Хеннинг Манкелль – Yanlış Yol (страница 23)
Bir gün önce oraya gitmişti. Mobiletini ağaçların arasına bırakmış ve çevreyi rahat izleyebilmek için tepeye tırmanmıştı. Arne Carlman’ın evi Wetterstedt’inki gibi orada öylece tek başına duruyordu. En yakın ev çok uzaktaydı. Beyaz badanalı İskandinav ülkelerinin tipik çiftliklerinden birine uzanan yol ağaçlıklıydı.
Yaz Dönümü Bayramı hazırlıkları başlamıştı. Birçok kişinin, kamyonetlerinin arkasından katlanır masa ve sandalyeleri çıkardıklarını gördü. Bahçenin bir köşesine tente geriyorlardı.
Arne Carlman da oradaydı. Dürbünüyle bakınca ertesi gün ziyaretine gideceği adamın bahçede dolaşarak etrafındakilere bir sürü talimat verdiğini gördü. Üzerinde eşofman vardı. Başına da bir bere takmıştı.
Kız kardeşinin bu adamla birlikte olduğunu düşünmekten kendini alamıyordu. Adama bir kez daha bakınca midesinin bulandığını fark etti. Artık daha fazlasını görmeye gerek yoktu. Nasıl bir plan uygulayacağını biliyordu.
Alnını boyamayı ve gözlerinin çevresine gölgeler çizmeyi bitirdiğinde burnunun iki yanına kalın iki beyaz çizgi çekti. Geronimo’nun kalbinin göğsünde attığını hissetmeye başlamıştı artık. Öne doğru uzanarak yerdeki kasetçaların düğmesine bastı. Davulların sesi ortalığı kaplarken ruhlar beyninin içinde konuşmaya başladılar.
İşi akşama dek sürdü. Yanına alacağı silahları seçerek dört fareyi daha büyük bir kutuya koydu. Fareler şaşkınlık ve panik içinde kutunun kenarlarına tırmanmaya çalıştılar. Denemek istediği baltayı eline alarak en şişman fareye doğru kaldırdı ve olanca gücüyle indirdi. Fare ikiye ayrıldı. Her şey o denli çabuk olmuştu ki fare bağırmaya fırsat bile bulamamıştı. Diğer fareler telaşla kutudan dışarı çıkmaya uğraşıyorlardı. Duvarda asılı deri ceketinin cebindeki sprey kutusunu çıkarmak için uzandı. Ama kutu yoktu. Diğer cebine baktı. Orada da yoktu. Bir an için kaskatı kesildi. Yoksa sığınağına biri mi gelmişti? Sonra da bunun olanaksız olduğuna karar verdi.
Düşüncelerini toplamak amacıyla yeniden aynaların karşısına geçip oturdu. Sprey kutusunu mutlaka cebinden düşürmüştü. Gustaf Wetterstedt’e yaptığı ziyaretten sonra geçen günleri yavaş yavaş ve hiçbir olayı atlamadan hatırlamaya çalıştı. Polis kordonunun dışında onların çalışmalarını izlerken düşürmüş olmalıydı. Bir ara kazağını giymek için ceketini çıkarmıştı. O zaman düşürmüş olmalıydı. Sprey kutusunun herhangi bir tehlike içermediğine karar verdi. Herkes sprey kutusu düşürebilirdi. Bunda olağan dışı bir şey yoktu. Kutunun üstünde parmak izleri olsa bile bunlar polis kayıtlarında yoktu. FBI’ın başkanı Hoover bile bu işin peşine düşseydi herhâlde o da sprey kutusundan bir ipucu yakalayamazdı.
Aynaların önünden kalkarak farelerin yanına yaklaştı. Fareler onu görünce panik içinde kutunun içinde sağa sola kaçışmaya başladılar. Üç balta darbesiyle hepsini öldürdü. Kanlar içindeki fare leşlerini poşete koyup dikkatle bağladı ve daha büyük bir poşete koydu. Baltayı temizledikten sonra parmağının ucuyla baltanın keskin ucuna hafifçe dokundu.
Akşamüstü altıda hazırdı. Silahlarını ve fare leşleriyle dolu torbayı sırt çantasına koydu. Dışarıda hava yağmurlu ve rüzgârlı olduğundan çorap giyerek lastik pabuçlarını ayağına geçirdi. Işığı söndürerek bodrum katından dışarı çıktı. Sokağa çıkmadan önce kaskını başına geçirdi.
Sturup’a sapmadan önce bir otoparka giderek fare leşleriyle dolu torbayı çöp kutusuna attı. Sonra da Bjäresjö’ye doğru yola koyuldu. Rüzgâr durmuştu. Havada ani bir değişiklik olmuştu. Akşam güzel geçeceğe benziyordu.
Yaz Dönümü Bayramı, sanat simsarı Arne Carlman’ın önem verdiği bayramlardan biriydi. On beş yıldan bu yana yazlarını geçirdiği çiftlikte parti vermek artık bir gelenek hâline gelmişti. Carlman’ın yaz partisine bazı sanatçılarla galeri sahipleri davet edilirdi. İstediği sanatçıyı bir anda ülke çapında ünlü yapacak serveti ve ilişkileri vardı. Verdiği öğütleri dinlemeyenleri yok edebilecek güçteydi ya da söylentiler bu doğrultudaydı. Otuz yıl önce eski arabasıyla tüm ülkeyi dolaşmıştı. Zor günlerdi ama böylelikle hangi müşteriye hangi resmin satılacağını öğrenmişti. İşi öğrenmişti ve sanatın, piyasa denetiminin ötesinde bir şey olduğu fikrinden farklı düşünüyordu. Sonunda da biriktirdiği parayla Stockholm’de Österlång Caddesi’nde hem çerçeve satan hem de resim galerisi olan bir yer açmıştı. Dalkavukluğun, alkolün ve paranın acımasız karışımıyla genç ressamların resimlerini ucuza kapatmaya ve onları çevresine tanıtmaya başlamıştı. Rüşvet verdi, tehdit etti ve bol bol yalan söyledi. On yıl içerisinde İsveç’teki otuz galerinin sahibi olmuştu. Bir yandan da posta siparişiyle resim satmaya başlamıştı. Yetmişli yılların ortalarında artık oldukça varlıklı biriydi. Skåne’de bir çiftlik satın almış ve birkaç yıl sonra da yaz partilerini vermeye başlamıştı. Bu partiler kısa sürede ülke çapında bir üne kavuşmuştu. Her konuğa beş bin krondan az olmayacak armağanlar vermeyi kendine ilke edinmişti. Bu yıl da konuklarına İtalyan bir tasarımcının özel dolma kalemlerini armağan edecekti.
Конец ознакомительного фрагмента.
Текст предоставлен ООО «Литрес».
Прочитайте эту книгу целиком, купив полную легальную версию на Литрес.
Безопасно оплатить книгу можно банковской картой Visa, MasterCard, Maestro, со счета мобильного телефона, с платежного терминала, в салоне МТС или Связной, через PayPal, WebMoney, Яндекс.Деньги, QIWI Кошелек, бонусными картами или другим удобным Вам способом.