Эдит Несбит – Büyülü şehir (страница 9)
Şiirin hepsini hatırladığında ikinci kez banyo yapmıştı. Dolaptan aldığı sıcak havlularla güzelce kurulandıktan sonra giyinmek için odasına döndü. Artık iyice acıkmıştı. Hemen kahvaltı yapmak istiyordu. Bu yüzden olabildiğince hızlı bir şekilde giyindi. Ayakkabı bağcıklarını bile doğru düzgün bağlayamamıştı. Öyle ki aceleden yakalığını yere düşürdü. Onu almak için eğildiğindeyse gördüğü rüyayı hatırladı. Biliyor musunuz, ilk kez düşünmüştü o rüyayı. Hakikaten düşünmeye değer bir şeydi o rüya.
Şimdi en önemli mesele kahvaltıydı. Philip gerçekten çok acıkmış olarak aşağı indi. “Aşağı iner inmez kahvaltımı isteyeceğim,” dedi. “Karşıma çıkan ilk kişiden bunu rica edeceğim.” Gelgelelim kimseyle karşılaşmadı.
Merdivenlerde kimse yoktu. Salonda, yemek odasında ve misafir odasında da öyle. Kütüphane ve bilardo odası bomboştu. Çocuk odasının kapısı ise kilitliydi. Philip çuha kaplamalı kapının ardındaki alana yöneldi. Burası hizmetçilere ayrılmış olan müştemilattı. Mutfakta, hizmetçiler odasında, kilerde, bulaşıkhane ve çamaşırhanede, ambarda tek bir kişi yoktu. O kocaman evde -karşıdan gözüktüğünden çok daha büyüktü çünkü arkaya doğru uzanan uzun kanatları vardı- Philip’ten başka kimsecikler yoktu. Yukarı çıkıp bütün yatak odalarına, küçük resim galerisine, müzik odasına, hizmetçilerin yatak odaları ve tavan aralarına bakmadan bundan emin olmuştu bile. O tavan aralarında ilginç şeyler vardı ama Philip bunu sonradan hatırladı. Şimdi merdiven basamaklarını üçer üçer iniyordu. Bütün odaların kapıları bıraktığı gibi açıktı. Ama her nedense o açık kapılar onu her şeyden çok korkutmuştu. Koridorlarda koşturdu. Merdivenleri indi. Sonra öteki açık kapıları geçip arka mutfaktan çıktı. Tuğla duvarın kenarındaki yosun tutmuş yolu yürüyüp üç porsuk ağacının etrafını dolaştı ve binek taşını geçip ahırın önüne geldi. Burada da kimse yoktu. Ne arabacı ne de seyis yamakları ortalıktaydı. Ayrıca ahırın içi, arabalık, koşum odası ve samanlık boştu.
Philip eve geri dönmemesi gerektiğini düşünüyordu. Korkunç bir şey yaşanmış olmalıydı. Acaba çiftlik evinin hizmetçilerini biri mi kaçırmıştı? Philip dadıyı düşündü. En azından onun için böyle bir şey ihtimal dışıydı. Belki de büyüydü bu!
Bu düşünce aklına geldiğinde ahır bahçesinde yapayalnızdı.
“Belki de görünmez hale getirilmişlerdir. Ya da herkes burada ve beni izleyip alay ediyorlar.”
Bunun üzerinde düşünmek için sessizce durdu. Hiç de hoş bir düşünce değildi bu.
Birden küçük sırtını düzleştirdi ve başını geriye attı.
“Korktuğumu göremeyecekler,” dedi kendi kendine. Sonra ambar geldi aklına.
“Hiçbir şey yemedim,” diye açıklama yaptı yüksek sesle. Etrafta olabilecek görünmez kişilerin onu açıkça duymasını istiyordu. “Kahvaltı yapmam gerek. Kimse bana yemek vermezse ben de kendim alırım.”
Bir cevap almayı bekledi ama hiçbir şey olmadı. Ahır çok sessizdi. Sadece bir yemliğe çarpan yular halkasının tıkırtısı, güvercinlerin ötüşü ve ahırdaki samanların hışırtısı bozuyordu bu sessizliği.