Neft Taşları kahramanlarına 11
Aşağıda çırpınır deniz,
Üzerimizden geçen hazri12 de
Gürleyip geçen bir deniz.
Dört ayak üzerinde
Titrer küçücük evimiz.
Altımız deniz,
Üstümüz deniz.
Üç gündür ulaşım yok,
Kopmuşuz dünyadan biz.
Gülerek söylüyor neftçi13 kardeş:
“Bu tufan olmasaydı,
Elbette erken kaçacaktınız.”
Üç gündür ayaz var
Hazar’ın koynunda.
Hikâyelerden odamıza saçılan
Sıcak sözcüklerin koynunda
ısınıyoruz.
Kahramanlığa alışmış,
Bu yüzden onu unutmuş
Yiğitlerle omuz omuza,
Hazar’la aynı çatının altında,
Hazri gibi her dalgası
Bir volkan püsküren
Okyanus altında Hazar.
Sonunda yoruldu Hazar,
Duruldu Hazar.
Mavi bir şarkı oldu Hazar.
Bence
Biz üç yoldaş…
Susmayan üç sözcüğüz
Bir şarkının koynunda
Neft Taşlarında.
İŞÇİLER
İşçiler yol ayrımında
buluştular.
Sevindiler iyice…
Sonra her biri bir taraftan
Yayıldılar çayıra,
Uzandılar
Sırt üstünde,
Böğür üstünde…
Sormadılar,
Nerelisin?
Kimsin?
Atan baban kim? diye.
İşçilerdi…
Tanıdılar birbirlerini.
Bohçasında olanları
Çıkarttı herkes;
Ekmek, haşlanmış patates, yumurta…
İçten gülümsemeler
Ve bir de başından azıcık içilmiş şarap vardı.
Laf olsun diye
birbirlerine övgü dizmediler
birilerine özenip.
Yediler keyifle…
Bakmadılar pişmişine çiğine.
Zaman zaman güçlü bir el kondu
Dünyaya direk bir çiğine14.
Sohbetlerinde abartmadılar
Ne “sen, sen”
Ne “ben, ben” diyerek.
Neft kokan Birinci’yi
Paylaştılar aralarında.