Асатаро Миямори – Samuray Hikâyeleri (страница 2)
Böylece, haklı olarak bütün ilmin ve irfanın kaynağı kabul edilen Çin’e gitmeye karar verdi. Budist inancının tüm söylemlerine ulaşacaktı. Jōben, fırsatını bulur bulmaz doğduğu kıyılardan yelken açtı ve kendisini tuhaf insanların arasında buldu. Orada on yıl kaldı. Bu süre boyunca pek çok meşhur tapınağı ziyaret etti ve pek çok kaynaktan irfan topladı. Nihayetinde bu gezginin ünü Çin İmparatoru’nun kulağına ulaştı ve İmparator, Jōben’i huzuruna memnuniyetle çağırarak ona nazikçe yeni bir rahip ismi bağışladı: Issan-Kasho-Daizenji. Böylelikle Jōben gerçekten de bilge ve kutsal bir insan olmak için ülkesinden ayrılmış ancak Japonya’ya önde gelen bir rahip addedilerek dönmüş oldu.
Dönüşünün ardından Issan-Kasho-Daizenji, rahip adayıyken girdiği Kyoto’daki Ungo-ji tapınağında kaldı. Yıllardır Masamuné’den haber almamıştı ve ne durumda olduğunu endişeyle öğrenmek istiyordu. Nefretinin nesnesi olan adamın da yükseldiğini ve şu anda Sendai Kalesi’nin efendisi olarak zamanın en önemli adamlarından biri kabul edildiğini duyduğunda memnuniyetsiz bir şaşkınlık yaşadı. Yalnızca sarayda yüksek bir mevki kazanmakla kalmamış, aynı zamanda kuzeydoğu daimyolarının başı olmuştu ve Şogun bile ona saygılı davranıyordu. Oldukça sinir bozucu bir durumdu. Zenji uygun zamanı kollaması ve dikkatli davranması gerektiğini fark etti. Artık yanlış bir hamle uzun yıllardır çektiği zahmeti faydasız kılabilirdi.
Gelgelelim çok da fazla beklemesi gerekmedi.
İmparator hastalanmıştı, illeti öyle ciddiydi ki en bilge hekimlerin becerileri dahi fayda etmiyordu. İmparatorluk Sarayı’nın en yüksek mevkideki memurları, bu meseleyi tartışmak üzere önemli bir özel toplantı düzenlediler ve dünyevi şeylerin boş olduğuna, tek umudun cennetin yardımında yattığına karar verdiler.
Hangi rahip bu üst seviye görevi emanet edebilecekleri kadar temiz, engin bilgiliydi?
Hepsinin dudağından aynı isim döküldü: “Issan-Kasho-Daizenji!”
Bu sebeple kutsal adam süratle saraya çağırıldı ve hasta İmparator’un sağlığına kavuşması için İlahi Güçlere var gücüyle dua etmesi emredildi.
Yedi gün ve yedi gece boyunca Zenji, Mavi Ejder Salonu’nda kendini insanlıktan tamamen soyutladı. Yedi gün ve yedi gece boyunca oruç tuttu ve bu kıymetli yaşamın bağışlanması için dua etti. Ve dualarına karşılık verildi. O sürenin sonunda İmparator daha iyi oldu ve toparlanması öyle hızlı ve kısa sürede gerçekleşti ki hakkındaki endişelerin tamamı sona erdi.
Majesteleri’nin minneti sınır tanımadı. Zenji, imparatorluğun pek çok armasıyla onurlandırıldı ve sonucunda bütün bakanlar ve saray mensupları İmparator’un gözdesi olduğundan ona yaranmak için dalkavuklukta birbiriyle yarışıyordu. Zenji, Ungoji Tapınağı’nın başrahibi olarak atandı ve bir isim daha aldı: Ungo-Daizenji.
“Artık arzuladıklarıma ulaşabilirim!” diye düşündü rahip sevinçle. “Bir tek Masamuné’yi büyük bir hainlik yapmakla suçlamak için makul bir bahane bulmak kaldı.”
Ne var ki düşük mevkili takunya taşıyıcısı Makabé Heishiro, daimyo Daté Masamuné’den intikam alacağına yemin edeli otuz yıl olmuştu ve kutsal yazıtları derinlemesine araştırması, uzun gece ibadetleri, hayatını kişisel zevklerden arınmaya ve meditasyona adaması etkisiz kalmamıştı. Heishiro, büyük rahip Ungo-Daizenji olmuştu. Karakteri radikal bir değişikliğe uğramış olsa da kendisi bundan şüphelenmiyordu. Zihni saflaşmıştı ve artık intikam arzusu gibi adi ve kıymetsiz bir hissi barındırma kabiliyeti yoktu. Gücü elinde olmasına rağmen onu kullanmayı artık umursamıyordu.
“Nefret etmek ya da hemcinsim olan bir yaratığa zarar vermeye çalışmak rahipliğe girmiş biri için aşağıda kalan bir şeydir,” dedi kendi kendine. “Tutku rüzgârları bir tek dindışı dünyanın labirentinde hareket edenleri rahatsız eder. Bir insanın manevi gözleri açıldığında ne doğu ne batı ne kuzey ne de güney var olur, bunlar sadece yanılsamalardır. Otuz yıldan fazla süre boyunca Lort Daté’ye kin besledim ve gözlerimin önündeki yegâne nesne olan intikam beni bugünkü durumuma getirdi. Lakin Lort Daté bir olayda bana kötü davranmasaydı hayatım ne halde olurdu? Muhtemelen ömrümün sonuna dek takunya taşıyıcısı Heishiro olarak kalırdım. Fakat efendim, böylesi bir cezayı hak edip etmediğimi düşünmeden bana bir bahçe
Böylece rahip uzun süredir sakladığı intikam fikrinden feragat etti ve yerini daha iyi bir duygu aldı. Artık kan lekeli
Peki ya Masamuné?
Yukarıda da belirtildiği gibi büyük onurlar kazanarak ülkesinin konseyinde öncü bir adam oldu. Fakat altmış üç yaşında sosyal hayattan bıkarak geri kalan günlerini Sendai Kalesi’nde geçirmek üzere emekli oldu. Orada boş vakitlerini değerlendirmek için Matsushima’daki meşhur Zuiganji Tapınağı’nı restore ettirdi. Tapınak, kalenin yakınlarındaydı ve uzun iç savaş sırasında çökerek tamamıyla harabeye dönüşmüştü. Masamuné binayı eski zengin ihtişamına döndürmeyi görev bildi ve sonra hepsi tamamlandığında orayı yönetmek üzere atanmaya layık, derin öğrenmeye erişmiş ve erdem sahibi bir rahip aramaya başladı.
Baş hizmetlileriyle toplandığında onlara şöyle dedi:
“Bildiğiniz gibi yakınlardaki Zuiganji Tapınağı’nı yeniden inşa ve dekore ettirdim ancak hâlâ yöneticisi yok. Dinin temsilcisi olarak eski geleneklerini devam ettirecek aziz ve bilge birine emanet etmek istiyorum onu. Söylesenize, günümüzün en büyük rahibi kim?”
“Kyoto’daki Ungoji Tapınağı’nın Başrahibi Ungo-Zenji şüphesiz günümüzün en büyük rahibidir,” diye ortak bir cevap geldi.
Bunun üzerine Masamuné bu boş mevkiyi aziz Ungo-Daizenji’ye teklif etmeye karar verdi ancak bahsi geçen rahip sarayın gözdesiydi ve İmparator ona güveniyordu. Zenji’ye bir şey söylenmeden önce Majesteleri’ne başvurulması gerekiyordu. Masamuné talebini, nedeniyle birlikte ve şahsi bir rica olarak sundu. Emekli devlet adamına duyduğu duygusal yakınlığı koruyan İmparator hemen rıza gösterdi ve böylece Ungo-Zenji, güzel Matsushima bölgesindeki Zuiganji Tapınağı’nın başına getirildi.
Atanmasının yedinci gününde Masamuné, yeni geleni karşılamak üzere Zuiganji’ye resmi ziyarete gitti. Ona, o sıralarda boş bulunan Zenji’nin özel misafir odasını gösterdiler. Bir oyuğa döndüğünde dikkatini bir anda, özenli ve pahalı işçiliği olan değerli bir sehpaya yerleştirilmiş eski bahçe
“Şu
O anda sürgülü kapılar ses çıkarmadan açıldı ve baştan aşağı dini kıyafetler giymiş ve elinde beyaz kıllı, kutsal bir fırça tutan muhterem bir zat içeri girdi. Hareketsiz yüzünde münzevi bir görüntü olsa da alnında, gözlerinin arasındaki çirkin bir yara görünüşünü bozmuştu.
Gelen kişi Ungo-Zenji’ydi, misafirinin karşısına oturarak iki elini avuçları aşağı gelecek şekilde matların üzerine koydu ve saygılı bir karşılama yaparak birkaç kere başını eğerek selamladı; Masamuné de gerektiği gibi bu nezakete karşılık verdi.
Selamlaşmalar bitince Masamuné merakını daha fazla dizginleyemedi.
“Saygıdeğer efendim,” diye başladı, “samimi isteğimi kabul ederek tapınağımızdan sorumlu olmak için bu ehemmiyetsiz yere gelmeye tenezzül ettiniz. Faziletinizden derinden etkilendim ve nasıl teşekkür etsem bilemiyorum. Ben basit bir adamım, kelimeler konusunda beceriksizim. Fakat saygıdeğer efendim, kafamı karıştıran iki şey var ve bu ilk görüşmemiz olsa da böylesi meraklı olmamı görgü addedebilirseniz, bir bahçe