реклама
Бургер менюБургер меню

Пер Валё – Kayıp İtfaiye Arabası (страница 7)

18

Martin Beck öksürdü ve şöyle dedi:

“Ya cesetler? Bulunmuş mu?”

“Biri,” dedi Melander.

Piposunu ağzından çıkardı, sapıyla yanmış evin sağ tarafını işaret etti.

“Orada,” dedi. “On dört yaşındaki kız galiba. Tavan arasında uyuyan.”

“Kristina Modig mi?”

“Evet, adı buymuş. Onu bu gecelik orada bırakacaklarmış. Birazdan karanlık çökecek, gün ışığı haricinde çalışmak istemiyorlar.” Melander tütün kesesini çıkardı, piposunu güzelce doldurup yaktı. Sonra konuştu:

“Sizde işler nasıl gidiyor?”

“Harika,” dedi Kollberg.

“Evet,” dedi Martin Beck. “Özellikle Lennart için. Önce Rönn’le gırtlak gırtlağa geldiler…”

“Gerçekten mi,” dedi Melander, hafifçe kaşlarını kaldırıp.

“Evet. Arkasından sarhoş diye iki polis tarafından neredeyse nezarete atılacaktı.”

Melander sakin bir şekilde, “Ah, evet,” dedi. “Gunvald nasıl?”

“Hastanede. Beyin sarsıntısı.”

“Dün gece çok iyi iş çıkarmış,” dedi Melander.

Kollberg evden kalanları inceledi, silkelenip ekledi:

“Evet, itiraf etmeliyim ki öyle. Amma soğuk lan.”

“Fazla vakti yokmuş,” dedi Melander.

“Hayır, hiç,” dedi Martin Beck. “Peki ev o kadar kısa sürede nasıl o kadar hızlı yanmış?”

“İtfaiyeciler açıklayamadı.”

“Hımmm,” dedi Kollberg.

Park edilmiş itfaiye arabasına baktı ve aklındaki başka bir düşünceyi takip etti.

“O adamlar neden hâlâ orada? Şu anda burada yanabilecek tek şey itfaiye arabası, değil mi?”

“Közleri söndürüyorlar,” dedi Melander. “Rutin işler.”

“Ben küçükken bir kere çok komik bir şey olmuştu,” dedi Kollberg. “İtfaiye binasında yangın çıktı ve bütün bina, içindeki itfaiye araçlarıyla beraber yandı, bütün itfaiyeciler de dışarıda durup seyretti. Nerede olduğunu hatırlamıyorum.”

“Eh, hiç öyle olmamıştı. Olay Uddevalla’da meydana gelmişti,” dedi Melander. “Tamı tamına ayın onunda…”

“Ah, çocukluk anılarımı rahat bıraksaydın bari,” dedi Kollberg sinirle.

“Yangını nasıl açıklıyorlar o hâlde?” diye sordu Martin Beck.

“Bir şey açıkladıkları yok,” dedi Melander. “Teknik soruşturmadan çıkacak sonuçları bekliyorlar. Tıpkı bizim gibi.”

Kollberg ümitsizliğe kapılarak etrafına baktı.

“Kahretsin ya, amma soğuk,” dedi tekrar. “Burası açık bir mezar gibi kokuyor.”

“Açık bir mezar zaten,” dedi Melander ciddiyetle.

“Hadi gel, gidelim,” dedi Kollberg, Martin Beck’e.

“Nereye?”

“Eve. Burada ne yapıyoruz ki zaten?”

Beş dakika sonra, arabada oturmuş güneye doğru yol alıyorlardı. “O gerzek gerçekten Malm’ı neden takip ettiğinden bihaber miymiş?” diye sordu Kollberg, Skanstull Köprüsü’nden geçerlerken.

“Gunvald’ı mı kastediyorsun?”

“Evet, başka kimi olacak?”

“Bildiğini sanmıyorum. Ama böyle şeyler belli olmaz.”

“Bay Larsson’a zekâ küpü diyemeyiz…”

“Eylem adamı işte,” dedi Martin Beck. “Onun da iyi olduğu noktalar var.”

“Evet, tabii ama neyin peşinde olduğu hakkında hiçbir fikri olmaması da tuhaf.”

“Bir adamı takip ettiğini biliyordu ve bu ona yetiyordu.”

“Emir nasıl gelmişti?”

“Gayet basit. Göran Malm denen bu adamın Cinayet Masası’yla alakası yoktu. Onu başka birisi yakalayıp bir şeyden dolayı tutuyormuş. Onu gözaltında tutmaya çalışmışlar ama olmamış. Böylece salmışlar ama ortadan kaybolmasını istememişler. İşleri başından aşkın olduğu için Hammar’dan yardım istemişler. O da Gunvald’dan, ekstra bir iş olarak takip etmesini istemiş.”

“Neden sırf ondan?”

“Stenström öldüğünden beri, Gunvald o konuda en iyi kişi olarak görülüyor. Her neyse, sonunda dahiyane bir fikir olduğu görüldü.”

“Hangi anlamda?”

“Şu anlamda, sekiz kişinin hayatı kurtuldu. Sence o ölüm kapanından Rönn kaç kişiyi kurtarabilirdi? Ya da Melander?”

“Kesinlikle haklısın,” dedi Kollberg ağır ağır. “Belki de Rönn’den özür dilemeliyim.”

“Bence dilemelisin.”

Güneye doğru giden arabalar şimdi çok ağır ilerliyordu. Bir süre sonra Kollberg şöyle dedi:

“Adamın takip edilmesini isteyen kimdi?”

“Bilmiyorum. Hırsızlık masası sanırım. Yılda üç yüz bin hırsızlık ve soygun vakasıyla ya da her neyle uğraşıyorlarsa aşağı yemeğe inmeye bile zor vakit buluyorlar. Pazartesi bütün ayrıntıları öğrenmeliyiz. Orası kolay.”

Kollberg başıyla onayladı ve arabanın bir on metre daha sürünmesini izledi. Sonra yine durdular.

“Sanırım Hammar haklı,” dedi. “Gayet sıradan bir yangındı.”

“Eh, şüphe uyandıracak derecede hızlı yanıp kül oldu ama,” dedi Martin Beck. “Ve Gunvald dedi ya…”

“Gunvald salağın teki,” dedi Kollberg. “Hep bir şeyleri kafasından uyduruyor. Birçok doğal açıklaması olabilir.”

“Örneğin?”

“Örneğin bir nevi patlama. Oradakilerin bazıları hırsızdı ve evde yüksek patlayıcılar barındırıyorlardı. Ya da gardıroplarında bidonlarca benzin vardı. Ya da mazot. Şu Malm denen herif, serbest bıraktıklarına göre, büyük bir balık değildi herhâlde. Birisinin ondan kurtulmak için on bir kişinin hayatını riske atacak olması bana manyaklık gibi geliyor.”

“Eğer kundaklamaysa, o zaman Malm’ın peşinde olduklarını gösteren hiçbir işaret yok,” dedi Martin Beck.

“Hayır. Doğru,” dedi Kollberg. “İyi günümde değilim, değil mi?”

“Pek sayılmaz,” dedi Martin Beck.

“Ah, iyi, pazartesi günü anlarız.”

Bununla beraber sohbetleri sona erdi.