Мухтар Ауэзов – Abay Yolu 1. Cilt (страница 2)
Yüksek Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası olan Kazak Türk edebiyatının bu şaheserinin Türkiye Türkçesine kazandırılması sürecinde sözlüklerde bulamadığım kelime ve deyimleri anlamama yardımcı olan Kazakistan Cumhuriyeti yurttaşı pek çok dostum oldu. Hepsine en derin şükranlarımı sunarım.
Aslının şahaneliğine layık olması için büyük bir özveri ile çevirip yeniden yazdığım bu eseri değerlendirerek yayınlanmasına destek olan Uluslararası Türk Akademisi’ne ve Başkanı Saygıdeğer dostum Prof. Dr. Darhan Kıdırali Beyefendiye minnettarım.
Türkiye Türkçesine kazandırmak için yaklaşık beş yıl emek harcadığım iki ciltlik bu eseri okurken zevk almanızı ve insanî vasıflarınıza olumlu katkılar sağlamasını dilerim.
YAZAR: MUHTAR OMARHANULI AUEZOV 1
Kazak edebiyatının klasiği, Toplum Emektarı, Filoloji Bilimleri Doktoru, Profesör, Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Bilim Akademisi Üyesi (1946), Kazak SSC Emektar Bilim Adamı (1957)…
28 Eylül 1897 tarihinde Semey Sancak Beyliği Şınğıs Bolıslığı bünyesindeki Kaskabulak köyünde dünyaya geldi. Çocukluk dönemi yazın yaylada, kışın ovada geçti. Bu romanda ve büyük dâhi Abay Kunanbayev’in eserlerinde resmedilen Kazak toplumunun yaşam tarzını kendi gözleriyle gördü.
Eğitim öğretim hayatı Semey şehrindeki medresede başladı. Medreseden sonra beş yıllık Rus mektebine gitti. Daha sonra, 1915-1919 yılları arasında Muallimler Seminerlerinde öğrenim gördü.
1917 yılındaki seminer döneminde halk efsanesi olan
Bu piyesiyle birlikte 1921 yılında yazdığı
Alaş Orda taraftarlarının resmi kurumlardan çıkarılmaya başlaması dolayısıyla, 1923 yılından itibaren, tüm gücünü edebiyat alanına yöneltti. Verimli çalışmalara imza attı.
1923-1926 yılları arasında
1923-1928 yılları arasında Leningrad Üniversitesi Dil ve Edebiyat Fakültesini bitirdi. Buradaki son yılında
Ondan sonra Taşkent’te bulunan Orta Asya Devlet Üniversitesi’nde
Siyasi görevlerden ayrıldı, sadece araştırma yapmaya yöneldi. Ancak o dönemde, edebiyatçıların siyasetin pençesinden kurtulamayacağını o da anladı. Yıllardan beri ona
Auezov’un tarihi konuları ele alışının sebebi derinlerde bulunmaktadır. İlk edebî eseri
Auezov, 1920’li yıllarda nesir ve piyes alanında güçlü eserler üretmiş, genç yaşta Kazak edebiyatının klasik yazarlarından birine dönüşmüştür.
1930’lu yıllarda da
1930’lu yıllarda Abay’ın mirasına her zaman büyük değer verilmiştir. Abay’ın derinlemesine tanınması meselesini hayat maksadına dönüştürmek sadece bilgelik ve dâhilik değil, aynı zamanda yiğitlik olarak da görülmüştür.
Büyük, uzun vadeli, milyonlarca okuyucunun yüreğine dokunacak edebî bir eserle Abay’ın dünyaya tanıtılması için Auezov’a ne kadar ihtiyaç varsa, Auezov’un da dünya edebiyatının zirvesine çıkabilmesi için Abay’ın mirasına o kadar ihtiyacı vardı.
1936’da Kazak Edebiyatı gazetesinde
1940 yılında L. Sobolov ile birlikte
Muhtar Omarhanulı, 15 yıl boyunca
Edebî çeviri alanında da etkin çalıştı. İ. Turgenyev’in
Büyük bir bilim adamı ve eğitimci olan Auezov, Kazak edebiyat tarihinin araştırılması ve edebiyat alanında hizmet edecek kadroların yetiştirilmesi hususunda da büyük işler başardı. Kazakistan’da çok önemli olan
Kırgızların Manas Destanı hakkında monografi yazdı.
SSCB Yazarlar Birliği Yönetim Kurulunun, Barışı Koruma Konseyi Komitesinin, Lenin Ödülleri Komisyonunun üyesi oldu. Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Bilim Akademisinin üyesi ve Kazak Devlet Üniversitesinin uzun yıllar boyunca öğretim üyesi olan Auezov, dört beş defa seçildiği Kazak SSC Yüksek Meclisi Milletvekili olarak da sosyal yükümlülükler üstlendi.
Abay Yolu romanından sonra o devrin hakikatlerini anlatacağı geniş kapsamlı yeni bir roman yazmaya başlamıştı. Bunun
Edebî çalışmaları dolayısıyla 1957’de Lenin madalyasıyla taltif edildi.
27 Haziran 1961’de, 63 yaşındayken, Moskova’da hayata gözlerini yumduktan sonra hükümet kararıyla Kazak SSC Bilim Akademisi Edebiyat ve Sanat Enstitüsüne ve Kazak Devlet Akademik Tiyatrosuna onun adı verildi.
Yazar adına müze açıldı. Almatı şehrindeki bir ilçeye, bir dizi okula ve sokaklara adı verildi. Doğumunun 100’üncü yılı UNESCO kararı ile uluslararası düzeyde kutlandı…
DÖNÜŞTE
Doğu Kazakistan kırları bereketli geçen 1850’li yılların sonuna doğru yeni bir ilkbahara ulaşma coşkusuyla yemyeşil olmuş kaynıyordu.
Kartalların özgürce kanatlanarak süzüldüğü engin mavilikler altında çatlatırcasına at koşturan küçük öğrenci, üç günlük yolun bugünkü son gününde, atını alabildiğine hızlı koşturarak gitmek için varını yoğunu ortaya koyuyordu…
Yola çıkacakları günün akşamında, yatmadan evvel,
Gün boyu attan inmemiş, diğer binicilerden ok boyu önde gitmişti. Bildiği Köküyirim, Buvratiygen, Takırbulak benzeri yerleşim bölgelerindeki su kuyularının yakınına geldiklerinde aralarındaki mesafeyi bir hayli açıyor, altında kıvama gelen kula beşlisini2 akıtırcasına koşturuyordu.
Arkadan gelen Baytas ile yorga Cumabay:
–
–
–
–
–
–
–
Çocuğun sinirine dokunan ve bardağı taşıran da bu ifade oldu:
–
Çocuğun bu hâli Takırbulak’tan geçtikten sonra büründüğü bir hâldi.
Oradan itibaren, bir kez bile arkasına bakmadan, deminki