Анонимный автор – Aytmatov Araştırmaları (страница 6)
Aytmatov’la ilgili yapılan çalışmalarda onun için çok güzel sıfatlar söylendi. Bunlardan bazıları şunlardır: “Türk dünyasının yıldırım sesli manasçısı”, “Bozkırdaki Bilge”, “Modern Homer”
Cengiz Aytmatov, aydın bir anne babanın çocuğu olarak 1928 yılında Şeker köyünde doğdu. Küçük yaştan itibaren Rusçayı öğrendi. Veterinerlik yaptı. Değişik memuriyetlerde bulundu. İkinci Dünya Savaşının acılarını derinden hissetti. Moskova’da yüksek edebiyat kursları aldı. 1956-1958 döneminde Moskova’da Gorki Edebiyat Enstitüsünde eğitim gördü. Dünya klasiklerini okudu.
Hikâye, roman ve tiyatro türlerinde eserler verdi. Eserleri 150 civarında yabancı dile çevrildi. Cengiz Aytmatov, Nobel Edebiyat ödülüne aday gösterilmiş ama ona bu ödül verilmemiştir. Çünkü Nobel ödülünü koyanların politik amaçlarına uygun bir yazar değildir. Aytmatov gibi yazarlar, ancak bütün Türk dünyasının ortaklaşa koyacakları “Manas Edebiyat Ödülü” ya da “Ahmet Yesevi Ödülü” gibi yarışmalarda ödül alabilirdi.
Aytmatov, eserlerinde genellikle simgesel bir dil ve teknik kullanır. Bu da hem edebiyat yapmanın bir gereğidir, hem de Komünist rejim baskısına karşı ancak simgelerle konuşabilme zorunluluğundan kaynaklanır. Komünist rejime muhalefetini ancak simgesel bir dille gerçekleştirebilirdi.
Aytmatov, başta Kırgız Türklüğü olmak üzere diğer Orta Aya Türklerinin hem toplumsal, hem ekonomik, hem kültürel, hem de tarihî hayatını modern bir edebiyat tekniği ve kurgusu içinde çok etkili ve güzel bir şeklide anlattı. Çok zengin mitolojik birikimini, güncel durumlara uyarlayarak yeniden işleyip üretti.
Bireysel ve Toplumsal Mankurtlaştırma:
Bu, millî hafızayı yok ederek mankurtlaştırmadır. Aytmatov, Komünist Rusya’nın Türk’ün millî hafızasını silme teşebbüslerine şiddetle tepki koymuştur. Ayatmatov,
Komünist Ruslar sanki başka yer kalmamış gibi Kırgız Türklerinin atalarının mezarlığı olan Ana Beyit mezarlığına uzay üssü kurmuşlardır. Ana Beyit’in etrafını dikenli tellerle çevirmişler ve buraya Kırgız Türklerini sokmamışlardır. Anabeyit mezarlığı oğlunu mankurtluktan kurtarmak için ölen Nayman Ana’nın gömüldüğü mezarlıktır. Yani bir anlamda Kırgız Türklerinin millî bilincinin sembolü olan bir mekândır. Rusların tavrı, bu bilinci yok etmeye dönüktür. Bu bilinçli bir tercihtir ve amaç, Kırgız Türklerinin atalarını, tarihlerini yok saymak, yok etmektir. Bu, bir milleti toptan mankurtlaştırmadır.
Yine aynı romanda Ana-Beyit‘te nöbetçi olan Kırgız subay Sabitcan ve diğer bazıları, Komünist Rusların verdiği eğitimle kendi Kırgız Türklüğüne ait bütün millî ve dinî değerlerini kaybetmiş, atalarını, tarihlerini, gelenek ve göreneklerini, dinlerini, kimliklerini unutmuş, mankurt olmuş tiplerdir. Bunlar, efendileri olan Rusların öğrettiklerini tek doğru kabul etmiş, onların verdiği emirleri uygulamayı tek görev bilmiş, milletlerine ihanet etmişlerdir. Romanda Sabitcan, ölen babasının cenazesinin İslamî usullere göre defnedilmesini gereksiz görüyor. Duaların ve diğer ibadetlerin Komünist bir devlette gereksiz ve anlamsız olduğunu söylüyor, hatta babasının cenazesinin Ana Beyit mezarlığına gömülmesine karşı çıkıyor. Çünkü Sabitcan, Ruslar tarafından tam bir mankurt olarak yetiştirilmiştir. Yine nöbetçi Kırgız subayın kendisi gibi Kırgız olan vatandaşıyla Kırgız Türkçesiyle değil de Rusça konuşması, hatta onu Rusça konuşmaya zorlaması tam bir mankurtluktur.
Mankurtlaştırma meselesi
Cengiz Aytmatov dokuz yaşındayken, babası halk düşmanı suçlamasıyla Komünist rejim tarafından öldürülmüştü. Aytmatov her gün okulda “Benim babam devrim düşmanıydı, cezası verildi, ondan nefret ediyorum!” diye bağırmak zorundaydı. Bu da bir mankurtlaştırma yöntemidir. Babasını yani atasını, tarihini, kültürünü, milliyetini, dinini yok sayma hatta ondan da öte kötü görme ve onlara düşman olma hali. Mankurtlaştırma kişiyi kendi benliğine, kimliğine düşman yapma, kendi varlığını kendine reddettirme yöntemidir.
Evrensel Meseleler
Cengiz Aytmatov, eserlerinde genellikle bireysel, millî ve yerli meselelere yer verirken aslında dolaylı olarak evrensel sorunlara da değinir. Ya da genel anlamda söylersek bireysel, yerel ve millî olandan evrensel olana uzanır. Bu bağlamda bütün insanlığın ortak sorunlarına da yer vermiş olur. Bunların başlıcaları şunlardır:
Dünya Barışı
Bunlardan biri, evrensel anlamda dünya barışıdır. Aytmatov, bu anlamda evrensel bir hümanizm taraftarıdır. Bütün insanların barış, saygı ve sevgi içinde, birbirlerinin haklarına saygı duyarak, hak ve adaleti gözeterek yaşamalarını ister. Nitekim
Dinsizliğin Kötülüğü
Cengiz Aytmatov, kendisi Müslüman bir Türk olmasına rağmen evrensel anlamda insanların mutlaka bir dine inanması gerektiği kanaatindedir. İnsanlar, toplumlar hangi dine mensupsa o dini yaşamalarının evrensel anlamda insanların iyi, doğru, adaletli, huzur ve barış içinde yaşamalarında dinî inancın önemine vurgu yapar. Bu bağlamda birçok romanında Türklerin İslam dinini yaşamaları ve korumaları gerektiği fikrini işlediği gibi Hristiyan toplumların da bu dini yaşamaları gereğine inanır. Hangi din olursa olsun toplumlar bir dine inanmalı ve yaşamalıdır. Dünya barışı biraz da buna bağlıdır.
Nitekim Aytmatov,
Aytmatov, Kaltay Muhammedcanov ile beraber yazdıkları
Tarihsel Kültür Mirasını İşlemek: Aytmatov’un bütün eserleri dikkatle incelenirse teknik ve kültürel anlamda onun önde gelen özelliklerinden birisi şudur: Özelde Kırgız Türklüğünün, genelde ise bütün Türk milletinin tarihsel kültür mirasını modern şartlarda günümüz için güncelleyerek yeniden işleyebilmesidir. O eski zamanlara ait bu kültürel değerlerin günümüz için de nasıl işlevsel olabileceğini göstermiştir. Eski destanları, masalları, efsaneleri ve diğer folklorik verimleri o, günümüzde nasıl anlamlı hale getirebiliriz diye düşünmüştür. Romanlarında bunları modernize ederek, yenileyerek yeniden üretmiştir. Bu anlamda geleneği yeniden üretme konusunda oldukça başarılı olmuştur. Böylelikle millî hafızamızı diriltmiş, üzerindeki tozları kaldırmış, parlatıp cilalayarak günümüze taşımıştır.