Хеннинг Манкелль – Yanlış Yol (страница 17)
“Henüz emin değil. Devam et. Neden gece?”
“Gündüz görünme tehlikesi çok büyük. Ve yılın bu döneminde de gündüzleri kumsal kalabalık olur.”
“Başka?”
“Ortada somut bir kışkırtma yok. Ama katilin bir planı olduğunu sanırım söyleyebilirim.”
“Neden?”
“Cesedi sakladı.”
“Neden sakladı dersin?”
“Bulunmasını geciktirmek için. Böylece kaçacak zamanı olacaktı.”
“Ama onu kimse görmedi, değil mi? Katilin erkek olduğunu mu düşünüyorsun?”
“Evet. Çünkü hiçbir kadın birinin belkemiğini ikiye bölmez. Çaresiz ve gözünü öfke bürümüş bir kadın kocasının başına baltayla vurabilir. Ama kesinlikle kafa derisini yüzmez. Katil erkek.”
“Katil hakkında ne biliyoruz?”
“Hiçbir şey. Tabii sen benim bilmediğim bir şeyi biliyorsan o başka.” Wallander hayır dercesine başını salladı.
“Sen hepimizin bildiklerinin bir özetini çıkardın,” dedi. “Artık evi Nyberg’le adamlarına bırakma zamanı geldi.”
“Bu konuyla ilgili büyük gürültü kopacak,” dedi Höglund.
“Biliyorum,” diye karşılık verdi Wallander. “Yarın başlayacak. Yakında tatile çıkacağın için şanslı sayılırsın.”
“Hansson iznimi ertelememi istedi. Ben de kabul ettim.”
“Artık evine git,” dedi Wallander. “Diğerlerine soruşturma planını yapmak için yarın sabah yedide toplanmayı önereceğim.”
Wallander yalnız kalınca bir kez daha evi baştan aşağı dolaştı. Çok kısa bir zaman içerisinde Gustaf Wetterstedt’in kimliğine ilişkin somut bir resim oluşturmaları gerektiğinin farkındaydı. Şimdilik yalnızca tek bir alışkanlığını biliyorlardı, o da her akşam saat dokuzda annesini aramaktı. Peki ama ya bilmedikleri alışkanlıkları? Wallander mutfağa giderek çekmecelerde kâğıt aradı. Sonra da ertesi sabah yapacakları toplantı için gerekli notları aldı. Birkaç dakika sonra Nyberg içeri girerek ıslak yağmurluğunu çıkardı.
“Ne aramamızı istiyorsun?” diye sordu Nyberg.
“Cinayetin işlendiği yeri,” diye karşılık verdi Wallander. “Böylesi bir şeyin olmadığını biliyoruz. Ama onun evde öldürülmediğinden iyice emin olmak istiyorum. Her zamanki gibi evi baştan sona iyice aramanızı istiyorum.”
Nyberg tamam dercesine başını sallayarak mutfaktan çıktı. Sonra da Wallander, Nyberg’in elemanlarından birine seslendiğini duydu. Wallander eve giderek birkaç saat uyumak istiyordu. Ama gitmeden önce bir kez daha evi dolaşmaya karar verdi. Bu kez işe bodrum katından başladı. Bir saat sonraysa en üst kattaydı. Wetterstedt’in büyük ve geniş yatak odasına giderek dolabını açtı. Giysileri kenara çekip dolabın yerine baktı. Aşağıdan Nyberg’in öfkeli sesi duyuluyordu. Tam dolabı kapamak üzereyken köşede duran küçük bir çanta gözüne ilişti. Eğilerek çantayı aldı ve yatağın kenarına oturarak açtı. İçinde bir fotoğraf makinesi vardı. Öyle pahalı bir şeye de benzemiyordu. Bunun Linda’nın geçen yıl aldığı makineye benzediğini fark etti, makinenin içinde film de vardı. Otuz sekizlik filmden yalnızca yedisi kullanılmıştı. Fotoğraf makinesini çantanın içine koydu. Sonra da aşağıya Nyberg’in yanına gitti.
“Bu çantada bir fotoğraf makinesi var,” dedi. “İçindeki filmin bir an önce banyo edilmesini istiyorum.”
Wallander, Wetterstedt’in villasından ayrıldığında gece yarısı olmuştu. Yağmur hâlâ yağıyordu.
Doğruca eve gitti.
Dairesinden içeri girer girmez mutfak masasına oturdu. Filmin içinde nelerin ve kimlerin fotoğrafları olabileceğini merak ediyordu.
Olanca hızıyla yağan yağmurun sesi duyuluyordu.
Wallander içini bir şeylerin kemirdiğini hissetti.
Bir şeyler olmuştu. Bunların, çok daha büyük ve kötü şeylerin yalnızca başlangıcı olacağına ilişkin bir his vardı içinde.
8
23 Haziran Perşembe sabahı Ystad emniyetindeki hava hiç de neşeli değildi. Stockholm’ün önde gelen gazetelerinden biri olan
“Bana kalırsa Björk bunların başına geleceğini biliyordu,” dedi Hansson. “Bu yüzden emekli oldu.”
“Emekli olmadı,” dedi Wallander. “Terfi etti. Ayrıca geleceği görmek onun yetenekleri arasında değildi. Günlük kaygılar ona yetiyordu.”
Ama Wallander, Wetterstedt’in katilini ya da katillerini yakalama işinin sorumluluğunun kendisine verileceğinden emindi. İzin dönemi olduğundan eleman sıkıntısı vardı emniyette. Ann-Britt Höglund’un tatilini ertelemesine çok sevinmişti. Peki ama kendi tatiline ne olacaktı? Baiba’yla iki haftalığına Skagen’e gitmeyi planlamıştı.
Masaya oturarak çevresindeki yorgun ve bıkkın yüzlere baktı. Yağmur hâlâ yağmasına karşın bulutlar biraz yükselmeye başlamıştı. Önünde santral görevlisinin verdiği bir yığın telefon mesajı vardı. Mesajları bir kenara iterek kalemiyle masaya vurdu.
“Hemen işe başlamamız gerek,” dedi. “Olabilecek en kötü şey oldu. Tatil döneminde bir cinayet işlendi. Elimizden gelen en iyi şekilde organize olmalıyız. Ayrıca Yaz Dönümü Bayramı da başlamak üzere olduğundan polisler de yoğun olacaklar. Ama cinayet masasında, sorun yaratacak bir şey her zaman olur. Bu yüzden bunu unutmadan soruşturmamızı planlamalıyız.”
Kimse bir şey söylemedi. Wallander, Nyberg’e dönerek teknik araştırmanın nasıl gittiğini sordu.
“Yağmur birkaç saatliğine dursa iyi olacak,” dedi Nyberg. “Cinayet yerini saptamamız için kumun üst tabakasını kazımamız gerekiyor. Kurumadan önce de bunu yapmak neredeyse olanaksız. Aksi hâlde bir sonuç elde edemeyiz.”
Wallander sıkıntıyla konuşuyordu. “Her zaman bir aksilik çıkıyor. Yaz Dönümü Bayramı akşamı hava bozarsa bizim için iyi olur, işimiz kolaylaşır.”
“Bu kez futbol işimize gelecek,” dedi Nyberg. “İnsanların eskiden olduğu gibi bu bayramda çok içeceklerini sanmıyorum. Çoğu kişi televizyon karşısından kıpırdamayacak bile.”
“Ya İsveç, Rusya maçını kaybederse?” diye sordu Wallander.
“Kaybetmeyecek,” dedi Nyberg inatçı bir sesle. “Kazanacağız.”
Wallander, Nyberg’in fanatik bir futbol izleyicisi olduğunu bilmiyordu.
“Umarım haklı çıkarsın,” dedi.
“Her neyse, kayığın yakınında ilginç bir şey bulamadık,” diye sürdürdü konuşmasını Nyberg. “Ayrıca Wetterstedt’in bahçesi, kayık ve deniz kıyısı arasında kalan kumsalı da inceledik. Bir iki şey bulduk. Ama bunların hiçbiri izini sürdüğümüz cinayetle ilgili değil. Yalnızca belki biri dışında.”
Nyberg delil poşetini masanın üstüne koydu.
“Polis kordonunun dışında kalan alanı tarayan polislerden biri buldu bunu. Sprey kutusu. Saldırıya uğrama olasılığına karşın kadınların kendilerini korumak için çantalarında taşıdıkları türden göz yaşartıcı sprey.”
“Bunların İsveç’te kullanımı yasaklanmadı mı?” diye sordu Höglund.
“Yasaklandı evet,” diye karşılık verdi Nyberg. “Ama işte burada. Ya da daha doğrusu polis kordonunun hemen dışında kumların üstünde. Parmak izi olup olmadığına bakacağız. Belki bir şey çıkar.”
Nyberg poşeti çantasına koydu.
“O kayığı bir insan tek başına ters çevirebilir mi?” diye sordu Wallander.
“Çok güçlü olmadıkça hayır,” diye karşılık verdi Nyberg.
“O zaman iki kişi söz konusu olmalı,” dedi Wallander.
“Katil kayığın altındaki kumu kazmış olabilir,” dedi Nyberg duraksayarak. “Wetterstedt’in cesedini kayığın altında koyduktan sonra da kumu yeniden örtmüştür.”
“Elbette bu da bir olasılık,” dedi Wallander. “Ama sizlere mantıklı geliyor mu?”
Masanın çevresindekiler karşılık vermedi.
“Cinayetin evde işlendiğine ilişkin tek bir ipucu bile yok,” diye sürdürdü konuşmasını Nyberg. “Cinayete ilişkin ne bir kan lekesi ne de başka bir delil bulabildik. Kimse eve zorla girmemiş. Bir şeylerin çalınıp çalınmadığını tam olarak söyleyemiyoruz ama bu uzak bir olasılık.”
“Olağan dışı başka bir şey buldunuz mu?” diye sordu Wallander.
“Bana sorarsan evin kendisi başlı başına olağan dışı,” dedi Nyberg. “Wetterstedt çok varlıklı olmalı.”
Bir süre Nyberg’in söylediklerini değerlendirdiler. Sonra da Wallander söylenilenleri özetlemesi gerektiğine karar verdi.
“En önemli şey Wetterstedt’in ne zaman öldürüldüğünü öğrenmek,” diye söze başladı. “Cesedi inceleyen doktor cinayetin büyük olasılıkla kumsalda işlendiğini düşünüyor. Cesedin ağzında ve gözlerinde kum bulundu. Ama adli tıbbın incelemelerinin sonucunu beklememiz gerekecek. Cinayetin neden işlendiğine ilişkin elimizde bir ipucu olmadığına göre olayı çok geniş bir bakış açısıyla ele almamız gerekecek. Wetterstedt’in nasıl bir adam olduğunu öğrenmeliyiz. Arkadaşları kimlerdi? Kimlerle görüşürdü? Ne tür alışkanlıkları vardı? Karakterine ilişkin bir bakış açısı oluşturarak nasıl bir yaşam sürdürdüğünü saptamalıyız. Yirmi yıl önce onun çok ünlü biri olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Adalet bakanıydı. Bazı insanlar için popülerdi ama bazıları da ondan alabildiğine nefret ederdi. Adı bazı skandallara karışmıştı. Cinayet intikam için işlenmiş olabilir mi? Belkemiği baltayla kırılıyor ve kafa derisi yüzülüyor. Daha önce hiç böyle bir şey oldu mu? Bundan önceki cinayetlerde bu cinayete benzer bazı şeyler bulabilir miyiz? Martinson bilgisayarının başına geçip araştırma yapmalı. Ve bugün mutlaka konuşmamız gereken Wetterstedt’in evine gelen gündelikçi kadın var.”