реклама
Бургер менюБургер меню

Джейн Остин – Gurur ve Ön Yargı (страница 9)

18

Elizabeth eline bir nakış almıştı, bir yandan da Darcy ve refakatçisinin arasında geçenleri dinleyerek eğleniyordu. Kızın, Darcy’nin el yazısına, dizelerinin düzgünlüğüne veya mektubunun uzunluğuna övgüler yağdırıp dururken karşılığında gördüğü kayıtsızlık, Elizabeth’in Bayan Caroline Bingley ve Darcy hakkındaki görüşleriyle uygun düşen, tuhaf bir manzara oluşturuyordu.

“Bayan Darcy bu mektubu alınca kim bilir nasıl sevinecek!”

Adam cevap vermedi.

“Görülmemiş hızda yazıyorsunuz.”

“Yanılıyorsunuz. Gayet yavaş yazıyorum.”

“Bir sene içinde ne çok mektup yazmanız gerekiyordur! İş mektupları da cabası! Kim bilir ne iğrençtirler!”

“O zaman iş mektubu yazmak sizin değil de benim görevim olduğu için şanslısınız.”

“Lütfen kız kardeşinize onu görmeyi çok istediğimi söyleyin.”

“İsteğiniz üzere bir kez söylemiştim zaten.”

“Korkarım kaleminizden memnun değilsiniz. Durun sizin için ucunu düzelteyim. Kalem uçlarını pek iyi düzeltirim.”

“Teşekkürler ama ben kalemlerimi hep kendim düzeltirim.”

“Bu kadar düzgün yazmayı nasıl beceriyorsunuz?”

Adam cevap vermedi.

“Kız kardeşinize söyleyin, arp çalmayı ilerletmesine çok mutlu oldum, küçük masa çizimine de hayran kaldığımı ve onu Bayan Grantley’ninkinden çok daha güzel bulduğumu da iletin lütfen.”

“Hayranlığınızı iletmeyi bir dahaki mektuba bıraksam olur mu acaba? Şu anda hepsini layığıyla anlatacak yerim kalmadı.”

“A, hiç önemi yok! Onu ocak ayında göreceğim zaten. Peki siz her zaman ona böyle etkileyici mektuplar mı yazarsınız Bay Darcy?”

“Genellikle uzun oldukları doğru ama her zaman etkileyici mi onu bilemem.”

“Ben şunu bilir, şunu söylerim, kolaylıkla uzun mektup yazabilen biri kötü yazamaz.”

“Bu, Darcy için övgü sayılmaz, Caroline…” diye seslendi kardeşi, “Çünkü pek o kadar da kolay yazamaz. Tumturaklı kelimeler bulmak için uğraşır durur. Öyle değil mi Darcy?”

“Benim yazı tarzım seninkinden çok farklı.”

“Ah!” diye inledi genç Bayan Bingley, “Charles olabilecek en dikkatsiz biçimde yazar. Sözcüklerinin yarısını yazmaz, kalanı da mürekkep lekeleriyle doludur.”

“Düşüncelerim o kadar hızlı akıyor ki onları ifade etmeye zamanım olmuyor; öyle ki yazdıklarım, mektubumu okuyan için kimi zaman hiçbir anlam taşımıyor.”

“Bu alçak gönüllülüğünüz karşısında Bay Bingley sizi eleştirenler söyleyecek söz bulamayacaklar.” dedi Elizabeth.

Darcy “Hiçbir şey alçak gönüllü gibi görünmekten daha aldatıcı olamaz. Bu, çoğu zaman başkalarının görüşlerine aldırış etmemek ya da gizli bir böbürlenmedir.” dedi.

“Peki benim son küçük alçak gönüllük hareketimi bu ikisinden hangisiyle açıklıyorsun?”

“Gizli böbürlenme ile açıklıyorum. Çünkü sen yazı yazmadaki kusurlarına gerçekten sahip çıkıyorsun, hızlı düşünmenden ve fikirlerini yazıya aktarırken dikkat etmemenden meydana geldiklerini düşünüyorsun ve bunu saygıdeğer olmasa bile en azından hayli ilginç buluyorsun. Bir şeyi çabucak yapabilme gücü, insanlar tarafından daima el üstünde tutulur ve genelde yapılan şeyin kusurlarına pek aldırış edilmez. Bu sabah Bayan Bennet’a, eğer Netherfield’dan ayrılmayı aklına koymuş olsan beş dakika durmayacağını söylediğinde de övünerek konuştun, böbürlendin. Peki, belki de çok önemli bir işin yarım kalmasına neden olacak ve ne sana ne de başkasına hiçbir yarar sağlamayacak olan bu aceleciliğin ne matah bir yanı var?”

“Yok artık!” diye haykırdı Bingley, “Bu kadarı fazla, sabah söylenen tüm saçma sapan şeyleri şimdi başıma kakman… Ayrıca ne mutlu bana ki kendimle ilgili söylediklerimin doğruluğuna inanarak konuştum ve bunlara şu an da inanıyorum. Bu yüzden hanımlara gösteriş yapmak için gereksiz yere aceleci davranmadan.”

“İnanarak konuştuğundan şüphem yok. Ama bu kadar alelacele gideceğine beni inandıramazsın. Tanıdığım herkes gibi senin durumun da şansa bağlı olurdu ve tam atına binerken bir arkadaşın ‘Bingley, gel şu gitme işini haftaya ertele.’ diyecek olsa muhtemelen dediğini yapardın, gitmezdin. Sonra da bir başka sözle bir ay daha kalırdın.”

“Bu konuşmayla tek kanıtladığınız, Bay Bingley’nin mizacının hakkını vermemiş olduğu. Onu kendisinden çok daha iyi anlattınız.” diye haykırdı Elizabeth.

“Arkadaşımın söylediklerini karakterime yapılan bir övgüye dönüştürdüğünüz için size minnettarım ama korkarım bu beyefendinin hiç de kastetmediği bir şey söylüyorsunuz, çünkü böyle bir teklifi reddetsem ve atıma atlayıp gitsem beni çok daha fazla takdir ederdi.” dedi Bingley.

“Yani Bay Darcy asıl niyetiniz olan aceleciliğinizi, o niyette ısrarcı olmanızla telafi ettiğinizi mi düşünürdü?”

“Doğrusu ben o kadarını bilemem, Darcy kendi açıklasın.”

“Bana layık gördüğünüz ama hiç de benimsememiş olduğum fikirlere açıklama getirmemi bekliyorsunuz. Ancak durumu kabul edip, çizdiğiniz tasvire uyacak olursam Bayan Bennet, unutmayınız ki Bingley’nin eve dönmesini ve gidişini ertelemesini isteyen arkadaşı, bunu yalnızca istemiş olacaktı, şu ya da bu nedene dayanmaksızın rica etmiş olacaktı.”

“Bir arkadaşın ısrarına kolayca teslim olmak sizin gözünüzde bir değer taşımıyor, öyle mi?”

“İkna olmadan teslim olmak hiçbir bakımdan değer taşımıyor.”

“Bende öyle bir izlenim yaratıyorsunuz ki Bay Darcy, sanki arkadaşlık ve sevginin sizi hiçbir biçimde etkilemesine izin vermeyecekmişsiniz gibi. Rica eden kişiye verilen değer, insanın ricaya hemen teslim olmasını sağlar, akla mantığa uydurmaya çalışmadan… Özellikle Bay Bingley’yle ilgili verdiğiniz örneği kastediyor değilim. Sanırım böyle bir durum olana dek bekleyip onun karakterinin inceliğini o zaman tartışabiliriz. Ama genel konulardan ve arkadaşlar arasında her zaman olabilecek, bir arkadaşın diğerinin çok da önemli olmayan kararını değiştirmesini rica ettiği durumlardan konuşacak olursak, bu isteği çok da üzerinde durmadan yerine getirdiği için o kişi hakkında kötü mü düşünmüş oluruz yani?”

“Bu konuyu sürdürmeden önce bu ricanın önemini ve kişiler arasındaki mevcut yakınlığın derecesini dikkatle açıklığa kavuştursak daha iyi olmaz mı sizce de?”

“Hayhay!” dedi Bingley yüksek sesle, “Tüm noktaları inceleyelim, tartışmaya sizin farkında olduğunuzdan daha çok ciddiyet katacağı için Bayan Bennet, boyu ve kiloyu karşılaştırmayı da unutmayalım. Sizi temin ederim ki Darcy bendenize oranla bu kadar uzun boylu bir adam olmasaydı ona duyduğum saygının yarısını duyuyor olmazdım. Ben derim ki belirli durumlarda, belirli yerlerde, özellikle de kendi evinde, yapacak bir şey bulamadığı bir pazar akşamı Darcy’den daha dehşet verici bir şey olamaz.”

Bay Darcy gülümsedi ancak Elizabeth onun alınmış olacağını düşünerek kendine hâkim oldu ve gülmedi. Bayan Bingley, Darcy’ye yönelik kırıcı davranışlardan rahatsız oldu ve kardeşini böyle saçma şeyler söylediği için nazikçe eleştirdi.

“Niyetini anlıyorum Bingley…” dedi Darcy, “Tartışmadan hoşlanmıyorsun ve bu konuyu kapatmak istiyorsun.”

“Sanırım öyle. Tartışmalar tıpkı kavga gibidir. Sen ve Bayan Bennet, ben odadan çıkana dek bekler ve hakkımda ne söyleyecekseniz ondan sonra söylerseniz çok memnun olurum.”

“Ricanızı yerine getirmek şahsım adına zor iş değil. Hem Bay Darcy de mektubunu bitirse iyi olur.” dedi Elizabeth.

Bay Darcy bu öneriye uydu ve mektubunu bitirdi.

O iş bittikten sonra da biraz müzik keyfi için Bayan Bingley ve Elizabeth’ten ricada bulundu. Bayan Bingley hiç ikiletmeden piyanoya yöneldi. Elizabeth’ten nazikçe başlangıcı yapmasını istedikten ve isteği aynı nezaket ve büyük bir ağırbaşlılıkla reddedildikten sonra piyano başına oturdu.

Bayan Hurst de kız kardeşiyle şarkılar söyledi, onlar kendilerini iyice müziğe vermişken Elizabeth piyano üzerinde duran notaları karıştırıyordu, bu esnada da Bay Darcy’nin sık sık kendisini süzdüğü dikkatinden kaçmadı. Böyle kibirli bir adamın hayranlığını algılamakta güçlük çekiyordu, kendisinden hoşlanmadığı için bakıyor olması da pek muhtemel değildi. Sonunda onun ilgisinin nedenini, orada bulunanlar arasında, Bay Darcy’nin gözünde en kusurlu ve küçümsenmeyi en çok hak eden kişi olduğu için dikkatini çekmiş olmasına bağladı. Bu düşünce onu üzmedi. Darcy’den, takdirini umursayacak kadar hoşlanmıyordu…

Birkaç İtalyanca şarkıdan sonra Bayan Bingley ortamı, neşeli bir İskoç havasıyla renklendirdi. Çok geçmeden Bay Darcy, Elizabeth’e yaklaşarak dedi ki:

“İçinizde bu reel3 yapma fırsatını değerlendirmek için büyük bir istek yok mu Bayan Bennet?”

Elizabeth gülümsedi ama cevap vermedi. Darcy sorusunu yineledi, sessiz kalmasına şaşırmıştı.

“Ah!” dedi Elizabeth, “Sizi duydum ama ne cevap vereceğimi hemen bilemedim. Biliyorum ki evet deyip size zevkimi küçümseme keyfini vermemi istiyordunuz ama ben bu tarz planları alaşağı etmeyi ve insanların böyle girişimlerini sonuçsuz bırakmayı her zaman çok sevmişimdir. Bu yüzden de size cevabım, reel yapmayı hiç istemediğimdir; haydi şimdi cüret edebiliyorsanız beni küçümseyin.”

“Niyetim bu değildi doğrusu.”

Onu gücendirmek amacında olan Elizabeth, gördüğü nezaket karşısında hayrete düşmüştü; ama davranışlarında insanları gücendirmesini zorlaştıran bir tatlılık ve cilve vardı. Darcy de hiçbir kadından Elizabeth’ten etkilendiği kadar etkilenmemişti. Eğer akrabaları aşağı sınıftan olmasaydı Darcy gönlünü kaptırma tehlikesiyle karşılaşabileceğine inanıyordu.

Bayan Bingley’nin gördükleri veya kuşkulandıkları, kıskanması için yeterli olmuştu ve sevgili arkadaşı Jane’in iyileşmesinden duyduğu büyük mutlulukta Elizabeth’ten kurtulma isteğinin de payı vardı.