18+
реклама
18+
Бургер менюБургер меню

Анонимный автор – Ali Akbaş Armağanı (страница 15)

18
Hünkârdan el tutmuş O’ndan gayrı herkes unutmuş Akıllı kuş, Güvercin Lâle Bir Leyle-i Kadîr’de kandil Bir yürek kan içinde Kalmış efgan içinde Değil piyâle Lâle Leylek Bir gurbet türküsü gagasında Her yaz gelir gider Yemen’de kınalar ellerini Beytullah’a yüz sürer Kuş değil melek Leylek Gül İslâm’ın fecridir Ter ü tâze, Kucak kucak, Her seher doğacak Gül Bülbül Şadırvan sesi Selimiye’de, Süleymâniye’de Kur’ân nağmesi Tatlı bir elhan Hâfız ya da mevlithan Bülbül” 14

O; sanatı ciddiye alan, estetiği muhtevâ ile birleştiren, güzellikleri irtifa ile buluşturan, gelenekle gelecek arasında bir köprü oluşturan ve eskimeyen yeniye yeni boyutlar kazandıran, medeniyetimizin ruhunu, Bozkır kültürünü, Anadolu insanının hasletlerini, hasretlerini ve mihveri köy olan mekânların güzelliklerini bir masal anlatımıyla ifâde eden; şiir dilimizi ve şiir zevkimizi şâhikalaştırırken; milleti millet yapan; din, dil, tarih, vatan, bayrak, kültür, ülkü, ortak kader ve birlikte yaşama irâdesi gibi mensûbiyet şuuru oluşturan değerlerimizi çok veciz bir biçimde dile getiren, Hilâl çiçeklerinin açması ve Al Bayrağımızın gölgesinin artması için bir ömür vakfeden ak saçlı bir gönül süvârisidir.

O, 1960’lı yıllarda “ekmek dâvâsı” için mâişet gurbetine çıkıp, Avrupa’ya giden Türk işçilerinin trajedisini, üniversite öğrencisiyken kaleme aldığı “Göç” şiiriyle; gurbeti, hasreti, anadan, babadan, yârdan yârandan, eşten dosttan, vatandan ayrılığın acısını bir ağıt hâlinde destanlaştırmış, bu derin yaranın kahır dolu, serzeniş dolu, hüzün dolu hazin hikâyesini; dünkü satvetli akıncı ruhuyla, bugünkü perişân hâlimizi karşılaştırarak yürek burkan şu mükemmel mısralarla dile getirmiştir:

“Su serperler ya Gidenlerin ardından, Dün askere, Hind’e Yemen’e… Bu gün ekmeğe Yaban ellere… Dönmezler de ondan; Yoksa niye serpsinler…           Sirkeci’den tren gider,           Ona binen verem gider. Biz hep atla geçtik Tuna’dan, Böyle geçmedik Avrat uşak, Biz hiç böyle geçmedik, Beyler utansın…          Sirkeci’den tren gider          Varım yoğum törem gider Tuna bizden utanır Biz Tuna’dan Yüzüne kapatır ellerini Aldırma be Tuna’m Yiğit çıplak doğar anadan          Sirkeci’den tren gider          Erzurumlu Duran gider Burada ezan var, Orada çan; Uyaan!  Uyan!        Uyan! Sirkeci’den tren gider, Bir yaldızlı Kur’ân gider…” 15

O, şiirlerinde; doğup büyüdüğü topraklara duyduğu hasreti, çocukluk günlerindeki duygularını, hâtıralarını; mensûbu olmakla iftihâr ettiği Türk milletin asâletini, değer yargılarını, kültürünü ve medeniyet anlayışını, inancını, irfanını şiir diliyle terennüm etmiş, kökleri çok sağlam ve çok güçlü bir şiir geleneğinden beslenerek yepyeni ufuklara yelken açmış ve anamızın ak sütü gibi tertemiz ve berrak bir Türkçeyle şiirler yazmıştır.

“Siz hiç