реклама
Бургер менюБургер меню

Джейн Остин – Gurur ve Ön Yargı (страница 8)

18

Eğer Jane gözle görülür başka bir tehlike altında olsaydı Bayan Bennet perişan olurdu ancak hastalığının o kadar da ileri derecede olmadığını görünce kızının hemen iyileşmesine dair en ufak bir isteği olmadı. Çünkü sağlığına kavuşması onun Netherfield’dan ayrılmasına neden olacaktı. Bu yüzden de kızının eve geri dönme isteğini dinlemedi, zaten aşağı yukarı aynı saatlerde gelen eczacı da bunun iyi bir fikir olmadığını söylemişti. Jane’le biraz oturduktan sonra genç Bayan Bingley’nin yanlarına gelip davette bulunması üzerine anne ve üç kızı hep birlikte kahvaltı salonuna indiler. Bingley, onları karşılarken Bayan Bennet’ın büyük kızını tahmin ettiğinden de kötü bir durumda bulmamış olmasını umduğunu söyledi.

Aldığı cevap, “Aslında onu kötü buldum.” olmuştu, “Yerinden kalkamayacak kadar hasta. Bay Jones, onu yerinden kımıldatmayı aklımızdan bile geçirmememiz gerektiğini söylüyor. Yüksek müsaadenizle size biraz daha zahmet vereceğiz.”

“Kımıldatmak mı!” diye bağırdı Bingley, “Lafını bile ettirmem. Ablam da eminim ki kımıldamanın k’sini bile duymak istemeyecektir.”

“Bundan emin olabilirsiniz hanımefendi.” dedi Bayan Bingley soğuk bir nezaketle, “Bayan Bennet bizimle kaldığı sürece olabilecek en iyi bakımı görecektir.”

Bayan Bennet teşekkür etti ve ekledi:

“Kuşkusuz çevresinde bu kadar iyi dostları olmasaydı ne yapardı bilmiyorum, gerçekten çok hasta ve çok acı çekiyor; ama yine de büyük sabır gösteriyor, zaten her zaman öyledir, tartışmasız gördüğüm en tatlı mizaca sahiptir. Diğer kızlarıma sürekli onun yanında bir hiç olduklarını söylüyorum. Çok güzel bir odanız var Bay Bingley, ayrıca o çakıl taşı döşeli yürüyüş yolunun harika manzarasını görüyor. Ülkede Netherfield gibi bir yer daha yok. Umuyorum ki çabuk ayrılmayı düşünmüyorsunuzdur, gerçi kira kontratınız kısa ama…”

Bingley, “Her şeyi çok çabuk yaparım ben.” diye cevap verdi, “Bu yüzden de eğer Netherfield’dan ayrılma niyetim olsaydı beş dakika bile durmazdım. Ama şu anda kendimi buraya ait hissediyorum.”

“Ben de öyle tahmin ediyordum.” dedi Elizabeth.

“Sonunda beni anlamaya başladınız, değil mi?” dedi Bingley yüksek sesle, ona doğru dönerek.

“Ah! Evet, sizi çok iyi anlıyorum.”

“Bunu bir iltifat olarak almayı çok isterdim ama korkarım içi dışı bu kadar bir olmak oldukça acınası.”

“Öyle olabilir ama bundan, sizden daha derin ve anlaşılması güç bir kişinin, daha az veya daha çok saygın olduğu anlamı çıkarılamaz.”

“Lizzy!” diye bağırdı annesi, “Nerede olduğunu unutma ve evde çekmek zorunda kaldığımız o sert tavrını burada da takınmaya kalkışma!”

“Karakter tahlili yaptığınızı bilmiyordum.” diye devam etti Bingley hemen, “Eğlenceli bir uğraş olsa gerek.”

“Evet ama karmaşık karakterler kadar eğlencelisi yok. En azından bu işe yarıyorlar.”

“Taşra böyle bir uğraş için az malzeme çıkartır. Kırsal kesimde karşılaşacağınız insanlar çok sınırlı ve aynı tipte olacaktır.” dedi Darcy.

“Ama insanların kendileri sık sık değişir, öyle ki daima gözlemleyecek yeni bir şeyleri olur.”

“Evet…” diye hayıflandı Bayan Bennet, Darcy’nin taşradan bahsederkenki tavrından alınmış bir biçimde, “Aslında sizi temin ederim ki kırsal alanda da şehirdeki kadar çok şey olup biter.”

Herkes şaşırmıştı, Darcy de bir an kadına baktıktan sonra sessizce kafasını çevirdi. Ona karşı mutlak bir zafer elde ettiğini düşünen Bayan Bennet, galibiyetini perçinledi:

“Kanaatimce Londra’nın dükkânlar ve halka açık yerler dışında taşraya oranla pek de bir üstünlüğü yok. Taşra çok daha hoştur, öyle değil mi Bay Bingley?”

Bingley, “Ben taşraya geldiğimde hiç ayrılmak istemiyorum, şehirde olduğum zaman da aynen öyle. İkisinin de kendilerine göre avantajları var, ben her ikisinde de mutlu olabiliyorum.” diye cevap verdi.

Bayan Bennet, “Tabii… Bunun nedeni de iyi bir karaktere sahip olmanız.” dedikten sonra Darcy’ye bakarak, “Ama bana öyle geliyor ki bu beyefendinin gözünde taşranın bir değeri yok…”

“Aslında yanılıyorsunuz anne…” dedi Elizabeth utanarak, “Bay Darcy’yi çok yanlış anladınız. O yalnızca şehirde karşılaşılabilecek kadar farklı insanın taşrada bulunamayacağını söyledi ki bunun doğru olduğunu kabul etmelisin.”

“Hiç kuşkusuz canım, zaten kimse de aksini iddia etmedi, ancak bu çevrede fazla insanla karşılaşmamak konusuna değinecek olursak, inanıyorum ki buradan büyük olan çok az yer vardır. Yirmi dört aileyle yemek yediğimizi bilirim ben.”

Elizabeth için endişeleniyor olmasa Bingley kendini tutamayıp gülecekti. Ablası ise o kadar kibar değildi ve anlamlı bir gülümsemeyle bakışlarını Darcy’ye yöneltti. Elizabeth, annesine konuyu unutturmak için kendisi yokken Charlotte Lucas’ın Longbourn’da bulunup bulunmadığını sordu.

“Evet, dün babasıyla uğradılar. Ne ince adam şu Sör William, değil mi Bay Bingley? Ne soylu, ne efendi, ne rahat! Her zaman herkesle oturup iki laf eder. Ben görgü diye buna derim. Kendilerini bir şey zannedip ağızlarını açmaya kira isteyenler görgü konusunda tamamen yanılıyorlar.”

“Charlotte sizinle yemeğe kaldı mı?”

“Yok, o eve gitti. Sanırım börek yapmak için yardımı gerekliydi. Şahsen Bay Bingley, ben her zaman üzerlerine düşen işleri yapmasını bilen hizmetçiler çalıştırırım, kızlarım daha farklı yetiştirilmiştir. Neyse, herkesin kendi bileceği iş, Lucas’lar da çok iyi kızlar, sizi temin ederim. Güzel olmamaları ne kötü! Charlotte’ı o kadar da iddiasız bulmuyorum, gerçi o da bizim yakın arkadaşımız ne de olsa.”

“Çok hoş bir genç hanıma benziyor.” dedi Bingley.

“Ah tabii, orası öyle ancak pek de çekici biri olmadığını kabul etmek gerekiyor. Leydi Lucas bunu kendisi sık sık söylemiş ve Jane’in güzelliğinden dolayı bana imrenmiştir. Kendi evladımla övünmüş gibi olmayayım ama şu da kesin ki Jane’den daha güzelini bulmak zordur. Bunu herkes söylüyor. Kızım diye söylemiyorum. Henüz on beş yaşındayken şehirdeki kardeşim Gardiner’ın orada bir bey vardı, ona öyle âşıktı ki yengem biz gitmeden kızıma evlenme teklif edeceğinden emindi. Ama etmedi. Herhâlde çok genç olduğunu düşündü. Yalnız ona öyle şiirler yazardı ki görmeliydiniz, çok güzeldi!..”

“Sonra da sevgisi sönüverdi.” diye atıldı Elizabeth, “Böylelerini çok gördük, aşkı bu biçimde tükenenleri… Acaba şiirin aşkı tüketmekteki başarısını ilk kim keşfetti!”

“Ben ise şiiri hep aşkın gıdası2 olarak düşünmüşümdür.” dedi Darcy.

“Güzel, güçlü, sağlıklı bir aşkta bu olabilir. Zaten güçlü olan bir aşkı her şey besler ama ufacık, incecik bir meyil ise söz konusu olan, tek bir güzel sone bile eminim ki onu yok etmeye yetecektir.”

Darcy yalnızca gülümsemekle yetindi, ortamdaki genel sessizlik Elizabeth’in, annesinin yine kendini küçük düşürebileceği korkusuyla ürpermesine neden oldu. Ağzını açacak gibi olduysa da söyleyecek bir şey bulamadı ve kısa bir sessizliğin ardından Bayan Bennet, Jane’e gösterdiği nezaketten ötürü Bay Bingley’ye yeniden teşekkür etmeye başladı, Lizzy’nin verdiği zahmetten dolayı özür dilemeyi de ihmal etmedi. Bingley samimi bir kibarlıkla cevap verirken kız kardeşini de kibar olmaya ve o durumda söylenmesi gerekeni söylemeye zorladı. Kız kardeşi üzerine düşeni pek samimi olmayan bir tavırla yapmış olsa da Bayan Bennet tatmin olmuştu ve çok geçmeden arabasını çağırdı. Bunun üzerine kızlarından en küçük olanı kendini öne çıkardı. Tüm ziyaret boyunca iki kız birbirleriyle fısıldaşıp durmuşlardı ve vardıkları karar doğrultusunda en küçük olanı, Bay Bingley’ye taşraya ilk gelişinde verdiği, Netherfield’da balo düzenleme sözüyle ilgili baskı yapacaktı.

Lydia on beş yaşında, sağlam yapılı, iyi yetişmiş bir kızdı; güler yüzlüydü; annesinin biriciğiydi; öyle ki kızına olan sevgisi erken yaşta onu sosyete içine çıkarmasına yetmişti. Gençlik ateşi yüksekti, dayısının düzenlediği büyük yemek davetleri ve kendi rahat tavırları sayesinde dikkatini çektiği subayların iyice perçinlediği bir öz güveni vardı. Bu yüzden de Bay Bingley’ye durup dururken balo konusunu açarken ve verdiği sözü hatırlatıp eğer sözünü tutmayacak olursa bunun dünyadaki en utanç verici şey olacağını söylerken gayet rahattı. Bingley’nin bu ani atağa verdiği cevap, annelerinin çok hoşuna gitmişti:

“Sözümü tutmaya fazlasıyla hazırım, emin olabilirsiniz. Ablanız iyileşir iyileşmez, uygun görürseniz balonun tarihini siz belirleyin ama o hasta yatağındayken dans etmek istemezsiniz sanıyorum.”

Lydia aldığı cevaptan memnun olduğunu ifade etti: “Ah! Evet, Jane’in iyileşmesini beklemek çok daha iyi olur, hem o zamana dek Yüzbaşı Carter da Meryton’a dönmüş olacaktır ve sizin balonuzdan sonra, bir balo da onların vermesi için ısrar edeceğim. Yoksa bunun büyük bir ayıp olacağını söylerim Albay Forster’a.”

Bu konuşmanın sonrasında Bayan Bennet ve kızları evden ayrıldılar. Elizabeth de hemen Jane’in yanına çıkarak kendisinin ve ailesinin davranışlarının değerlendirilmesini iki hanımın ve Bay Darcy’nin yorumlarına bıraktı. Ne var ki Darcy’nin, genç Bayan Bingley’nin güzel gözler hakkındaki tüm alaycı sözlerine ve onunla ilgili sert eleştirilere katılmaya pek de niyeti yoktu.

10

Günler çoğunlukla bir öncekinden farksız geçiyordu. O gün Bayan Hurst ve genç Bayan Bingley sabahın birkaç saatini yavaş yavaş da olsa iyileşen hastalarının yanında geçirdiler, akşam da Elizabeth salondaki gruba katıldı ancak oyun masası kurulmamıştı. Bay Darcy mektup yazıyor, genç Bayan Bingley de yanında oturmuş onu seyrediyordu, bir yandan da sürekli kız kardeşine mesaj yollayarak adamın dikkatini dağıtıyordu. Bay Hurst ve Bay Bingley piket oynuyor, Bayan Hurst de onları izliyordu.