Сунь-Цзы – Savaş Sanatı (страница 2)
9. Eğer düşman karşısında sayılarımız eşit ise hâlâ taarruza geçebiliriz; eğer sayıca gücümüz az ise düşman kuvvetlerinden uzak durabiliriz; eğer karşımızdaki ordunun yarısından az isek kaçabiliriz.
10. Her ne kadar küçük bir kuvvet inatla bir direniş yapabilirse de sonunda daha büyük bir güç tarafından ele geçirilecektir.
11. Komutan bir devletin kalesidir; eğer kale tüm noktalarda sağlamsa devlet güçlü, eğer kusurluysa devlet de zayıf olacaktır.
12. Bir komutanı ordusunu üç şekilde felakete sürükleyebilir:
13. (1) Ordunun itaat edip etmeyeceğinden emin olmadan ilerleme veya geri çekilme emri vermek. Buna, orduyu topallaştırma denir.
14. (2) Ordu koşullarından habersiz olarak onu krallığı yönettiği tarzda idare etmesi. Bu, askerlerin kafasının karışmasına neden olur.
15. (3) Zor koşullara uyum sağlama ilkesini ve ordu kademelerinde liyakat usulünü göz ardı ederek subay seçimi. Bu, askerin güvenini sarsar.
16. Ordu güvensiz göründüğünde ve huzursuz olduğunda diğer küçük prenslikler bu durumdan istifade ederek kargaşa çıkaracaklardır. Bu durum da ordu içinde anarşiye neden olacak ve zafer kazanılmasını imkânsızlaştıracaktır.
17. Böylelikle, zafer için beş ana koşul vardır: (1) Zafere ancak ne zaman savaşılıp ne zaman savaşılmayacağını bilen ulaşır. (2) Elindeki hem zayıf hem de güçlü kuvveti nasıl yöneteceğini bilen ulaşır. (3) Ordusunda bulunan her seviyedeki kişiyi aynı ruhla bir arada tutabilen ulaşır. (4) Düşmanın en zayıf anını yakalamak için dikkatli bir şekilde hazırlık yapan ulaşır. (5) Zafere sivil yönetim tarafından müdahale edilmeyen, tam yetki verilmiş tecrübeli bir komutan ulaşır.
18. Sonuç olarak; eğer düşmanınızı ve kendinizi iyi tanıyorsanız girdiğiniz yüz savaşın yüzünü de kazanırsınız diyebiliriz. Kendinizi bilip düşmanı bilmiyorsanız, kazanılan her zafere karşın bir de yenilgiyle tanışabilirsiniz. Eğer hem kendinizi hem de düşmanınızı tanımıyorsanız, girişeceğiniz her savaştan yenilgi ile çıkmanız kaçınılmaz olacaktır.
4. BÖLÜM
SALDIRI TAKTİĞİ
Sun Tzu der ki:
1. Eski dönemlerin iyi savaşçıları önce kendilerini yenilgi ihtimalinden uzak tutarlar, sonra da düşmanı yenmek için doğru fırsatı kollarlardı.
2. Dolayısıyla yenilgiden korunmak bizim elimizde olan bir durumdur; ancak düşmanı bozguna uğratma fırsatını bize yine düşmanın verdiğini unutmamak gerekir.
3. Bu nedenle iyi bir savaşçı kendini yenilgiden koruyabilir; fakat bu, düşmanı yenmesini garantilemez.
4. Demek oluyor ki, düşmanı yeneceğinden eminsen saldırmalı, değilsen savunmada kalmalısın.
5. Yenilmezlik, düşman kuvvetlere karşı savunma taktiklerine bağlıdır; düşmanın yenilmesi ise saldırıyı gerektirir.
6. Savunmada kalmak düşman kuvvetlerini yenecek durumda olunmaması; saldırıda bulunmak ise fazla güçlü olunması durumudur.
7. Doğru savunma taktikleri uygulayan bir komutan yeryüzünün yedi kat altına gizlenir; hücum taktiklerini doğru kullanan bir komutan ise gökyüzünün üst katmanlarından düşman kuvvetleri bozguna uğratmak için atakta bulunur. Sonuç olarak, bu durumda hem kendini korumuş hem de mutlak galibiyeti garantilemiş olursun.
8. Yalnızca tehlike karşısında zafere ulaşmak mükemmelliğin zirvesidir; zaferi görüş alanımıza girdiğinde görmek savaş ustalığı olmaz.
9. Savaş sonunda düşman kuvvetler yenilip ülke ele geçirildiğinde, imparatorluk tarafından “Aferin!” denen bir zafer de zaferin en büyüğü değildir.
10. Ne yerden bir tüy kaldırmak için çok güçlü olmak ne de güneşi ve ayı görmek için keskin gözlere sahip olmak şart değildir. Gök gürültüsünün sesini duymak için de hassas kulaklara ihtiyaç yoktur.
11. Eskilerin akıllı savaşçı diye sıfatlandırdıkları savaşçı, akıllı unvanını sadece savaşta zafer kazanmasıyla değil, savaşı kolaylıkla kazanmada göstermiş olduğu yetenekle elde etmiştir.
12. Dolayısıyla ne bilgelikten dolayı ün ne de gösterdiği cesaretten dolayı itibar madalyası elde etmiştir.
13. Bir savaşçı zafere hata yapmadan ulaşır. Hata yapmamak, yani tüm koşullara hazır olmak kesin zafere ulaştırır çünkü karşısında zaten yenilmiş bir düşman bulunmaktadır ve yenilmiş bir düşman ele geçirilmiştir.
14. Dolayısıyla da usta savaşçı yenilmesini imkânsız kılan bir konum hazırlar ve düşmanı bozguna uğratma fırsatı doğduğunda bu fırsatı kaçırmaz.
15. Zafer stratejisine sahip bir komutan ve ordusu önce yenilmezliği garantiler, sonra düşman kuvvetlerle çatışmaya girer. Yenilmesi kaçınılmaz bir komutan ve ordusu ise önce çatışmaya girer, sonra zafer aramaya yönelir.
16. Gerçek bir lider uyum faktörünü takip eder, yöntem ve disiplin faktörüne sadık kalır; böylece başarıyı kontrolü altına alır.
17. Savaş sanatında askerî yöntem açısından beş evre vardır: İlki ölçümleme; ikincisi nicelik tahmini; üçüncüsü hesaplama; dördüncüsü ihtimallerin dengelenmesi; beşincisi zaferdir.
18. Ölçümleme yeryüzü için, nicelik tahmini ölçümleme için, hesaplama nicelik tahmini için, ihtimallerin dengelenmesi hesaplama için ve zafer, ihtimallerin dengelenmesi için vardır.
19. Muzaffer bir ordunun karşısına dikilecek olan bir toplama ordunun ağırlığı, demir bir güllenin karşısında teraziye konacak bir buğday tanesi kadardır.
20. Taarruza geçen bir ordunun gücü, derin bir kanyona akan nehir sularına benzer.
5. BÖLÜM
ENERJİ
Sun Tzu der ki:
1. Büyük bir gücün kontrolü ile birkaç adamın kontrolü aynı temele dayanır: Önemli olan rakamların bölünmesidir.
2. Savaş sırasında kumandanızda bulunan büyük bir ordu ile küçük bir birlik arasında sanıldığı gibi büyük bir fark yoktur: Bu sadece işaretleme ve işaretlerin kurulmasıyla ilgili bir meseledir.
3. Tüm orduyu düşman saldırısı karşısında sarsılmadan ayakta tutabilmenin güvencesi dolaylı veya doğrudan yapılacak manevralara bağlıdır.
4. Ordunuzun düşman saldırısı üzerindeki etkisinin bir yumurtaya çarpan değirmen taşına benzemesi, düşmanın zayıf ve güçlü yanlarını keşfetme biliminizdeki başarınıza bağlıdır.
5. Her tür savaşta doğrudan metot saldırıda bulunmak için kullanılır; ancak zafer kazanmanın temelinde dolaylı metotlar bulunur.
6. Beceriyle uygulanan dolaylı taktikler “yeryüzü” ve “gökyüzü” gibi sonsuzdur; asla suyu tükenmeyen ve akışı durmayan nehirler veya ırmaklar, yeniden doğmak için batan güneş veya ay gibi, dört mevsim gibi sürekli olarak yenilenirler.
7. Müzikte beş ana notadan daha fazlası yoktur; fakat buna karşın bu beş notadan pek çok melodi yaratılır.
8. Sadece beş ana renk (mavi, sarı, kırmızı, beyaz ve siyah) vardır; fakat bu beş rengin birbirleriyle olan etkileşimiyle ortaya çıkan renkler sonsuzdur.
9. Beş ana tattan (tatlı, tuzlu, ekşi, acı ve kekre) daha fazlası olmamasına karşın bu beş tadın birbirleriyle olan etkileşimleri sonucu sonsuz sayıda lezzet ortaya çıkar.
10. Askerî stratejide doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki saldırı metodu bulunur; ancak bu iki metodun karışımıyla sonsuz sayıda manevra oluşturulup atakta bulunulur.
11. Dolaylı ve doğrudan metotlar sonunda birbirine bağlanır. Sürekli dönen bir çember misali, sürekli tekrarlanan bir döngüdür ve asla son bulmaz. Öyleyse kim onların birleşim imkânlarını tüketebilir ki?
12. Orduların saldırıları tıpkı bir sel baskını gibidir. Önüne çıkan taşları bile sürükleyip götürür.
Конец ознакомительного фрагмента.
Текст предоставлен ООО «Литрес».
Прочитайте эту книгу целиком, купив полную легальную версию на Литрес.
Безопасно оплатить книгу можно банковской картой Visa, MasterCard, Maestro, со счета мобильного телефона, с платежного терминала, в салоне МТС или Связной, через PayPal, WebMoney, Яндекс.Деньги, QIWI Кошелек, бонусными картами или другим удобным Вам способом.