реклама
Бургер менюБургер меню

Гомер – Odise (страница 10)

18

Ancak Priamos’un şehrini yağmalayıp yelken açarken Tanrı bizi ayırdığı için, Zeus Argosluları eve dönüş yolculuğunda üzmeyi uygun gördü, zira akıllı veya anlayışlı davranamadılar, bu sebeple pek çoğunun sonu kötü oldu Zeus’un kızı Athena sayesinde, ki o, Atreus’un iki oğlu18 arasında tartışma başlatmıştı.

Atreus’un oğulları bütün Akhaları olmaması gereken bir toplantıya çağırdılar, zira güneş batmıştı ve Akhalar şarapla körkütük sarhoştu. İnsanları toplamalarının sebebini söyledikleri zaman, Menelaos’un hemen eve doğru yola çıkmaya hevesli olduğu anlaşıldı ve bu durum Agamemnon’u memnun etmedi, o Athena’nın öfkesini dindirmek için kurbanlar kesinceye dek beklemek gerektiğini düşünüyordu. Öyle aptaldı ki, Athena’yı ikna edemeyeceğini bilmeliydi, zira tanrılar bir kere karar verince bunları kolay kolay değiştirmezler. Sonuçta ikisi durup birbirlerine ağır laflar ettiler, bunun üzerine Akhalar da bağıra çağıra ayağa fırladılar, ne yapmaları gerektiği konusunda ikiye bölünmüşlerdi.

O gece dinlendik ve öfkemizi büyüttük içimizde, zira Zeus bize karşı kötülükler planlıyordu. Sabah olunca bazılarımız gemileri suya indirdi ve malları, kadınları gemiye yerleştirdi; geri kalanlar ise -ki bunlar hemen hemen yarısı- Agamemnon’la orada kaldı. Biz diğer yarı ise denize açıldık ve gemiler ilerledi güzelce, zira Tanrı denizi dümdüz etmişti. Tenodos’a19 varınca tanrılara kurbanlar sunduk, zira eve gitmek için can atıyorduk. Ancak zalim Zeus bizim gitmemizi istemiyordu hâlâ ve yolda ikinci bir tartışma çıkardı, bunun üzerine aramızdan bazıları gemilerini geri çevirdi ve Odysseus’un yönetiminde Agamemnon’la barışmak için yola çıktı. Ancak benim gemim ve benimle olan bütün gemiler hızla ilerledi, zira belanın geldiğini anlamıştım. Tydeusoğlu20 da benimle geldi ve tayfası da yanındaydı. Sonra Menelaos da katıldı bize Lesbos’ta,21 yolumuza karar verirken buldu bizi, zira bilmiyorduk Chios’un22 dışından, Psara Adası tarafından, onu solumuza alarak mı gidelim, yoksa Chios içinden, rüzgârlı Mimas’a23 karşı mı gidelim. Tanrı’ya sorduk bir işaret göndersin diye ve bir işaret geldi, eğer açık denizden Euboia’ya doğru gemilerimizi yöneltirsek tehlikeden en hızlı şekilde kurtulacağımızı gösterdi. Bu sebeple böyle yaptık ve güzel bir rüzgâr esip gece boyunca Geraistos’a çabucak geçmemizi sağladı. Burada uzun yolumuzda bize yardım ettiği için Poseidon’a bir sürü kurban sunduk. Dört gün sonra, Diomedes ve adamları gemilerini Argos’ta karaya çektiler ama ben Pilos’a devam ettim ve Tanrı’nın ilk günden verdiği güzel rüzgâr hiç azalmadı.

Bu sebeple, sevgili genç dostum, diğerleri hakkında hiçbir şey duymadan geldim. Ne kimin eve sağ salim geldiğini bilirim ne de kimin kaybolduğunu; ama sana karşı olan görevim, bana ulaşan haberleri açık açık söylemek; çünkü burada kendi evimdeyim. Myrmidonların, Aşil’in oğlu Neoptolemos komutasında evlerine sağ salim döndükleri söyleniyor, Poias’ın yiğit oğlu Philoktetes’in de. İdomeneus da denizde hiçbir adamını kaybetmemiş ve savaşta ölümden kaçan bütün yoldaşları onunla Girit’e sağ salim varmış. Ne kadar uzakta yaşarsan yaşa dünyada, Agamemnon’u ve Aigisthos’un elleriyle hazırladığı kötü sonunu duymuşsundur, Aigisthos’un sonunda korkunç bir bedel ödediğini de. Görüyorsun Orestes’in yaptığını yapacak bir oğul arkada bırakmak ne iyi şey, yanlış yapan Aigisthos’u, soylu babasının katilini öldürdü. Sen de -ki boylu boslu, akıllı görünen bir adamsın- yiğitliğini göster ve geride anlatılacak bir şan şeref bırak.”

“Neleusoğlu Nestor!” diye cevap verdi Telemakhos, “Akhaların onuru, Akhalar Orestes’i takdir etti, adı yaşayacak sonsuza dek, zira asilce babasının öcünü aldı. Keşke bana kötü davranan ve felaketimi hazırlayan kötü taliplerin arsızlıkları için böyle bir öç almayı nasip etse bana Tanrı; ama tanrıların böyle bir mutluluk nasip etmeye niyeti yok bana ve babama, bu yüzden elimizden geldiği kadar katlanmak zorundayız.”

“Dostum!” dedi Nestor. “Bana şimdi hatırlattın, ananın bir sürü talibi olduğunu duyduğumu hatırlıyorum, sana karşı kötü niyetlilermiş ve malına zarar veriyorlarmış. Buna boyun mu eğersin, yoksa halk bir tanrının sesine uyarak sana karşı mı duruyor? Babanın geleceğinden kimse şüphe duymuyor mu ve bu alçaklara bunları ödeteceğini, tek başına veya arkasına Akhaları alarak? Eğer Athena biz Truva önlerinde savaşırken Odysseus’u sevdiği kadar seni sevseydi -ki Athena kadar hiçbir tanrının birine böyle açıkça sevgi gösterdiğini görmemiştim o zamana kadar- eğer ona ehemmiyet verdiği kadar sana da ehemmiyet verseydi bu taliplerin çoğu en kısa zamanda taleplerinden vazgeçerlerdi.”

Telemakhos karşılık verdi: “Böyle bir şey beklemiyorum, bunu umut etmek fazla olur. Düşünmeye bile cesaret edemem bunu. Tanrılar istese bile böyle iyi bir kader düşmez bana.”

Bunun üzerine Athena şöyle dedi: “Telemakhos, ne diyorsun sen? Tanrı’nın kolu uzundur, bir adamı kurtarmayı aklına koyduğu zaman; ben olsam eve dönmeden ne kadar acı çektiğimin önemi olmazdı, eğer ki oraya varınca güvende olacaksam. Böyle olmasını tercih ederim, eve çabuk dönüp Aigisthos ve karısının hainlikleri neticesinde Agamemnon gibi evinde öldürülmek yerine. Yine de ölüm kayıtsız şartsızdır ve birinin zamanı doldu mu tanrılar bile kurtarmaz onu, ne kadar severlerse sevsinler.”

“Mentor!” diye cevapladı Telemakhos. “Daha fazla konuşmayalım bunu. Babamın dönüşü için hiçbir umut kalmadı, tanrılar çoktan ölümüne karar vermişler. Ancak Nestor’a sormak istediğim başka bir şey var, zira o herkesten iyi bilir. Derler ki o üç kuşağa hükmetmiştir, o yüzden onunla konuşmak bir ölümsüzle konuşmak gibidir. Bu yüzden söyle bana Nestor ve gerçeği söyle, Agamemnon nasıl öldü böyle? Menelaos ne yapıyordu? Nasıl oldu da hilekâr Aigisthos kendisinden çok daha iyi bir adamı öldürdü? Menelaos Akhalı Argos’tan uzakta, insanlar arasında dolanıyor muydu başka bir yerde de Aigisthos cesaret alıp Agamemnon’u öldürdü?”

“Sana doğrusunu anlatacağım.” diye cevap verdi Nestor. “Gerçekten ne olduğunu anlayacaksın sen de. Eğer Menelaos Truva’dan geri döndüğünde Aigisthos’u evinde hâlâ sağ bulsaydı, onun için kazılan bir mezar olmazdı, ölü olsa bile, kurda kuşa yem olarak atılırdı şehrin dışına ve hiçbir kadın yas tutmazdı ona, zira o kadar büyük bir ahlaksızlık yapmıştı. Biz orada Truva’da savaş üstüne savaş verirken Argos’un ortasında keyif çatan Aigisthos, Agamemnon’un karısı Klytaimnestra’yı sonu gelmeyen iltifatlarla baştan çıkardı.

Klytaimnestra, önceleri bu ahlaksız oyuna yüz vermiyordu, zira yüreğinde kötülük yoktu. Bir de yanında bir ozan vardı, Agamemnon Truva’ya giderken kati emirler vermişti ona, karısını koruması için. Ama Tanrı felaketine karar verince Aigisthos bu ozanı ıssız bir adaya sürdü, kargalar ve martılara yem olsun diye orada bıraktı. Ardından kadın da Aigisthos’un evine gönüllü gitti. Aigisthos tanrılara bir sürü kavrulmuş kurban sundu, işlemeli kumaşlar ve altın yaldızlarla süsledi pek çok tapınağı, zira beklediğinden de büyük bir başarı elde etmişti.

Bu sırada ben ve Menelaos da Truva’dan evimize doğru yola koyulmuştuk, birbirimizle iyi geçiniyorduk. Sunium’a vardığımızda, Atina’nın o kutsal burnuna, Apollon öldürdü acısız oklarıyla Phrontis’i, Menelaos’un dümencisini, ki kötü havalarda gemiyi idare etmeyi ondan iyi bilen yoktu, oracıkta öldü elinde dümeniyle ve Menelaos hızla yol almak istese de yoldaşını gömmek ve hakkı olan cenaze merasimini yapmak üzere mola vermek zorunda kaldı. Ardından yeniden denizde ilerleyip Malean kayalıklarına ulaşınca Zeus bir kötülük düşündü ona ve dalgalar dağ kadar olana dek sert rüzgârlar üfledi. Burada filosunu ikiye böldü ve yarısını Girit’e doğru yolladı, İardanos Nehri kıyılarında Kydonların oturduğu. Gortyne adı verilen yerden denize uzanan yalçın bir kayalık vardır buralarda ve bu kıyı boyunca Phaistos’a kadar deniz kabarır, güney yeli esip durdukça; ama Phaistos’tan sonra kıyı daha korunaklıdır, zira küçük bir burun bile büyük bir barınak olabilir. Gemilerin bu tarafa sürüklenenleri kayalara çarptılar ama tayfası canlarını kurtarmayı başardı. Geri kalan beş gemi, rüzgârla ve dalgalarla Mısır’a sürüklendi, Menelaos burada altın ve mal topladı yabancı dilde konuşan insanlardan. Bu sırada Aigisthos burada, evinde entrikalar çeviriyordu. Agamemnon’u öldürdükten sonra, Mykene’de yedi yıl boyunca hüküm sürdü ve insanları boyunduruk altına aldı. Ama sekizinci yılda Orestes Atina’dan geldi felaketi olmak için ve babasının katilini öldürdü. Sonra anası ve düzenci Aigisthos’u gömerek Argos halkına cenaze ziyafeti verdi ve o gün Menelaos eve döndü, gemisi tıka basa hazineyle dolu olarak.

İşte sen de sözümü dinle ve evinden uzakta çok uzun süre oyalanma, malını evindeki böyle tehlikeli insanlara bırakma, varını yoğunu yerler bir olup ve sen de boşuna bir iş yapmış olursun. Yine de gidip Menelaos’u ziyaret etmeni salık veririm elbette, hiç kimsenin dönmeyi ümit etmeyeceği uzaklıktaki yaban ellere yaptığı yolculuktan en son dönen odur, tahmin ettiğinden çok daha uzağa taşıyınca onu rüzgârlar; bu uzaklığı kuşlar bile on iki ayda uçamaz, denizler çok engin ve korkunçtur geçmeye kalkınca. Ona git haydi o zaman denizden kendi yoldaşlarınla veya eğer karadan gitmek istersen, araba alabilirsin, atları alabilirsin ve Menelaos’un yaşadığı Sparta’ya kadar sana eşlik etmek için oğullarım da burada. Ona doğruyu söylemesi için yalvar, sana yalan söylemez o, zira öyle mükemmel bir adamdır.”