Джордж Оруэлл – Boğulmamak İçin (страница 11)
Joe bir an arkasını döndü ve beni gördü. “Tanrı’m!” dedi. “Çocuk gelmiş.” Kavga başlatacak vahşi bir kedi gibi üstüme yürüdü. “Sana ne demiştim ben? ‘Emen eve geri dön!”
Joe ve ben heyecanlanınca h harfini yutardık. Bir adım geri attım.
“ ‘Ayır gitmiyorum.”
“Evet gidiyorsun.”
“Kulağını çek onun Joe.” dedi Said. “Başımıza bela olacak çocuk istemiyoruz burada.”
“ ‘Emen dönüyor musun, dönmüyor musun?” dedi Joe.
“Dönmüyorum.”
“Bittin, oğlum bittin!”
Sonra üstüme gelmeye başladı. Ve bir an sonra beni kovalamaya başlamıştı, önde ben arkada o, daireler çiziyorduk. Birazdan beni yakalamış ve yere yatırmıştı, üstüme çöküp kulaklarımı çevirmeye başladı bu, onun en sevdiği işkence biçimiydi ve ben buna dayanamıyordum. Artık hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım ama hâlâ vazgeçmiyor ve eve gideceğimin sözünü vermiyordum. Orada kalmak ve çeteyle birlikte balığa çıkmak istiyordum. Sonra bir anda benim tarafıma geçtiler ve Joe’ya yakamı bırakmasını, istiyorsam kalabileceğimi söylediler. Böylece onlarla kaldım.
Diğerlerinde kancalar, oltalar, şamandıralar ve bir bez parçası içinde ekmek hamuru vardı, herkes kendi için göletin köşesindeki ağaçtan söğüt anahtarı kesti. Çiftlik evi sadece iki yüz metre ötedeydi ve gözden uzak durmak zorundaydık çünkü yaşlı Brewer, balık tutulmasına çok karşıydı. Onun için değişen bir şey yoktu aslında, göleti ineklerini sulamak için kullanıyordu ama çocuklardan nefret ediyordu. Diğerleri beni hâlâ kıskanıyordu ve sürekli altı üstü bir çocuk olduğumu, ele ayağa dolaşmamam gerektiğini ve balık tutmak konusunda hiçbir şey bilmediğimi hatırlatıp duruyorlardı. O kadar gürültü yapıyormuşum ki balıkların yarısını kaçırmışım, oysa oradakilerin çoğundan daha sessizdim. Sonunda beni yanlarına oturtmayıp göletin gölgenin daha az olduğu daha sığ bir tarafına gönderdiler. Benim gibi bir çocuğun su sıçratıp balıkları korkutacağından emin olduklarını söylediler. Göletin çürümüş bir tarafıydı, normal şartlarda bir balığın gelemeyeceği bir bölüm. Bunu biliyordum. Bir tür içgüdüyle balıkların nerede yatacağını biliyor gibiydim. Olsun, sonunda balık tutuyordum. Elimde oltayla çimde oturuyordum, etrafımda sinekler vızıldıyordu ve yabani nanenin kokusu bayıltıcıydı. Yeşil suyun üstündeki kırmızı pervane tahtasını izliyordum ve her ne kadar yüzüm kirle karışmış gözyaşı lekeleriyle dolu olsa da bir kalaycı kadar mutluydum.
Конец ознакомительного фрагмента.
Текст предоставлен ООО «Литрес».
Прочитайте эту книгу целиком, купив полную легальную версию на Литрес.
Безопасно оплатить книгу можно банковской картой Visa, MasterCard, Maestro, со счета мобильного телефона, с платежного терминала, в салоне МТС или Связной, через PayPal, WebMoney, Яндекс.Деньги, QIWI Кошелек, бонусными картами или другим удобным Вам способом.