Анонимный автор – Karakalpak Halk Masalları (страница 12)
Jansap yiğitlerine:
– Az önceki minaredeki yazıda bu şehre kim padişah olursa her konuda maymunların yardımcı olacağı her sorunu halledecekleri yazıyordu. Bize ne lazım olursa maymunlar bulup getirecektir. Yarın maymunlara at bulun diye emredelim. Sonra da ata binip buradan kaçalım, demiş. Yiğitler de:
– Tamam demişler. Jansap padişah olmuş. Ertesi gün maymunlara at getirin demiş, Jansap. Maymunlar atları getirmişler. Atlara binerek maymunlarla beraber o gece şehrin çıkışına kadar varmışlar.
Jansap maymunların liderine:
– Buradan sonrası neresi acaba, diye sormuş. Lider olan büyük maymun işaret diliyle:
– Buradan sonra karıncalar var, demiş. Şehrin dışına çıktıklarını anlayan Jansap, maymunlar sarhoş olana kadar şarap içirmiş. Maymunlar şarhoş olduktan sonra yedisi beraber atlara binip doğu tarafa doğru kaçmışlar. Maymunlar ayıktıklarında padişahın ve adamlarının yok olduğunu görüp yarı ayık halde peşlerine düşmüşler. Padişah ve adamlarının köpek büyüklüğünde karıncalarla karşılaştıklarını görmüşler. Karıncaların arasına girmeye cesaretleri yetmemiş ve oturup beklemeye başlamışlar, yedisi de.
Köpek büyüklüğündeki karıncalar Jansap’ı ve adamlarını çok uğraştırmışlar. Jansap kırk gün sonra altı yiğidi ve yedi atı köpek büyüklüğündeki karıncalara vererek kurtulmuş. Sonra da küçük karıncaların olduğu tarafa geçmiş. Birkaç gün yol gittikten sonra küçük karıncalardan da kurtulmuş. Önüne büyük bir şehir çıkmış. Şehri görünce şehre geldim, biraz dinleneyim diye düşünmüş ve Jansap uykuya dalmış. Ertesi akşam şehrin girişinde önüne bir nehir çıkmış. Nehrin kıyısındaki minarenin üstünde bir adamın bağırmakta olduğunu görmüş:
– Şimdi nehirden geçersen ölürsün, yarın geçersen sağ kalırsın, demiş. Jansap da nehrin kenarında durmuş ve ertesi günü beklemiş. Tan atıp sabah olduğunda Jansap nehrin çekildiğini görmüş. Jansap nehirden sağ salim geçip şehre girmiş
Bu şehir Jansap’ın önceden gördüğü şehirlere benzemiyormuş. Bu şehirdekiler de daha önce Jansap gibi bir insan görmemiş. Maymun oynatan maymuncu gelmiş gibi insanlar Jansap’ın etrafına toplanmışlar. Jansap çok şaşırmış. Daha sonra etrafındaki insanlar dağılmış. Jansap bir kenarda otururken ihtiyar birinin bağırarak geldiğini görmüş:
– Kırk gün beslerim. Bir gün iş yaptırırım. İş için bin altın veririm, diye bağırıyormuş.
Jansap düşünmeye başlamış. “Kırk gün beslese, taş değil çelik kırdırsa da işimi yapabilirim.” demiş kendi kendine. Ve yaşlı adamın peşinden gitmiş. Yaşlı adamla konuşmuş, yaşlı adam Jansap’ı yanına almış.
Yaşlı adam dediği gibi Jansap’ı kırk gün beslemiş. Bir gün yaşlı adam bir öküz getirmiş. Jansap’a koşturup bir dağa doğru yola koyulmuşlar. Yolda Jansap’ın bin altınını da eline vermiş. Epey bir gittikten sonra önlerine başı gökyüzüne değen bir dağ çıkmış. Dağın bir tarafından büyük bir nehir akıyormuş. Yaşlı adam nehir kenarında öküzü kesmiş ve derisini tulum şeklinde yüzmüş. Tüylü tarafını içine, deri kısmını da dışına çevirmiş ve Jansap’a:
– Bunun içini iyice kontrol et, bir yeri delik olmasın, demiş.
Jansap tulumun içine bakarken yaşlı adam diziyle Jansap’ı tulumun içine itmiş. Yaşlı adam sonra tulumun ağzını bağlamış. Jansap bir iki çabalasa da çıkamayacağını anlamış ve pes etmiş. İhtiyar tulumu yere bırakıp kendisi geri çekilmiş. İhtiyarın geri çekilmesiyle birlikte hemen büyük bir kara kuş gelmiş. Kara kuş tulumu alıp dağın başına konmuş ve deriyi yırtmış. Jansap korkarak ayağa kalkmış. Kuş da uçup az ileriye konmuş. Yaşlı adam:
– Korkma evladım, Dağın üstünde mücevherler var. Sen onları aşağı at. Ben tutacağım, demiş.
– Jansap mücevherleri alıp ihtiyara doğru atmaya başlamış. İhtiyar heybesini, çuvalını doldurup, eşeğine yüklemiş. Jansap’ı orada bırakmış ve arkasına bakmadan evine doğru kaçmış. Jansap dağda tek başına kalmış. Kendi kendine “Burada çok kalırsam kuşlar beni yer, öleceksem de çöllerde adam gibi öleyim.” demiş ve kıble tarafa doğru yola çıkmış.
Jansap bir iki gün kadar yol gittikten sonra kuş, peri ve yılanların padişahı olan Suymurık Padişa’ın şehrine varmış. Güzlibahar kuş, yılan perileri kontrol edip kanatlarına mühür basarak hesap tutuyormuş. Jansap kuşlar padişahı Suymurık Padişah’ı bulup selam vermiş. Suymurık Padişah:
– Ey çocuk, kimsin, diye sormuş.
– Çocuksuz adama çocuk olayım diyen biriyim, demiş Jansap. Suymurık Padişah:
– Ne yaptın da bu hâle düçar oldun, diye sormuş.
Jansap, Suymurık Padişah’a başından geçen olayları bir bir anlatmış. Suymurık Padişah:
– Geldiğin çok iyi oldu. Öyleyse benim çocuğum ol, demiş. Jansap:
– Tamam, olur, baba, deyip onun çocuğu olmuş. Birkaç gün geçtikten sonra Suymurık Padişah:
– Jansap evladım! Artık peri kuş ve yılanların gitme zamanı. Ben gidip bir yere sırık çakacağım. O sırığa kuşlar, yılanlar, periler toplaşıp konacaklar. Onları sayacağım, eksik mi fazla mı bakıp kanatlarına mühür basacağım. Üç gün gelemem demiş. Sen bağları gez dolaş. Bağda bir fıskiye var. Sakın kapısını açma, çocuğum, demiş ve gitmiş.
Jansap, babası gittikten sonra her yeri dolaşmış. Babam fıskiyeye gitme demişti, onu da göreyim. Belki değerli şeyler vardır, demiş. Varıp fıskiyenin kapısını açmış. Tam o sırada fıskiyenin etrafında çiçekler açılmış, bülbüller ötüşüyormuş. Burası ne güzel bir yermiş deyip, çiçeklerin arasında yatmış.
Biraz yattıktan sonra üç güvercin gelip havuzun kenarına konmuş. Güvercinler pırpır ederek silkinmişler ve üçü de ay gibi ağzı, güneş gibi gözü olan birer peri kızına dönüşmüler. En büyüğü:
– Burada insan kokusu var, havuza girmeyelim, demiş.
Küçüğü:
– Girersek ne olacak. Olsa olsa insanoğlu bizleri yakalar, demiş.
Kızlar elbiselerini çıkarıp havuza girmişler. Jansap, en küçük kızı görüp âşık olmuş. Jansap, küçük kızın güvercin elbisesini eline alıp göğsüne basmış. İki kız uçarak kaçmışlar.
– Küçük kız, elimi tuttun. Artık ben seninim, demiş Jansap’a.
– Jansap da iyi o zaman diyerek kızın elini bırakmış. Hemen kız güvercin elbisesini giymiş ve uçmuş. Jansap da eve dönmüş ve kızın âşkıyla göğsünü serin yere dayayıp yatmış. Aradan üç gün geçtikten sonra Suymurık Padişah gelmiş. Oğlunun hasta olduğunu görmüş. Ve:
– Fıskiyeye mi gittin, diye sormuş.
– Evet, gittim, demiş Jansap.
– Kızı yakaladın mı, diye sormuş.
– Evet yakaladım. Ben senin oldum deyince bıraktım.
– Zararı yok. O gördüğün üç kız, güvercin olarak gelecek yıl baharda da gelirler. Acele etme evladım, demiş.
Jansap babasının tesellisiyle yattığı yerden kalkmış. Aradan altı ay geçmiş. Bir gün babası:
– Evladım bundan sonra görürsen kaçırma. Gelip don değiştirdiğinde âşık olduğun kızı yakala ve vallahi billahisine inanma. Süleyman peygamber çarpsın diyene kadar inanma. Yine de elbisesini eline verme, alıp buraya getir, demiş.
– Tamam, baba, demiş. Daha önceki yere varıp yine çiçeklerin arasına yatmış. Biraz sonra üç güvercin de gelmiş. Gelir gelmez:
– Yine insan kokusu var, demiş küçüğü:
– En kötü ihtimal bizi yakalar. Ne diye korkalım, diyerek kızlar suda yıkanmaya başlamışlar. Jansap, kızların güvercin elbiselerini yere bırakmalarıyla birlikte hemen koşmuş ve küçük kızın elbisesini eline alarak göğsüne basmış. İki kız sudan çıkıp uçarak gitmişler.
– Ben senin olacağım söz, elbisemi ver, demiş kız.
– Sana bir şartla elbiseni veririm, demiş Jansap.
– Vallahi billahi dedim ya, demiş kız.
– Hayır! Süleyman peygamber çarpsın, gitmeyeceğim diye söyle, demiş Jansap.
– Süleyman peygamber çarpsın gitmeyeceğim, demiş kız. Bunun üzerine Jansap elbisesini vermiş. Kız giyindikten sonra kızı babasının yanına götürmüş. Babası çok memnun kalmış. Kıza:
– Hem gelinim, hem kızımsın. Jansap’a gönül rızasıyla mı vardın, diye sormuş.
Kız ağlamaya başlamış.
– Kızın ağlaması, razı olması demektir, demiş padişah.
– Benim anam ve babam var. Benden başka çocukları yok. Düğünümü yapıp mürüvvetini görmeyi arzularlardı. Gidip onların rızasını alıp nikâh kıymak istiyorum. Beni evime gönder, demiş Jansap. Suymurık Padişah:
– Evine nikâh kıydırdıktan sonra gitsen olmaz mı, diye sormuş.
– Ben anamı babamı görmeden nikâh kıydırmam, demiş Jansap.
Suymurık Padişah bir devi çağırarak bunları sağ salim Jansap’ın evine götür, demiş.
– Tamam, deyip dev ikisini hemen sırtına bindirmiş ve Jansap’ın ülkesine götürüp bırakmış.
Jansap’ın anne babası çocuklarının geldiğini görüp çoktandır göremedikleri çocuklarını kucaklayarak mutluluktan havalara uçmuşlar.
Babası ile annesi Jansap’a:
– Evladım, bu zamana kadar nerelerdeydin, diye sormuşlar. Jansap başından geçen olayları bir bir anlatmış.
Peri kızıyla evlenmeyi düşünüyorum. Siz ne derseniz söz onu yapacağım, demiş.
Jansap’ın anne babası oğullarından bu sözleri duyunca kırk gün kırk gece düğün yapalım demişler.
Jansap’ın babası, zurnacı çağırmış. Hokkabaz oynatıp ipte cambaz yürütmüş. Pehlivan güreştirip at yarıştırarak düğünü başlatmış.
Jansap her gün karısıyla oyunları izlemişler.
Suymurık Padişah bir ara Jansap’a:
Peri merhametsiz olur. Her zaman perinin elbisesini kucağına basarak yat diye söylemiş. Jansap da Suymurık Padişah’ın söylediğini hergün yapmış. Bir gün Jansap oyunları izlerken yorulmuş ve uykuya dalmış. Uyuya daldığı için karısının elbisesini kucağına basamamış. O sırada peri elbisesini giyip güvercine dönüşmüş ve çatıya konarak: