18+
реклама
18+
Бургер менюБургер меню

Абай Кунанбаев – Şiirler, Karasözler (страница 8)

18

Gönlüm caydı dosttan da, düşmandan da

Gönlüm caydı dosttan da, düşmandan da, Aldatmayan kim kaldı diri canlar arasında. Uzak-yakın Kazakların hepsini gördüm, Tek tük kimse kalmasa şurada burada… Biri yoldaş olur, faydası için bugün tanda, O da durmaz, baştan miğfer kaykıldığında. “Ben, bundan daha mı değersizim ki” deyip, Kim kalır, birlikte çıktığı er meydanında? Şimdiki halkın sözü; namussuzluk-hırsızlık, Sayılı can görmedim, sözden anlarlık. Bu günde, bu ülkede, hiçbir şey yok, İyiliğe kanıp, mutlu olup, kıvanç duyarlık… Malının hayrını göremez, zenginler de, Yazın gönderdiği atı, güzün alıp binemez de, Zahmet çeker, günde çaldırır, kaybeder izini de, Hiddetinden sırıtır kendi kendine, gülemez de. Sükûnetle ticaret yapamaz, tacir de, Veresiye verir, kötü olur, alamaz geriye. Ötede güç gösteren, halk toplaşınca cayar, Arsız yurttan, gönlü huzura eremez istese de.  İşinden memnun değil, akıllılar da,  “Halk azdı” diye, nadan efkârlanmaz da.  Ala yılan, aç kurbağa, kibirliler ya,  “Saygıdeğer” büyükten utanmazlar da.  Beklikte birisi durup bekleyemez de,  Namussuz-hırsızı kıramaz, o bile.  Günde karşı koyar haylaz kimse,  Ceza çekip hiçbiri af dilemez de.  Bacılar kara yere tıkılmaz da,  Ötekinin sözünü doğru almaz ya.  Soy-sop, dost-arkadaş, eş-çocuk,  Onlar da bir kalıpta durmaz ya.  Bir güçlü çok haylazı yıkamaz ya,  İçinde alevli dert olur, çıkamaz da.  İçki içmiş, sarhoş olmuş bütün yurt,  Faydayı, zararı bilmeden yaşar ya.  Yetiştirip yazın yaylaya konamaz da,  Güz kırkımında çekişmesiz duramaz ya.  Kış kışlağın; kıp-kızıl bu tam bir bela,  Dolaşır, hiçbir iş-uğraş düzelmez ya.  Yaşı küçük büyükten utanmaz da,  Yakarıcılar nefislerine hâkim olamaz ya.  “Selam” borç, “söz” kurnazlık olduktan sonra,  Hangi insan gıybetle-iftirayla sınanmaz ha?

Aldanışın öncesi “yön”, sonrası “hayat yolu”

Aldanışın öncesi “yön”, sonrası “hayat yolu” Art niyetlinin sözünü anlamak, onlara doğru… Has mağrur mala doymaz gururlanarak, Hiç olmamış kusurlu işten, bit gibi korkarak. Bir ölçülü kaftanı, öylesine güzel kesimli, Ucundan tutar giydirir, özenle sırnaşarak. Alnına doğru “kıvırıp getireyim” diyerek, Ak kalpağı düzeltir, kulağı pasak-pasak. Yaz günü ak börkü bükülmez, Hay-i Hak, Elinde uzunca bir çubuk var, o dahi ak-pak. Çubuğu germeye saplayıp koyarak, Börkünü iliştirip bakar ya, korkak-korkak. Kurumuş şalvarı kurnazlığına olmuş ispat, Dizini çekiştirir katlanıp-kırışsa, Hay-i Hak. Yakalanmış kişi gibi zamanı var sanki Gün boyu soyunur budala, aylak-aylak. Diri cana akran olur, gepgenç Hay-i Hak, Şakalaşmak, kaşınmak, yerli yersiz sırıtmak… Söz söylerken ağzını-yüzünü yüz şekle sokarak,