Анонимный автор – Kardeş Sesler 2020 (страница 2)
İkinci kurun başlamasını sabırsızlıkla bekliyoruz. Daha sonra diğer kurlar da gelecek. Aramıza yeni dostlarımız katılacak. Yumağımız büyüyecek. Avrupa Türklüğü kendi öyküsünü kendi yazacak. Eserler basılacak. Avrasya Yazarlar Birliği, Türk yurtlarında olduğu gibi Avrupa’da da Türkçe bakan, Türkçe gören yazarlar yetiştirmeye devam edecek.
Başta başkanımız Yakup ÖMEROĞLU hocam olmak üzere, Osman ÇEVİKSOY hocama, diğer hocalarımıza, teknik ekibe şahsım ve katılımcı dostlarım adına çok çok teşekkür ediyorum. Bizler için verdiğiniz emekler boşa gitmeyecek. Umarım ve dilerim bizlerle gurur duyacaksınız.
TANRI TÜRKÜ YAŞATSIN
Sır Yok Çalışma Var
Bu kitapta yer almayı başaran arkadaşlarımı ayrı ayrı kutluyorum. Ve diyorum ki…
Beni, güzel sözün gücüne babam inandırdı. Yazmaya ilkokul öğretmenim heveslendirdi. Yazdıklarıma ortaokul öğretmenlerim değer verdi. Kütüphane ve kitaplar girdi devreye. Sonra bir gazete sayfalarını açtı bana. Bunlar benim şanslarımdı. Çocuk yaşta gurbeti, yokluğu, hatta açlığı yaşamak; para kazanmak için çalışmak zorunda kalmak, yüreğe düşmüş bir çıngıyı yıllarca taşımak da şanslarım oldu. Diyebilirim ki şanslarım beni vaktinden önce büyüttü, olgunlaştırdı ve yalnızlaştırdı. Yalnızlığımı kiminle paylaşabilirdim ki… Başka seçeneğim yoktu, yazdım.
Benzer yaşanmışlıklar içinden düşe kalka –ama minnetsiz- geçip gelen sevgili hocalarım şair Ali Akbaş ve denemeci Hüseyin Özbay da şanslı olanlardandı. Biz üç hoca, başkanımız Yakup Ömeroğlu’nun da desteğiyle yazma sevdalılarına yardımcı olalım istedik. Avrasya Yazarlar Birliği çatısı altında başlattığımız atölye çalışmaları; yazarlığın kutlu çilesine talip olan yetenekli kardeşlerimize bir şans tanıma eylemiydi. Hayatın bize kavga gürültü, toz duman içinde öğrettiklerini başkalarıyla birlikte, bir kere daha öğrenecektik. Çok şükür eylem başarıya ulaştı. On iki yıldır yürüttüğümüz atölye çalışmalarımızla, “Mürekkebi Kurumadan” okumalarımızla, tanıtım ve imza toplantılarımızla, dergilerimizle, ortak ve müstakil kitaplarımızla edebiyat dünyamıza onlarca yazar, şair kazandırdık.
Son iki yıldır online atölyelerimizle Balkanlar’a (Makedonya, Kosova, Batı Trakya), bir yıldır da Türkiye’nin Ankara dışındaki şehirleriyle birlikte Almanya, Hollanda, Avusturya gibi ülkelere de ulaştık. Yüz yüze atölyelerde olduğu gibi online atölyelerde de başarılı olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. “Kardeş Sesler 2020 – Balkanlar” ve “Kardeş Sesler – 2020 Türkiye / Kuray” adlı ortak kitaplarımız bu atölyelerde üretilen eserlerin bir kısmını içermektedir. Her yıl ortak ve müstakil kitaplarımızın sayısı artmaktadır.
Bizi, her dönem başarıya götüren herhangi bir sırrımız yoktur. Ancak inançla, birlikte yaptığımız uyumlu çalışmalarımız vardır. Biz, atölye hocaları olarak; Ali Akbaş ve Sema Tanrıverdioğlu Ersöz şiirde, Hüseyin Özbay ve Azize Kaya denemede, Osman Çeviksoy ve Ataman Kalebozan hikâyede, Fatma Yangın Ekşioğlu çocuk edebiyatında katılımcılarımızla birlikte sadece çalışarak başarıya yürüdük.
Hemen her yeni döneme, genelde dilin, özelde Türkçemizin önemini, değerini düşünüp tartışıp güzel sözün gücüne inanarak başladık. Dilimizin kurallarını, inceliklerini, imkânlarını metne dayalı olarak yeniden öğrenip yeniden pekiştirirken yazma hevesimizi de artırdık. Türkçemizi etkili ve güzel kullanmayı, daha etkili ve daha güzel kullanmayı yaza yaza öğrendik. Bilgi ve tecrübemizi, farklı yazarlardaki farklı güzellikleri bulup uygulayarak geliştirdik. Acıyı, aşkı, yokluğu, mutluluğu, ayrılığı, yalnızlığı, insana özgü bütün halleri yazarken yaşayabilir hale geldik. Birlikte, uyumlu çalışmak vazgeçilmezimizdi. Çalışmalarımız sırasında kimseyle yarışmadık, amacımız sadece kendimizi geliştirmek oldu.
Sonuç olarak bugün Türkiye’de, Makedonya’da. Kosova’da, Almanya’da, Hollanda’da, Avusturya’da güzel hikâyeler, şiirler, denemeler yazılıyor; yarın daha güzellerinin yazılacağına inanıyoruz.
Mutluyuz, şükrediyoruz.
Çalışmalarıyla ortak kitaplarda yer alan arkadaşlarımızı bir kere daha kutluyor, gelecek dönemlerde müstakil kitaplarını okuyacağımıza inanıyorum.
Kelimelerin Hakkı
Kısa zamanda edebiyat adına, güzel Türkçemiz adına hep birlikte çok ve iyi çalışmalar yaptık. Bu çalışmaların en güzeli, en temeli edebiyatın taze kalemler kazanacak olmasıdır.
Bundaki başarıyı, kalem ordusunun bir ve beraber olarak kararlılıkla yürümesine borçluyuz.
Birlikte yer, zaman, mekân, kahraman, dil ve ifadeyi iyileştirmeye çalıştık.
Bakış açılarına beraber baktık.
Kahramanları birlikte konuşturduk.
Kelimeleri küstürmedik. Köprü yaptık.
Avrasya Akademi olarak amacımız; edebiyata yeni, kaliteli ve kalıcı eserler vermek niyetiyle yazar adaylarına yol göstermekti. Bu yolda onlara rehber olmak, iyi ve doğru yazmaya teşvik etmek bizdendi, yazmak onlardandı. Makedonya ve Kosova’dan katılan yazar adaylarıyla çalışmak, katkı sağlamak, beraber ilerlemek hem yorucu hem zevkli hem de verimliydi. Katılımcılarımızın yaşları küçük, kelimeleri büyüktü. Aldıkları eğitim etkisini gösterdi. Farkındalıkları arttı. Farkındalık arttıkça kelimeler; hikâyelerin giriş, gelişme, sonuç bölümlerinde yerlerini daha rahat bulur oldu ve yazılanlar güzel eserlere dönüştü. İyi hikâyelerini okudukça, ilerlemelerini gördükçe sevindik. Yazmayı çok ciddiye aldık. Böyle olması gerektiğine inandık.
Çünkü edebiyat bunu hak ediyor..
Atölye çalışmalarımızda sadece ders işlemedik; bizi üzen ya da sevindiren olayları da paylaştık. Erzincan depremini, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, korona dönemini birlikte yaşadık. Aramızda derin bağlar oluşturduk.
Avrasya Akademi Online Balkanlar Atölye çalışmaları, bu dönemini bitirdi ve yazar adaylarının eserleri ortak kitabımızda yerlerini aldı. Bunun sadece takvim üzerindeki bir bitiş olacağına inanıyoruz. Bu günden sonra da yazmaya devam etmeli, bağları koparmamalıyız. Yazdıklarımızı asla yeterli görmemeliyiz. Kendimizi yazma konusunda sorumlu tutmalı; daha çok, daha seri yazmak kararlılığında hatta zorunda olmalıyız. Atölyede edinilen tecrübeyi, yetenek ve azimle birleştirip yeni hikâyeleri Türkçemizin en güzel haliyle yazmaya devam etmeliyiz. Eserlerimizi çoğaltmalı ve ortak kitaplarda, dergilerde yer almasını sağlamalı aynı zamanda müstakil kitapların da sahibi olmalıyız.
Çünkü bir kitapta yer almak, kelimelerin hakkıdır.
Tüm yazar adaylarını bu çalışmalar süresince gösterdikleri ilgi, gayret, azim ve çalışkanlıklarından dolayı tebrik ediyor ve güzel Türkçemizin kalemleri olarak Balkanlar’dan harika yazarlar çıkacağına inanıyoruz.
Hikâyelerinizin, Türkçemiz birliğinde daha da ileriye kalıcı olarak yürümesi ve yükselmesi temennisiyle.
Sevgi ve selamlarımızla…
Azıksız Çıkma…
“Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silah kalem. Sözle, yazıyla kazanılmayacak savaş yok… Kalem sahiplerine düşen ilk vazife, telaş etmemek, öfkelenmemek, kin kışkırtıcısı olmamak. Halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak. Bir kılıcın kazandığı zaferi başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle yapılan fetihler tarihe mal olur, yani ebediyete.” Cemil Meriç
Avrasya Yazarlar Birliği, yazı atölyeleriyle Türk Edebiyatı ve Türkçemize nitelikli eserler ve kalemler kazandırmaya devam ediyor. Türkiye’den sonra Balkanlar ve Avrupa atölyeleriyle hikâye, deneme ve şiir türünde ortaya konan güzel eserler, atölye edildikten sonra böyle bir ortak kitapla ebedileştiriliyor.
Varlıkların en şereflisi olan insanın yolculuğu, bir kemal yolculuğudur. Var oluş serüvenimiz, önce kendimizi, âlemi ve Yaratanı bilmeye doğru uzanan bir anlam arayışıdır. Çağın süslü, ışıklı, gürültülü akışına karşı kalemi ve kelamı seçenler, aslında bu kemal bulma yolculuğunda ilmi, irfanı ve tefekkürü seçenlerdir. Başka bir deyişle hikmeti…
Edebiyat işte bu kendimizi arama serüvenimizin, kâinatın sırrına erme arzumuzun, hakikate vasıl olma azmimizin bir sonucudur. Olayların iç yüzünü görebilmek, eşyaya ruh giydirebilmek, akıp giden zamanın bir parçasını ölümsüzleştirebilmek gayretidir. Gönül evrenini kelimelerle ebedileştirme, tarihe kayıt düşme, yaşam tuvaline özümüzü damıtmadır. Var oluş hikmetini kelamda bulanlar, çağa söyleyecek bir sözü olanlardır. Onlar, rahatsızlıklarını, hicivlerini, aşklarını, saadetlerini, acılarını satırlara ince ince işleyen kelime işçileri…
Cemil Meriç, “Şairler yoğurmuş dili, düşünceyi, şairler uysallaştırmış.” der. “Nazım en olgun meyvelerini verdikten sonra nesir doğmuş.” diyerek edebiyat tarihinin şiirle başladığını ifade eder. Bu yüzden edebiyat yolcuları için “Genç nasirler, nazmın tehzibinden geçseler şüphesiz ki üslupları daha derli toplu, daha tanınan, daha ölçülü olurdu.” tespitinde bulunur.
Avrasya Yazarlar Birliği Şiir Atölyesi olarak usta şairlerin rahle i tedrisinden geçmeye, Türk şiirinin eşsiz örneklerini gözden geçirerek başladık. Üstadların poetikalarını okuduk. Türk şiir tarihinden şiirde ahenk unsurlarına, biçim ve türlerine uzandık. Her seferinde amaç belliydi: Şiir dilini bulabilmek. Ali Akbaş, “Şiir, kristalize sözdür.” der. Mısralarımızı fazlalıklardan arındırıp, en yalın ve en derin şekliyle örmeye çalıştık.
Her şiirin bir felsefesi vardır ve şairler aslında karanlık gecelerde arzı endam eden içi kor gibi yanan yıldızlardır. Filozof ve fikir işçisidirler. Şiire talip olmanın bir nevi yanmaya talip olmak olduğuna, şiirin aslında şairin gözlerinde kaynayan kumlar olduğuna ustaların şiirlerini şahit tutuk.