Мухтар Ауэзов – Abay Yolu 1. Cilt (страница 16)
Mamay boyundan olan Baykökşe’nin obası seyahat sırasında onların obasına katılmıştı. Her yıl, bu şekilde yan yana gelip birkaç ayı birlikte geçirirlerdi. Yaylaya gelip yerleştikleri günden beri yabancı konuklar da geliciydi. Bu konuklardan biri olan Barlas Sıban boyundandı. Yerleşimleri yaylaya yakınlaştığı için her yıl yaptığı âdeti üzere selamlaşmak için oba oba geziyordu.
Konukların gelişinden evdeki herkes bütünüyle memnun kalınca iki şair de kolay çözüldü. Barlas o akşam yemek pişinceye kadar
–
–
Özellikle Kobılandı’nın vedalaşması, Tayburıl’ın çarpışması, Kazan ile Kobılandı’nın teke tek vuruşması Abay’ı mest eder gibiydi. Uyarılmış olan hisleri dolayısıyla yattığında uzun süre uyuyamadı.
Ertesi gün Uljan, Barlas ve Baykökşe’yi göndermedi:
–
Kazaklarda
Barlas ile Baykökşe’nin sırayla anlattığı destanların dili anlaşılır, hayatları bildik olduğundan mıydı; bazen şarkılaştırarak anlatmalarından mıydı; yoksa bazen yavaşlatarak, bazen süratlendirip estirircesine çalarak heveslendiren nağmelerinden miydi? Veyahut uygun bir şekilde aheste aheste inleyen ufak dombıradan mıydı? … Nasıl olursa olsun! Abay, bugüne kadarki hayatında, tam da bu Barlas ile Baykökşe’nin sunduğu hikâye ve destanlar gibi hiçbir şey işitmemişe benziyordu.
Hem gündüz hem gece Barlasgilin yanından ayrılmıyordu. İki şair, Uljan’ın evini bütün bu obanın kaynayan pazarı gibi kalabalık bir toy evine dönüştürmüştü.
Kısrak bağladıktan sonra, öğleye doğru, oba halkı kımız içmek için toplanıyordu. Coşkuyla destan dinliyorlardı. Gündüzleri daima uzun destanlar söyleniyordu. Veya seyrek olarak dâhilerin, dilbazların söylediği şiirli tartışmalar, hükümler, davalar anlatılıyordu.
Barlas, halk işine gücüne dönüp yalnız kaldıklarında kendi yazdığı destanların peşinden Asankayğı, Bukar Jırau, Marabay, Janak, Şortanbay, Şöje, Sıbanbay, Balta, Alpıs gibi şairlerin şiirlerini de ekliyor, kendisine yaşıt başka şairlerin söylediği destanları da çalıp söyleyerek sunumunu renklendiriyordu.
Bunlar içinde dönemin kederlerine ve halkın elemlerine ilişkin sözleri ayırarak özellikle anlatıyordu. Barlas birini övüp yalakalık yapan, birisinden bir şey isteyip yalvaran bir ozan değildi.
Abay ile annelerinin akşam vakti dinlediği destanların çoğu Barlas’ın kendisinin sevdiği kulağı hoş tutan, gönlü okşayan, yüreği kanatan termeler29 idi. Böyle anlarda Barlas, gündüz ki Barlas’tan bütünüyle bambaşka görünüyordu. Yalnızca ilgi uyandıran, coşturan, sohbeti kızıştıran hikâye ve destanları söyleyen, güldürücü ve eğlendirici ozan olmaktan çıkıyordu. Akşam vakitlerinde o bazen büyük bir nasihatçiye, bazen de dertli bir ihtiyara dönüşüyordu.
Böyle anlarda kendi içini de dökerek:
Diyerek çalıp söyler, kendi hâlini dile getirirdi. Abay, bazen:
–
–
Abay, Barlas’ı dinlerken yine yeni sözler işitmişti. Bunlar, o dönemin büyükleri ile beylerini anlatan, eleştirip ayıplayan sözlerdi. Bir termenin içinde Barlas:
Deyiverdi…
Abay babasının evde olmayışını hatırladı,
Barlas
Deyince,
Diyerek
Yüzünden anlaşılmasa da her zaman iç çekerek ve derdini dökerek gezinen yaşlı ninesi gibi çok yaşamış ve çok keder görmüş olmaktan gelen büyük bir elemi vardı.
Bu defa Abay, ya kendi olgun tavrıyla ya annesi üzerinden ağırlık koyarak Barlas ve Baykökşe’yi tam bir ay göndermedi. Bu süre içinde genç delikanlı, Barlas ve Baykökşe ile tamamen dost oldu, yakınlaştı. Hatta son günlerin gecelerinde o, Barlas’ın koynunda uyumaya başladı. Gündüzleri elinden geldiğince hizmet ediyordu. Onun anlayışlı akıllılığından çok hoşlanan ve büyük memnuniyet duyan, içtenlikle hayran olan Barlas bir ara öylesine tıngırdatıp: