Baltasar Gracian – Kahramanların cep aynası (страница 2)
Sahte tavırlar ve ikiyüzlülük üzerine bu düşünceleri yazan, “servete ve şöhrete giden kısa yolları” gösteren kişi gerçekten bir rahip mi?
Baltasar Gracián (1601-1658) İspanya’nın kuzeydoğusunda Belmonte bölgesinde Aragon isimli bir köyde dünyaya gelmiştir. Zaragoza, Valencia ve benzeri üniversitelerde okuduktan sonra Cizvit rahibi olmak için kutsal yeminini etmiş (1634) ve hayatının geri kalanını bir teoloji ve felsefe profesörü, vaiz, günah çıkartan papaz, din görevlisi, yönetici ve yazar olarak sürdürmüştür.
Yazarın yaşadığı ve uyum sağlamaya çalıştığı zamanlar gerçeklere gözünün açılması için sağlam bir zemin hazırlıyordu. 1620’lerin sonlarına doğru İspanya, Yeni Dünya’nın büyük bir kısmının, Avrupa’nın ve Asya’nın bazı bölgelerinin hâkimiydi. Fakat yalnızca yarım asır sonra imparatorluk geri dönüşü olmayan bir şekilde çöküşe geçti; savaş, iç karışıklıklar ve ekonomik sorunlarla daha da zayıfladı. Siyasi anlamda ıstırap dolu bu yıllar, uzun bir kültürel şaşaa dönemine denk geldi: Barok. Calderón de la Barca ve Lope de Vega gibi oyun yazarlarının, Góngora ve Quevedo gibi şairlerin, Velázquez, Murillo ve Zurbarán gibi ressamların döneminde yaşayan Gracián, rahip olduğu için hayatına getirilen kısıtlamalara rağmen, sanatların en iyilerinden keyif alma fırsatını yakaladı. Şans ondan yanaydı ki, kariyerinin erken döneminde Huesca’ya atandı, ve orada yetenekli, varlıklı, soylu ve ondan altı yaş küçük olan Vincencio Juan De Lastanosa’yla arkadaş oldu. Gracián, Lastanosa’nın sarayına olan hayranlığını “gustoda son nokta” sözüyle ifade eder. Gracián, Lastanosa’nın eğitmenlerden devlet adamlarına dek çeşitlilik gösteren arkadaş çevresinde, bitmek tükenmek bilmeyen kütüphanesinde, resim, heykel, silah, savaş aleti ve eski para koleksiyonlarında, edebiyat toplantılarında, dünyanın her yerinden bin bir çeşit bitkilerle bezenmiş bahçelerinde evrensel öğretinin mikrokozmosunu, hem entellektüel hem de materyal insan becerisinin merkezini buldu. Lastanosa, Gracián’ın neredeyse tüm kitaplarının basımını üstlendi, onun yazılarını savundu ve tabii Cizvitlerle mücadelesinde onun yanında oldu, ona destek verdi.
Gracián’ın hayatındaki bu zorluklar erken başladı ve ölümüne kadar devam etti. Bu zorlukların nedeni kitaplarındaki öğretiler değildi; çalışmalarının dogmatik bir yapısı yoktu. Asıl sorun öğretilerin dünyevi yapısı ve Gracián’ın kitapları yayımlamadan önce onları üst düzey Cizvitlere onaylatmamak konusunda direnmesiydi. Cizvitlerin öfkesinden ve resmî bir “yayımlama izni” almanın gecikmesinden çekinen ve muhtemelen eserlerini ondan daha az yetenekli insanların yargılamasına izin veremeyecek kadar mağrur olan Gracián, birkaç eseri dışındaki tüm eserlerini takma isimle yayınladı. Üstlerinden birinin “ciddiyetten ve meslekten uzak” olarak tanımladığı kitaplarını dünyaya sundu. Cizvit Tarikatı lideri 1638’de, yani Gracián’ın ilk kitabı
Çünkü üstlerine karşı geliyor, üniversitenin huzurunu tehdit eden nahoş olaylara neden oluyor, üstüne vazife olmayan bir işi üstlenerek tarikatı terk eden birinin oğlu olduğunu iddia eden bir çocuk için para dileniyordu ve son olarak [Lorenzo Gracián sahte adı] altında [
Onu izlemek, zaman zaman ellerini, odasını ve kağıtlarını incelemek ve kilit altında bir şey tutmasına izin vermemek iyi olacaktır. Eğer siz, Saygıdeğer Rahip, tarikata ya da yönetimimize karşı Rahip Gracián’ın yazdığı bir kağıt ya da yazı bulursanız, Gracián’ı bir yere kilitlemeli ve burnu sürtene, hatasını anlayana kadar orada tutmalısınız… Cezası sürerken kâğıt, kalem ya da mürekkep almasına izin vermemelisiniz.
Gracián’ın Lastanosa ve diğer itibarlı aristokratlarla olan arkadaşlığı, bu güçlüklerden bazılarının üstesinden gelmesine yardım etmiş olabilir. Muhtemelen Lastanosa sayesinde Cizvitler, Gracián’ın Aragon valisi Napolili Francesco Maria Carafa’nın günah çıkardığı kişisel rahibi olmasına ve mahkemede ona eşlik etmesine izin verdiler. Gracián bu deneyimden pek hazzetmedi. Lastanosa’ya yazdığı bir mektupta Gracián, başkentle ve orada vakit geçirdiği asillerin hizmetkârlarıyla alâkalı görüşlerini ortaya koyuyor:
Bu insanlara ihtiyacım yok. Onların bana ihtiyacı var mı, bilmiyorum. Senin koleksiyonlarına dönmek için can atıyorum. Burada her şey hile, yalan, kibir, gösteriş dolu, çünkü kimse kendinden başka bir şey düşünmüyor. Bense pek alçakgönüllü
Gracián’ın Madrid’de başarı getirecek bir tarzı ve cevheri pek tabii vardı. Bazen çok büyük topluluklara vaaz verdiği oluyordu. Bir görgü tanığı bir keresinde onu dinlemek için caddelerde dört bin insanın toplandığını söylüyor. Nefret ve alay ettiği Valensiya gibi bir şehirde bile eşit sayıda hevesli dinleyici bulmuş olmalı. Fakat oradaki kariyeri, vaaz kürsüsünde yeraltındakilerle mektuplaştığını ve cehennemin posta müdüründen gelen bir mektubu halka okuyacağını söylediğinde yerle bir oldu.
Gracián komik, nükteli, inatçı, arkadaşlarına sadık, her türlü kabalığı küçümseyen, doğal güzellik âşığı biri, Cizvit kayıtlarında görünenden çok daha hoş bir arkadaştı. Üstleri seneler içinde onu
Gracián’ın ilk kitabı
Her halükârda
Gracián, Niccolo Machiavelli’nin