18+
реклама
18+
Бургер менюБургер меню

Анонимный автор – Ali Akbaş Armağanı (страница 28)

18

Miras Üzerinde Tasarruf

Akbaş, şüphesiz köy odalarında dinlediği cenklerle aruzun, mesnevi türünün sesine ve dolayısıyla ahengine, edasına bir aşinalık kazanıyordu. Aynı şekilde halk şairlerinden dinlediği türkülerle de halk şiirinin sesine ve edasına… Belki burada dursa, daha doğrusu bununla yetinse geleneği taşıma, yenileme gücüne de sahip olamayacaktı. Bir halk şairi olarak kendi coğrafyasında çalıp söyleyecekti. Üniversite tahsili için İstanbul’a gelmesi, ilk gençlik yıllarında sezdiği şeylerin akademik bir disiplin içinde ele alınması imkânını doğurmuştur. Akbaş’ın üniversite tahsili sırasında divan edebiyatıyla temas etmesi, çocukluğunda dinlediği destanların, Ahmediye ve Muhammediye gibi eserlerin tesirinin canlanması anlamına gelmektedir. Şüphesiz Türk Dili ve Edebiyatı okumak ona çok şey katmıştır. Ama kanaatimce en önemlisi bu gün her biri alanında söz sahibi olan arkadaş çevresinin de katkısıyla –entelektüel sohbetleri kastediyorum- kendisine yüklediği sorumluluktur. Bu sorumluluk gelenekle, tarihle, geçmişle ilgilidir. Daha doğrusu geçmişi, geleneği, tarihi şiir formu içinde geleceğe aktarmakla… Bir tür mücedditliktir onun yapmaya soyunduğu şey. Bunda ne kadar başarılı olup olmadığı ayrı bir yazı ve tartışma meselesidir. Doğrusu böyle uzun bir muhasebeye girmiş değilim. Ancak indi bir hüküm şeklinde de olsa, Akbaş’ın bu yenileme, güncelleme meselesinde hiç değilse geleneğin üzerine eğildiği kısımlarında çok başarılı olduğunu söylemek isterim. Elbette tek bir kişiden, bütün bir geleneği, bütün bir Türk şiir birikimini güncellemesini beklemek insafsızlık olur.

Ali Akbaş, halk şiirinin türlerini (destan, sagu, mani ve ninni gibi) modern şiirin imkânlarıyla geleneğin imkânlarını bir arada kullanarak ve özgün metinler yazarak güncellemiştir. Aynı şeyi divan şiiri geleneği için de söylemek mümkündür. Mesela bir şiirinin adı Varsağı, başka bir şiirinin adı Tuyuğ, bir başkasının Kuş Sagusu’dur. Aynı şekilde o, Güz Gazeli’nin, Mümine Hatuna Gazel’in de şairidir. Nineme Ninni, Dağlara Destan, Erol Güngör’e Ağıt şiirleri de onundur. Daha fazla saymayacağım. Ali Akbaş’ın şiirlerinin adından hareketle de bir yazı yazılabilir elbet. Burada maksadım onun şiir adlandırmalarında geleneksel türlerin nasıl devam ettiğini göstermektir.

Modern Bir Şair Olarak Ali Akbaş?

Peki, Ali Akbaş’ın şiirini modern kılan şey nedir? Burada hemen modernlikle modernistliğin iki ayrı şey olduğu gerçeğine vurgu yaparak meseleye girmek isterim. Modern, yaşadığı çağa ve şartlarına uygun davranan, bunu yaparken de büyük birikimle yani gelenekle bağını koparmayan demektir. Modernistlik ise bir tür ideolojik tutum içinde olmaktır ve durduğu safı, yeri savunmak için modern olmayan her şeyi “öteki” olarak tanımlama temayülü içindedir. İdeolojilerin işleyiş mantığıdır bu zira. Dolayısıyla bir tür bağnazlık hâli söz konusudur. Modernist, kendi çağının dışında kalan her şeyi kısır tanımlamalar içine hapsetme eğilimindedir. “Çağdışı”, “demode”, “ilkel”, “otantik” gibi tanımlamalara sık başvurur ve kendisinden olmayanı bu kavramların içine hapsetmeyi hedefler. Bu kavramların farklı kelimelerle bileşerek sosyal ve siyasi hayatımızda nasıl kullanıldığının örneklerini vermeye gerek duymuyorum. Ötekileştirici kelime ve kavramlardır bunlar.

Modernlikte ise geçmişin güncellenmesi esastır. Bu noktada gelenek ve modernliğin buluştuğunu söylemek kaçınılmaz olmaktadır. Bir akarsu içinde yuvarlanan taş, buna güzel bir örnek olabilir. Bir şekilde suyla buluşmuş olan şekilsiz bir kaya parçası, uzun bir yolculuk ve zaman içinde fazlalıklarından kurtula kurtula kusursuz bir şekle ulaşır. Zaman ve coğrafya (yolculuk) onun üzerinde ameliyesini gerçekleştirmiştir. Modern tutum, kendisine ulaşmış olanın üzerinde yeni ve yaşadığı zamana uygun bir ameliye gerçekleştirmektir. Akbaş’ın yaşadığı çağda geleneğin güncellenmesi zamana uygun olan ameliyeydi. Yahya Kemal’in klasik şiirimiz için yaptığı güncelleme devam etmeliydi. Mesela Attilâ İlhan, serbest gazellerle bunu gerçekleştirmeye çalıştı. Yani bu güncelleme meselesi Yahya Kemal’le son bulmadı. Bunu kasten söylüyorum, zira bazıları bu tür iddialarda bulunmaya devam ediyorlar. Oysa gelenek sürekli güncellemeye ihtiyaç duyan bir şeydir.

Bunun dışında modern olmanın gereklerinden biri de birey olmaktır. Birey olmayı, özgünlük ya da kopukluk olarak iki ayrı şekilde yorumlamak mümkündür. Daha doğrusu modern edebiyat bu tür örneklerle doludur. Mesela Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’

Конец ознакомительного фрагмента.

Текст предоставлен ООО «Литрес».

Прочитайте эту книгу целиком, купив полную легальную версию на Литрес.

Безопасно оплатить книгу можно банковской картой Visa, MasterCard, Maestro, со счета мобильного телефона, с платежного терминала, в салоне МТС или Связной, через PayPal, WebMoney, Яндекс.Деньги, QIWI Кошелек, бонусными картами или другим удобным Вам способом.