Mal yığar art niyetle çalar, karla hararet basar,
“Kurnazsın” dese, kıvançla adımını geniş atar,
“Sızlansam-atıp tutsam bir fayda düşer mi” der,
Ülkenin zenginini çıldırtır “düşman ilgisini çeker.”
Sabır ve sorumluluğa, hiç kimse ilgi duymaz,
İnsaf, utanma, ar ve namusu gerekli bulmaz,
Derin düşünce ve derin bilime ihtiyaç duymaz,
Yalan ile gıybeti, yün döver gibi abartır aymaz.
1888
Birinin yakını ölse, karalı o
Birinin yakını ölse, karalı o,
Ölüm gören yüreği yaralı o,
Gözyaşını kesmeden ağlar,
Niçin feryadını şiire döker o?
Damat al, gelin ver, düğününde gül,
Kız tanıştır, mürüvvetiyle yurt güldür
Kınası, şarkısı, bir de yüz-açarı var,
Gül, şiirsiz ilgi çekici olur mu bunlar?
Çocuk doğsa, bekler ki toyu yapıla,
Onlar da şiir okurlar, bağıra çağıra.
Eski iyilerden kalan örf ile âdet ya,
Şiir ile deyim söylemek, baksana…
Doğduğunda, dünyanın eşiğini açar şiir,
Bedenin, şiirle toprağın koynuna verilir,
Ömründeki ilgi çekici her şey şiir gibidir,
Boşa bölme, sakin sakin düşünsene bir.
Şiiri, söylemek bir yana, anlamazsın,
Söylesen, gücüyle başa çıkamazsın,
“Sen bilmezsin” diye söylemez misin,
Niye bunca inatlaşır, “olur” demezsin?
“Şiir” dediğin; her sözün yakışması,
Söz kafiyesi, uygun olup yaraşmalı,
Sözü tatlı, manası düzgün gelmişse,
Kim onunla çekişmekten hoşlanırdı?
Karnı tok nadanlar anlamaz sözü,
Sözü anlardı, yüreğinin olsa gözü,
Doğru sözün kadrini bilir cana da,
Uygun vakit değilse söyleme sözü.
Hediye bekleme, verse alma hiç kimseden,
Neyin eksilir, güzel şiir ile söz söylemekten,
Hayran olunacak adama saygı göstersen,
Uzakta dur, şiirini satıp bir şey edinenden.
Çok cemiyette söz tanır kişi bulunmaz ki,
Öyle yerde söz söylemek alay olur sanki.
Birisi o yana, birisi bu yana verir dikkatini,
Sözün tamamını dinleyecek Kazak yok ki.
Şortanbay9, Dulat10 ile Bukar Jırau11 tanınır
Kazak şiirini yamayıp toparlayan bunlardır.
Hey gidi fani dünya hey, söz tanır kişi olsa,
Eksikliği her yerde hissedilir, görülür daha!
Maksadım; dil geliştirmek, hüner saçmak,
Nadanın gözünü koyup, gönlünü açmak…
“Örnek alsın” diyorum, akıllı-fikirli gençler,
Akılda yok eğlence, evvel başta Hay-i Hak.
Güz
Göğü kapladı, rengi soğuk gri bulutlar,
Güz oldu, nemli sisler dünyayı basar,
Bilmiyorum; doymuş mu, donmuş mu
Yılkı oynamış, tay yarışır, kısrak kaçar?
Yeşil otlar çiçekler kalmadı eskisi gibi,
Gençler gülmez, koşmaz çocuklar gibi,
Rengi kaçmış, sefil ihtiyar kocakarı gibi,
Yaprağından ayrılan ağaçlar, kurur gibi…
Biri deri tabaklar, karışıma bulamış,
Yırtılmış giyimi, sarkmaya başlamış,