18+
реклама
18+
Бургер менюБургер меню

Baltasar Gracian – Akıllı yaşama sanatı (страница 3)

18

Yaşadıkları çağdan destek alan bireylere nadiren rastlanır. Herkes hak ettiği çağda yaşamaz, yaşasa da nasıl değerlendireceğini bilemez. Bazı insanlar daha iyi bir yüzyılda yaşamayı hak eder, çünkü iyilik her zaman galip gelmez. Her işin kendi zamanı vardır, mükemmel nitelikler bile modaya göre belirlenir. Bilgenin avantajı ölümsüz olmasıdır; değeri yaşadığı yüzyılda anlaşılmasa bile sonrasında anlaşılacaktır.

Şansın kendi kuralları vardır ve akıllı insanlar her işini şansa bırakmaz. Şansa, ona ilgi göstererek de yardımcı olabilirsiniz. Bazıları, kader tanrıçası kapısını aralayana kadar beklemekle yetinir. Diğerleri daha iyisini yapar; hızla ilerler, zekice ataklarıyla tanrıçaya ulaşır, erdem ve yüreklilikleri sayesinde onun desteğini kazanırlar. Fakat gerçek bir dünya görüşüne göre, erdem ve içgörüden başka yargıç yoktur; çünkü bilgelik ve cehalet dışında iyi ya da kötü şans yoktur.

Akıllı adamlar kendilerini zarif ve mükemmel bir bilgelikle donatır, çevrelerinde yapılan dedikodulardan uzak durup önemli bilgilerde uzmanlaşırlar. Anlamlı, zekice vecizeleri ve soylu eylemleri hafızalarına alarak içselleştirip bunları uygun fırsatlarda kullanabilirler. İnsan deneyerek daha kolay öğrenir; bir musibet bin nasihatten iyidir. Basmakalıp bilgi özgürce kullanıldığı sürece, bazılarının işine yedi sanat dalından daha fazla yarar.

Lekesizlik, mükemmelliğin zorunlu, olmazsa olmaz koşuludur. Pek az insan fiziksel veya ahlaki bir lekesi olmadan yaşar. Bu lekeler kolaylıkla temizlenebileceği için, çoğunlukla fazla önemsenmezler. Başkalarının keskin zekâsı, yüksek niteliklere iliştirilmiş ufak falsoları görmekten hoşnutsuzdur, yine de tek bir bulutun güneşi tamamen örtebileceği akıldan çıkmamalıdır. Benzer şekilde, itibarımızda da kötü niyetli kişilerin çabucak fark edip sürekli dikkat edeceği bazı lekeler vardır. En gelişmiş maharet, o lekeleri bir övünç kaynağına dönüştürmektir. Sezar doğuştan gelen kusurlarını başındaki defne dallarının altına gizlemiştir.

Onu bazen düzeltmeniz bazen de desteklemeniz gerekir. Çünkü bunu yapmak mutluluğunuz açısından önemlidir, hatta mantığınızı da güçlendirir. Hayal gücünüz size zulmedebilir, çünkü hayata seyirci kalmakla yetinmememize yol açar. Aynı zamanda hayatınızı etkileyip, onun üzerinde egemenlik kurmanızı sağlar; fakat sizi mutlu edebilmesinin yanı sıra, çılgınlığa doğru sürükleyerek taşınması zor bir yüke de dönüşebilir. Kendinizle barışık olmanıza ya da kendinize sırt çevirmenize yol açar. Bazıları için, eylemlerinin cezalarını sürekli erteleyen bir etmen haline gelir ve sonunda, aptalları perişan eden acı sonuçlara dönüşmesi kaçınılmazdır. Bazılarının keyifli yanılsamalara kapılmasına yol açarak, onlara mutlu ve maceralı bir gelecek vaat edebilir. Eğer ihtiyatlı bir bireysel kontrol mekanizmasının hakimiyeti altına alınmazsa, tüm bunları yapabilir.

Bir zamanlar güzel konuşabilmek en yüce sanattı; bugünse hitabet yeterli değildir. Özellikle de gözümüzü açık tutabilmek için, leb denmeden leblebiyi anlamayı öğrenmek zorundayız. Başkalarını kolayca anlayamayan biri, diğerlerinin onu anlamasını nasıl sağlayabilir ki? Diğer yandan, kendini insan yüreğine ve temiz niyetlere adamış gibi rol yapan kişiler de vardır. Bizi ilgilendiren gerçeklerin ancak yarısını dile getirebilsek de, dikkatli olursak bunların tümünü kavrayabiliriz. Olumlu bir şey duyduğunuzda saf yanınıza gem vurun, ama duyduğunuz olumsuzsa, iyice dikkat kesilin.

İnsanların iradelerini eyleme geçirmek, düzenlemek bu sanatı kullanarak mümkündür. Azim değil maharet gerektirir. Herkese nasıl ulaşacağınızı bilmelisiniz. Her iradenin harekete geçmesini sağlayacak, kişiye özel dürtüleri vardır. Her insanın putları, ilahları vardır; bazılarınınki ün, bazılarınınki kişisel menfaat, çoğunluğunki de zevk ve sefadır. Burada hüner, bu dürtüleri hangi sırayla oyuna sokacağınızı bilmektir. Herhangi bir insanı harekete geçiren temel dürtüyü bildiğinizde, onun iradesinin anahtarı elinize geçer. İnsan doğasının yüksek değil de, genellikle alçak tarafında kalan itici güce sığının: Kötü eğilimler iyilerin karşısında son derece baskındır. Öncelikle karşınızdakinin baskın tutkusunu tahmin edip sözlerle ilgisini uyandırın, onu baştan çıkararak harekete geçirin, sonunda onun irade özgürlüğünü alt ettiğinizi göreceksiniz.

Mükemmeliyet nicelikle değil, nitelikle ilgilidir. En iyiler her zaman azdır ve onlara nadiren rastlanır; bir şeyin fazla olması onun değerini düşürür. İnsanlar arasında, gerçek cüceler bile devmiş gibi kabul görebilir. Bazıları kitapların değerini, sanki beyni değil de kas gücünü sınamak üzere yazılmışlar gibi, onların kalınlığına göre ölçer. İçerik tek başına vasat olmaktan öteye geçemez; evrensel dehaların talihsizliği her yerde kendilerini evlerinde gibi hissetmeye kalkışmalarıdır, bu yüzden her yerde dışlanırlar. İstikrar ise kişiye saygınlık kazandırarak, görkemli konularda insanı kahraman mertebesine yükseltebilir.

Özellikle de beğeniler konusunda. Ey yüceler ve bilgeler, eğer eylemleriniz ayak takımını, halkı memnun ediyorsa rahatsız olma zamanınız gelmiştir! Popüler beğeninin fazlalığı, bilgeleri kesinlikle hoşnut etmez. Bazı popülerlik bukalemunları vardır ki, ayaktakımında estirdikleri rüzgârdan hoşlandıkları için ilahların beğenisine ulaşamazlar. İkinci olarak da, zekâda ve anlayışta sıradanlıktan kaçının. Cehalet merakın ötesine geçemez; halkın merakı size haz vermesin. Halk ucubelere çılgınca ilgi duyarken, bilgelik işin hilesini çözmenin peşindedir.

doğruluğa azimle, sebatla tutunur, sadık kalır; ne halkın coşkusu ne de bir tiranın zulmü onu doğruluk sınırları dışına çıkarabilir. Ama kim adaletin Anka Kuşu olacak ki? Kim her şeye rağmen, içinde yanıp yok olduğu alevlerden tekrar doğacak? Dürüstlüğün çok az taraftarı vardır. Çoğu insan ondan, sadece başkaları söz konusu olduğunda övgüyle söz eder. Diğerleri bir tehlikeyle karşılaşana kadar dürüstlüğe bağlı kalır, bir tehlike durumunda ise sahtekarlar anında onu inkâr etme, politikacılar ise onun üzerini örtme yoluna saparlar. Çünkü dürüstlük arkadaşlığa, yönetime, hatta kendi menfaatine karşı bile mücadele edebilir. Bu durum terk edilmişliğe sebebiyet verir. O zaman kurnaz insan alkışlanacak bir ayrım yapar; kendi üstlerinin yoluna çıkmaz ve devletin adaletine direnmez. Özü sözü bir olanlar ve vefalılar ise gerçeğin üstünün örtülmesini bir tür ihanet olarak algılar, bilgeliğe değil sebata önem verirler. Böyleleri her zaman doğrunun yanında bulunur; bir gruptan koparlarsa bunu dönek oldukları için değil, diğerleri doğrudan uzaklaştığı için yaparlar.

size saygınlıktan ziyade kötü ün kazandıran geçici heveslerden daha da uzak durun. Sağduyulu insanın uzak durması gereken çok sayıda ilgi çekici konu vardır. Bilge kişilerin kalbine hitap eden, ama yine de reddedecekleri pek çok garip zevk vardır. Onlar tekilliklerini severek yaşarlar. Bazen bu durum onların saygınlıkla değil, alay konusu olarak tanınmalarına neden olur. İhtiyatlı insan, bilgeliğini işinden bile ayrı tutar, takipçilerini gülünç duruma düşüren konulardan uzak durur. Bu meseleleri tek tek belirtmek, sıralamak gerekmez; toplumun genel küçümsemesi onları yeterince ortaya koymuştur.

Kötü şans genellikle budalaca davranışların ceremesidir ve ondan daha bulaşıcı bir hastalık yoktur. Kapınızı küçük bir kötülüğe aralarsanız, onun hemen ardından daha büyükleri de içeri girecektir. Kâğıt oyununda en büyük hüner hangi kartı ne zaman ıskartaya çıkartacağınızı bilmektir; çünkü şu an elinizdeki en küçük kozlar, geçen eldeki astan daha değerlidir. Kuşku duyduğunuz zaman, bilge ve sağduyulu kişilerin tavırlarını benimseyin; onlar oyunu er geç kazanır.

Hayırsever olmak üstün ve kudretli kimselerin başlıca gurur kaynağıdır; krallara evrensel itibar kazandıran bir imtiyazdır. Başka insanlardan daha fazla iyilik yapmak, yöneticilerin önemli bir avantajıdır. Dostça davranan arkadaş kazanır. Diğer yandan, bazı insanlar da özellikle hayırsever olmama ününe sahiptir; hayırlı bir davranışta bulunmak zor olduğu için değil, yaradılışları kötü olduğu için. Onlar tanrısal zarafete aykırı davranışlar sergilemektedir.

İnsanın hayattaki büyük derslerinden biri kendini frenlemeyi bilmesi, daha da önemlisi ise kendini bazı işlerden ve insanlardan yoksun bırakmayı öğrenmesidir. Değerli zamanımızı yiyip bitiren önemsiz uğraşlar vardır. Sizi ilgilendirmeyen, üstünüze vazife olmayan işlerle meşgul olmak, boş durmaktan daha yanlıştır. Özenli bir insan başkalarının işlerine müdahale etmemeli, diğerlerinin de kendi işine karışmalarını engellemelidir. İnsan önce kendi işiyle ilgilenmek zorundadır, herkese yararlı olmak zorunda değildir. Arkadaşlar için de aynı kural geçerlidir. Arkadaşınızın verdiklerini kötüye kullanmamalı veya verebileceklerinden fazlasını istememelisiniz. Özellikle kişisel ilişkilerde, her şeyin fazlası zarardır. Bilgece ve ölçülü bir yaklaşım, herkesin iyi niyetini ve itibarını en iyi biçimde korur, böylece dostluğun nimetleri de zamanla yıpranmaz. Böylece hem en iyiyi seçebilecek deha ve özgürlüğe sahip olur, hem de beğeninin yazılı olmayan kurallarına asla ters düşmezsiniz.