kaldı. Az öncekiler sustuktan sonra:
–
–
Maybasar:
–
Kodar buna şaşırmadı, karşılık verdi:
–
–
Ancak tam o anda boynuna bir urgan geçirildi. Dört yiğit iri yarı Kodar’ı geri geri hızla çektiler, deminki boş alanda yatmakta olan kara atanın sağ tarafına getirip başına çuval gibi bir şey geçirdiler. Beş altı kişi deveyi yıkmış, üzerine çullanmış, hareket ettirmeden tutuyordu. Kodar tekrar lanet okuyacak, bağırıp çağıracak oldu. Ancak arkasından sert bir tekme yemiş gibi eli ayağı sağa sola savruldu. Kodar’ın arkasından çarpan şey ayağa kalkan devenin kaburgasıydı. Bu çarpmadan sonra canını sökerek alıp götürecek dağ gibi ağır bir güç boynuna bastı, demir gibi sıktı,
Kalabalıkta
Kodar’la aynı şekilde devenin öteki tarafına asılan Kamka, devenin kalkmasıyla birlikte bir anda ölüp gitmişti. Onu herkes görüyordu. Kodar ise bir büzüldü bir süzüldü, çabuk ölemedi… Alpçe büyük bedeni her süzülüşünde eskisinden daha fazla uzuyor, genç devenin boyuna denkleşir gibi oluyor, basacakmış gibi yere yaklaşıyordu. Deveyi ayağa kaldırdıklarından beri epeyce bir süre geçmiş olmasına rağmen kalabalık hâlâ konuşmadan seyrediyordu. İki canın ölüm azabını yüklenmiş olan deve de sessiz duruyordu…
Tahammül edemeyen Baysal, arkasını döndü ve oradan uzaklaştı. Konuşanlar, yalnız çok alçak ses tonuyla konuşuyordu. Karatay fısıldayarak Böjey’e:
–
Böjey, iyice atmış benziyle, bunun yüzüne parçalayacakmış gibi baktı:
–
Meydandaki halk fısıldaşıyordu:
–
Kodar’ın vücudu, gerçekten de hâlâ kıpırdar gibi titriyor, arada sırada büzüşüp tekrar düşüyordu.
Kunanbay, halkın fiskosunun arttığını fark etti. Öldürmekten de eziyet çeker gibi sağ koluyla sert bir işaret yaptı,
Deve çökünce Kamka serilip kaldı ama Kodar ölmemişti, bükülerek düştü. Bu arada Kunanbay, halkın aklını başına toplamasına fırsat vermeden yandaki uçurumu göstererek:
–
Deminki Kamısbay ile yiğitler Kodar’ı ses çıkarmadan boylu boyunca devenin üstüne yatırdılar, halatla bağladılar ve dağ başına yöneldiler. Bu uçurumun arka sırtı düzlüktü. Alabildiğine geniş ve çayırlı bir düzlük…
Bekleyen kalabalık içinden tahammül edemeyenler birer birer uzaklaşıp gitmek istiyordu. Kunanbay öfkelendi:
–
Kodar’ı götüren yiğitler bir süre sonra uçurumun başına çıktılar, oradan obadaki topluluğa baktılar. Kunanbay ayağa kalkıp biraz öne çıktı ve
Bunsuz da eza gören, zulüm çeken ölü vücut, yol boyunca hiçbir taşa, hiç bir çıkıntıya çarpmadan dosdoğru aşağı geldi, bütün ağırlığıyla
Tam o vakitte, aşağıdaki orman içinden çıkan ve hızlı adımlarla yürüyerek Jeksen obasına doğru gelen iki kişi vardı. Bedenleri derli toplu idi, birisi çocuk gibiydi. Atlarını en dıştaki eve bağlayan ve hızlı adımlarla yürüyerek yaklaşan bu kişiler Abay ile Jiyrenşe idi.
Atlarından inerken ıssız yar başına doğru bakan kalabalığı görmüşler ve kendileri de gözlerini o yana dikmişlerdi. Bir ara kaftanının eteği kanat gibi iki yana açılarak düşmekte olan Kodar’ın bedeni göründü. Jiyrenşe atını bağlayıp topluluğa doğru koşmaya başladığında Abay kendini tuttu ve olduğu yere oturuverdi…